28 Ağustos 2015 Cuma

Kurucunun Kızı - Amy Engel || Kitap Yorumu




Kitap: Kurucunun Kızı
Orjinal Adı: The Book of Ivy
Yazar: Amy Engel
Seri: The Book of Ivy
Seri Sayısı: 1/2
Yayınevi: Yabancı
Tür: Distopya, Genç Yetişkin
Sayfa Sayısı: 270 (Ciltli)
Goodreads Puanı: 4.25
Benim Puanım: 5/5
Satın Almak İçin: D&R | Okuoku







Arka Kapak

Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş, sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle, kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı. 

Bu yıl benim sıram gelmişti. 

Benim adım Ivy Westfall ve görevim basitti: Başkan'ın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücünü geri kazanmasını sağlamak. 

Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değil. Hatta beni bu dünyada gerçekten anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden kaçmama imkân yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim. 

Çünkü Bishop ölmeli. Ve onu öldüren ben olmalıyım… 


Övgüler

"Bir oturuşta okudum. İ-NA-NIL-MAZ-DI! O nasıl bir sondu öyle?!" 
- Wendy Higgins, Tatlı Şeytan ve Tatlı Tehlike romanlarının yazarı-

"Etkileyici ve ince düşünülmüş bir dünya, merak uyandırıcı bir başlangıç, cesur bir kahraman."
- Kırkus Reviews-

"Güçlü karakterler, karmaşık ilişkiler, politik entrikalar ve ihanet, kitabı elinizden bırakmanıza engel olacak; daha fazlası için sabırsızlanacaksınız!"
-School Library Journal-

"Kurucunun Kızı'nda bir distopyada arayacağınız her şey var: tüyler ürpertici bir olay örgüsü, heyecan verici karakterler ve her kelimesi özenle yazılmış bir hikâye."
-Insightful Minds Reviews-


Yorumum

Merak uyandıran bir başlangıç ve Çıldırtan bir son. Cidden. O son nedir? Neden bittin ama sen ya! Allah'ım gerçekten meraktan, üzüntüden, heyecandan donup kaldım. Kitaba 5 puan verdim. 20, 50, 100 üzerinden de versem yine tam puan alırdı. Tek kelime ile inanılmazdı. Kurgu mükemmel. Karakterler müthiş. İnce düşünülmüş olaylar ve daha da fazlası. En sevdiğim distopyalar arasına girmemesi imkansızdı ki girdi de. Kitap mükemmel gerçekten süper, harika. Yani bu kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim kitabı. İçimdekileri, aklımdakileri anlatmak için çok fazla kelime hazinem olması gerekir ki olsa da doğru kelimeleri bulabileceğimden şüpheliyim. Bütün övgüleri hakeden bir kitap.

Ivy. 16 yaşında cesur, güçlü süper bir karakter. Kendisinin de dediği gibi Bishop'u öldürmek için görevlendirilen biri. Kitap onun ağzından anlatılıyor.

"Okuması kolay birisin Ivy ama kitabın karmakarışık."

Bishop. Bishop, adını söyleyince bile içime bir mutluluk doluyor. Gözlerim kalp şeklinde, kalbim atış hızını kestiremediğim bir heyecanla atarken okudum Bishop'u. Mükemmel bir karakter. 18 yaşında ve Ivy ile evlenmek zorunda kalan bir genç. Aslında Ivy'nin yerine onun ablası Callia ile evlenmesi gerekiyordu fakat 16 yaşında evlenmek istemeyen Bishop düğünü erteleyerek iki yıl sonra Ivy ile evlenir. 

Önce bir konuyu anlatayım. Yaşanan bir nükleer savaş dünyayı neredeyse yok etmiş. Ivy’nin büyükbabası Samuel Westfall ve yanında savaştan kurtulan insanlar ile birlikte buldukları savaştan çok fazla zarar görmeyen bir alanda yaşamaya çalışmışlar fakat hiç bir şey kolay olmamış. Aralarında çıkan iç savaş sonucu yönetim Başkan Lattimer'ın babası Alexander Lattimer tarafından ele geçirilmiş. Yaşadıkları yerin kurucusu Westfall'lar olduğu için onun soyuna Kurucu unvanı, Lattimer'lerin soyuna ise Başkan unvanı verilmesi kararlaştırılmış. Barışı sağlamak ve iki toplumu da dengede tutmak için kazanan tarafın erkeklerinin kaybeden tarafın kızlarıyla evlendirildiği bir sistem oluşturulmuş. Bu yıl sıra Ivy’ye gelir ve başkanın oğluyla evlenmesi gerekiyordur. Çoğu için bu evlilik eşlerini mutlu etmek ve onlara bir çocuk vermektir. Fakat Ivy babasının yönetimi ele geçirmesi ve demokrasiyi geri getirmesi için yapılan planda görevi Bishop Lattimer’i mutlu edip ona çocuk vermek değil onu öldürmektir. Ama işler beklenildiği gibi olmuyor. Çünkü Bishop Lattimer Ivy’nin ailesinin ona söylediği gibi kötü, acımasız, zalim biri gibi görünmüyor ya da en azından çok iyi bir oyuncu. Böyle bir durumda ikileme düşen Ivy ne yapması gerektiği konusunda bir seçim yapmak zorunda kalıyor.

Dediğim gibi mükemmel bir kitap. İlk kitabı Kurucunun Kızı olan Amy Engel'in kalemine bayıldım. Gerçekten ortaya süper etkileyici ve her bir ayrıntısıyla mükemmel bir dünya çıkarmış ortaya.

Ve kitabın hiç sevmediğim, bir kaşık suda boğmak istediğim, olsun bu ya öldürün dediğim kişisi Mark. Aptal adam. Pisliğin teki. Kitapta yaptığı o hayvanlık yok mu öldürseydiler daha iyidi. Ve Ivy'nın ablası Callie. Yok böyle itici bir karakter. Hiç sevmedim. Bunun geçtiği yerleri okudukça kıza olan nefretim daha da arttı. Bu iki karakter gerçekten gözümde pislikler. Ivy'nin babasını da pek sevdiğim söylenemez hani.




Her şeyiyle güzel bir kitaptı. Akıcı. Merak uyandırıcı. Cesur ve güçlü karakterler. Etkileyici. Müthiş.

"Mutlu musun Ivy? diye sordu beni şaşırtarak. Tüm hayatım boyunca kimsenin bana bu soruyu yönelttiğini hatırlamıyordum."

Okumadıysanız kesinlikle öneririm ama ikinci kitabı beklemenizi tavsiye ederim. Yabancı yayınları ikinci kitabı Kasım'da çıkarıcak diye biliyorum. Kesinlikle ikinci kitap The Revolution of Ivy dört gözle beklediğim bir kitap. 

26 Ağustos 2015 Çarşamba

SAP (Silik, Aksi, Paspal) - Kody Keplinger || Kitap Yorumu

Kitap: Sap (Silik, Aksi, Paspal)
Orjinal Adı: The Duff
Yazar: Kodu Keplinger
Yayınevi: Pegasus
Tür: Genç Yetişkin, Romantik
Sayfa Sayısı: 288
Goodreads Puanı: 3.90
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: D&R | Okuoku












Arka Kapak

O içimizden biri. Hatta belki de sizsiniz…

Bazen en büyük aşklar gerçekten de nefretle başlar…

On yedi yaşındaki Bianca Piper sivri dilli fakat vefalı bir dosttur ancak arkadaşları kadar güzel olmadığını düşünmektedir. Ayrıca neredeyse okuldaki bütün kızlarla birlikte olmuş çekici Wesley Rush'ın cazibesine kapılmayacak kadar da akıllıdır. Aslında Bianca ondan nefret etmektedir ve Wesley de ona "Sap" lakabını takmıştır.

Ailesiyle işlerin yolunda gitmediği bir gün Bianca kafasını dağıtacak bir şeylere ihtiyaç duyar ve kendini Wesley'yi öperken bulur. İşin kötüsü, bundan hoşlanır da... Sorunlarından kaçmak isteyen genç kız, Wesley'yle duygusallıktan uzak bir ilişkiye başlar.

Ancak olaylar hiç beklemediği şekilde gelişir: Wesley'nin çok da kötü bir dert ortağı olmadığı, onun da hayatının altüst olduğu ortaya çıkınca Bianca dehşetle, nefret ettiğini düşündüğü çocuğa âşık olmaya başladığını fark edecektir...


Övgüler


"Gençlik edebiyatında eşine az rastlanır, karmaşık bir ilişkinin romanı. Sap'ta ergen diyaloglarının, gerçek hayattan karakterlerin ve eğlenceli anların ardı arkası kesilmiyor."
-Kirkus Reviews-

"Heyecanlı ve iddialı. Elimden bırakamadım." 
-Simone Elkeles, New York Times çoksatan yazarı-

"Sert, ateşli, ince düşünülmüş ve son derece gerçekçi. Sap son zamanlarda çıkan en iyi gençlik romanı."
-Elizabeth Scott-

"İlgi çekici ve keyifli bir hikâye."
- Teen Titles-

"Sap sivri dilli ve eğlenceli olduğu kadar duygusal açıdan da çalkantılı. Kitabı bitirdikten sonra uzun süre aklımda kaldı."
-Mandy Hubbard-

"Genç yazar dürüst, hüzünlü ve karmaşık cinsel tecrübeler yaşayan bir başkahraman yaratarak tüm övgüleri hak ediyor.
Sap'ı yıllarca tüm arkadaşlarınıza tavsiye edeceksiniz."
-Romantic Times-


Yorumum

Bitireli bir hafta olacak ama yorumumu anca girebildim. Kitap idare eder düzeydeydi bence bu yüzden de 3 verdim. İşleyişi sevdim yani insanı sıkmıyor ve kolayca okunuyor, akıcı. 280 sayfalık bir kitap olduğu içinde çabuk bitirilicek bir kitap. Ama bazı yerleri sevmedim. Özellikle bir yerde hadi canım bunu yapmaz herhalde dedim ki biri gelmeseydi yapmak üzereydi. Burda çok fazla itici buldum. Bu tür olaylar artık bana bayat geliyor, sevmiyorum ki hiçte gerek yoktu bence.

3,4 bölüm falan hariç diğer bölümler o kadar kötü değildi. Ben olaylardan kaçmak için Bianca'nın yaptığı türden kaçmak-unutmak için falan yaptığı şeyleri itici buluyorum. Kitapta hiçbir karakter o kadar gözüme girmedi. Yani aşık olunulası, çok tatlı dediğim karakterleri bu kitapta da görmedim. Erkek karakterleri bile fazla sevmedim. Sadece Casey, Jess, Bianca arkadaşlığını sevdim. 

Konuyu kısaca anlatayım. Casey, Jess ve Bianca liseye giden 3 arkadaş. Bir de Wesley Rush var. Her kızın istediği yakışıklı adam. (aramızda kalsın ama ben pek istemedim :D) Wesley biraz hovarda bir çocuk. Bir gün barda kızları tavlamak için Bianca'nın yanına gidiyor. Ona SAP diyor. Onun arkadaşları yanında silik, aksi, paspal olduğunu düşünüyor ve onunla konuşursa güzel kızların ilgilisini çekebileceğini düşünüyor. Bianca ona böyle söylediği için kızarak arkadaşlarını da alıp oradan ayrılıyor.


Ama yaşadığı şeyler yüzünden ve bunlardan biraz olsun uzaklaşıp kaçmak için tekrar arkadaşlarıyla bara gider. Tabi ki orada tekrar Wesley'i görür. Wesley Bianca'nın yanına oturur ve onunla sohbet etmeye çalışır. Ama ikisinin de ummadığı bir şey okur ve ikisi de değişik bir yola girerler. 

Kavgaların, mutlulukların, heyecanların, arkadaşlığın gibi bir çok şeyin olduğu bir kitap. Bir gençlik romanı. Ayrıca kitabın bir de filmi var. Ben izlemedim ama filmi sevenler var hatta bazıları kitaptan daha çok sevmiş. Kitaptaki kapakta da filmdeki oyuncular yer alıyor zaten. Kısaca güzel ama o kadar da süper değildi. Bir mola vermek için ya da keyifli zaman geçirmek için demeyeyim de ara vermek için falan kafanızı boşaltmak için falan belki okuyabilirsiniz.

Bir daha ki yorumda görüşmek üzere :) 

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Çirkin Aşk - Colleen Hoover || Kitap Yorumu

Kitap: Çirkin Aşk
Özgün Adı: Ugly Love
Yazar: Colleen Hoover
Yayınevi: Epsilon
Sayfa Sayısı: 368
Tür: Yeni Yetişkin, Romantizm, +18
Goodreads Puanı: 4.33
Benim Puanım: 4/5
Satın Almak İçin: D&R | Okuoku














Arka Kapak

New York Times'ın çok satan yazarı Colleen Hoover yürekleri sızlatan yeni bir aşk hikâyesiyle
geri dönüyor.

Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer'la tanıştığında, bunun ilk görüşte aşk olduğunu düşünmez. Birbirlerini arkadaş olarak görecek kadar bile iletişim kurmazlar. Tate ve Miles'ın tek ortak noktası birbirlerine karşı inkâr edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularını açıkça ortaya koyduklarında, kusursuz bir planları olduğunu anlarlar. Genç adam aşk peşinde değildir, genç kadının ise aşka ayıracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalır. Tate, Miles'ın ona sunduğu iki kurala uyduğu sürece anlaşmaları şaşırtıcı bir şekilde sorunsuz olacaktır.

Asla geçmişim hakkında soru sorma. 
Bir gelecek bekleme.

 İdare edebileceklerini düşünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadığını anlarlar.

Kalplere sızılıyor.
Sözler bozuluyor.
Kurallar çiğneniyor.
Aşk çirkinleşiyor.


Benim Yorumum

İlk olarak söylemek istediğim bu kitabın film olacağını herkes biliyordur. Bende fragmana bakmıştım haliyle ve kitabı bitirdiğimde fragman ile kitap arasında bir alaka göremedim. Fragman bana göre kitaptan biraz değişik. Kitaptaki Miles Archer ile filmdeki Nick Bateman'ı hiç bağdaştıramadım. Kitapla alakası bir tek seks sahnesi olsa gerek.

Kitap film olacaksa bile bana göre Miles Nick olmamalıydı çünkü onda Miles hissini hiç alamadım. Benim gibi düşünmeyenler olacaktır tabi ama fragmanı ilk izlediğimde herhalde bu kitap kötü, sert erkek ile iyi kız ilişkisi olucak falan sandım. Kitabı okuyunca hiç beklediğimi bulamadım. Sert erkek değil de kötü geçmişi olan yaralı bir adamdı bence Miles. Sanırım film kitaptan daha değişik olucak bunu da vizyona girmeden anlayamayız :) Bu arada yanlış anlaşılmasın Nick Bateman yakışıklı adam ona bir sözün yok sadece Miles bağı kuramadık onda o kadar :)

Kitaba gelecek olursam beklentilerimi karşılamadığını söyleyebilirim. Sert bir adam falan bekliyordum dediğim gibi. Ama onun yerine yaralı bir adamı okudum.

Kitap güzeldi evet ama fazla sevemedim. Bir kere böyle bir aşk beklemiyordum. Hayatta bir kez gerçek anlamda aşık olunulabileceğine inanıyorum ben ve Miles'ın iki kadına da aynı hisleri hissetmesini sevmedim. Beklentilerimi karşılamayan ve seks sahnelerini sevmediğim bir kitaptı. Duygu yoğunluğu yoktu bir kere. Kitapta sevebileceğim bir karakter göremedim.

Kitabın tasarımını ve kurulan bazı cümleleri sevdim ama. O bakımdan güzeldi. Ufak tefek çeviri hatalarını mazur gördüm.

Tek sevdiğim nokta Miles ve Tate'in karşılaşma sahnesi oldu. Gerçekten güzel bir sahneydi. Onun dışında bildiğimiz klasik new adult kitabı :D


Kitabın konusu; Tate 23 yaşında, hemşirelik okulunu bitirmiş. Bir iş bulup para biriktirio kendi evine çıkana kadar bir süre pilot abisinin yanına yerleşiyor. Abisinin yanına yerleşmek için gittiğinde abisinin kapısının önünde sarhoş bir adam görüyor ve içeri girebilmesi için onu oradan kaldırmak zorunda.

Miles ise 24 yaşında, başarılı bir pilot. Altı yıl boyunca kimseyle ilişki yaşamayan Miles geçmişi yüzünden acı çekiyor. Bir gün arkadaşı Corbin'in kapısının önünde sarhoş bir halde Tate ile karşılaşıyor. Tate'e karşı konulamaz bir çekim hissetmeye başlıyor. İkisinin de aldığı ortak bir kararla bir ilişki başlıyor.

Miles'ın ilişkileri için koyduğu iki kural var. Geçmişimle ilgili soru sorma ve hiçbir zaman bir gelecek bekleme. Tate için bu zor olsa da kabul ediyor ve sadece seksten oluşan ilişkileri başlıyor. Ama her geçen gün Tate için bu daha zor bir hale geliyor. Çünkü o Miles'i her anlamda istiyor.

Kitabın konusu böyle. Bu arada Miles'ın geçmişini anlattığı kısımlardaki betimlemeleri sevdiğimi söyleyebilirim. Kitaba karşı hislerim hâlâ biraz karışık. Bir yanım güzeldi diyor bir yanım yok güzel değildi diyor.  Bu yüzden de 4 verdim. Tasarımı, iç kısmı, karşılaşma sahnesi çünkü klasik bir şey değildi ve karasizligim yüzünden 4 verdim.

18 Ağustos 2015 Salı

Eksik Parça - Michelle Hodkin || Kitap Yorumu


Kitap: Eksik Parça
Özgün Adı: The Unbecoming of Mara Dyer
Yazar: Michelle Hodkin
Seri: Mara Dyer
Seri Sıralaması: 1/3
Tür: Paranormal, Young Adult 
Sayfa Sayısı: 424
Yayınevi: Pegasus
Goodreads Puanı: 4.12
Puanım: 4/5
Satın Almak İçin: D&R, Kitapyurdu, Okuoku










Arka Kapak

Bir gün uyandığında son birkaç gününü hatırlayamadığını düşün... 

Mucizevi bir şekilde kurtulduğun kazada tüm arkadaşlarını kaybettiğini, 

Ailenin yeni bir sayfa açmak için taşınmak zorunda kaldığını,

Kendi geçmişinle ilgili senden daha fazlasını bilen bir çocukla tanıştığını, 

Tüm yaşadıklarından sonra yeniden âşık olabildiğini,

Gerçek olması imkânsız halüsinasyonlar gördüğünü,

Aklını kaçırdığından endişelenmeye başladığını düşün.

Ne yapardın?

Mara Dyer işte bu sorunun cevabını öğrenmek üzere… 

Övgüler


"Mara Dyer'ın unutulmaz bir rüyayı andıran, gizemli ve romantik hikâyesi sizi esir alacak."
-Cassandra Clare, New York Times çoksatanı Mortal Instruments serisinin yazarı-

"Eksik Parça kara mizah, merak uyandıran gerilim ve samimiyet arasında nadir bulunan bir denge kurmayı başarmış. Bir an kahkaha atarken hemen arkasından korkup tüm ışıkları açarak battaniyenin altına girmek istedim. Michelle Hodkin, tüyler ürperten betimlemeleri ve iç ısıtan romantik sahneleriyle yetenek ve kalitesini gözler önüne sermiş. Daha önce böyle bir roman okumamıştım."
-Veronica Roth, New York Times çoksatanı Divergent serisinin yazarı-

"Eksik Parça, zekice yazılmış, büyüleyici bir gerilim romanı. Gizemli erkekleri, tehlikeli kadınları ve çok karmaşık aşk hikâyelerini sevenler için mükemmel bir eser."
-Kirsten Miller, New York Times çoksatan yazarı-

"Vay canına. Michelle Hodkin'in ilk kitabı sizi son sayfasına kadar merakta bırakacak."
-Beth Revis, New York Times çoksatan yazarı-

"Şiirsel ve tatlı olduğu kadar ürkütücü ve karmaşık hikâyesiyle Eksik Parça'yı elimden bırakamadım. Bu kitabı okurken bütün ışıkları açın."
-Rachel Hawkins, New York Times çoksatan yazarı-


Yorumum

Kitap bitti. Bu kitabın yorumlarını okuduğumda herkesin kitaba övgüler yağdırdığını, çok fazla sevdiğini, çok şaşırtıcı bulduğunu falan dile getirdiklerini gördüm. İlk düşüncem kitap gerçekten bu kadar güzel mi şaşırtıcı mı yoksa biraz abartıyorlar mı dedim. Size düşüncelerimi nasıl aktarsam diye düşündüm bu yüzden bende en doğal şekilde aklımdakileri yazmaya çalışacağım. 


Kitabın kurgusu gerçekten güzel ve ilginç. Yazarın kalemi gayet güzeldi. Akıcı bir kitap oldu. Olayların işleyişi, karakterler arasındaki ilişki falan güzeldi. İlginç miydi evet ama abartılacak kadar şaşırtıcı değildi. Ben çok fazla şaşırmadım. Kitaba yapılan yorumları biraz abartılı buldum. 

Kitapta şaşırmadım değil şaşırdığım noktalar oldu. İlginç olaylar. Mara'nın yaşadığı çelişkiler çok güzeldi. Konuya bayıldım ben. Özellikle sonlara doğru kitap daha da güzelleşti. İkinci kitabın çıkmasını bekliyorum bakalım nasıl şeyler bizi bekliyor.

Ve Noah Shaw. Noah gerçekten de süpermiş :D Noah'ın sahnelerini okurken gözlerim kalp şeklini aldı adeta :D Kitapta tartışmasız en sevdiğim ikinci karakterdi. Mara'nın olayından çok Noah'ın gizemi daha şaşırtıcıydı bence. Ama birincilik her türlü Mara'da :)


Konusu kısaca; Mara Dyer, 16 yaşında bir lise öğrencisi. Kitap Mara, Rachel ve Claire'in Ouija tahtası ile bir oyun oynarlar. Bu tahtaya ilk soru soran Rachel olur ve nasıl öleceğini sorar. Çıkan sonuç ise oldukça şaşırtıcıdır. Aradan 6 ay geçer. Bir gün eğlence olsun diye Mara, Rachel, Claire ve Jude {Claire'in abisi ve Mara'nın erkek arkadaşı} çökmek üzere olan ve girilmesi yasak olan ve eski bir akıl hastanesine girerler. Fakat orada yaşanan olay (okuduğunuzda heyecanlı olsun ve gizemi kaçmasın diye bazı şeyleri söylemeyeyim) yüzünden Mara gözlerini bir hastane odasında açar. Fakat asıl ilginç olan o güne dair hiç bir şey hatırlamamasıdır.

Bu olaydan sonra ailesi ile birlikte Croyden'a taşınırlar. Orada gittiği okulun ilk günü yiyecek otomatları ile uğraşırken arkasından bir ses duyar ve döndüğünde kimle karşılaştı dersiniz. Tabi ki esas çocuğumuz ve gizemli yakışıklı Noah Shaw. Kendisi İngiliz'dir ve o bayıldığımız aksana sahiptir. Mara gibi onunda sakladığı gerçekler vardır tabi ki. İngiliz aksanlı, yakışıklı, seksi ve gizemli bir adam. Bayılırım :D


Okurken gizemli yerler kadar keyif aldığımız komik yerlerde vardı. Daniel ve Joseph, Noah diyalogları falan keyifliydi. Kitaba duyduğunuz yorumlar ya da abartılı yorumlar mı demeliyim bilmiyorum ama onları okuduğunuz da kendinizi kitap için yükseltmeyin. Çok fazla beklenti her zaman biraz da olsa hayal kırıklığı oluşturur. 

Ben sevdim güzeldi ama abartmayakim her kitapta olduğu gibi bunda da ufak tefek yersiz şeyler var. Klasik ya da klişe. Ama sonlara doğru daha da güzelleşen kurgusu iyidi. Son olayları çok sevdim ki zaten ikinci kitabın merak edilmesini sağlayan şeyde budur. Ama paranormal sevenlere öneririm :)


Alıntılar

"Sinir bozucu derecede küstahsın."
"Ağzın çok bozuk."
"Rahatsız mı oldun?" 
"Hayır, hem de hiç."

«๑°~°๑»

"İstediğim hiçbir şey yok. Yapamayacağım hiçbir şey yok. Hiçbir şeyi umursamıyorum. Ne olursa olsun ben düzenbazlığıma devam ediyorum. Kendi hayatımda bir oyuncu gibiyim."

«๑°~°๑»

"Gitmem gerek." diye fısıldayabildim, oysa hiçbir yere gitmek istemiyordum. Hiçbir yerde olmak istemiyordum."

«๑°~°๑»

"Benim tek istediğim sensin."
"Bugün." diye fısıldadım.
"Bugün. Bu gece. Yarın. Sonsuza kadar."

«๑°~°๑»

"Tek istediğim beni normal biri olarak görmesiydi. Ailemin de. Ve herkesin."

«๑°~°๑»

"Ben zehirliydim ve o, bana bunu unutturan tek ilaçtı.

«๑°~°๑»

"Cehenneme kadar yolun var." dedim sessizce.
"Zaten oradayım." diye yanıtladı sakin bir ses tonuyla.

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Talih Serisi - Müjde Aklanoğlu || Kitap Yorumu

Kitap: Kör Talih
Seri: Talih Serisi 1/2
Yazar: Müjde Aklanoğlu
Yayınevi: Parola Yayınları
Sayfa Sayısı: 720
Goodreads Puanı: 3.50
Benim Puanım: 3/5













Arka Kapak

O, Asla Aşka İnanmaz ve Arkasını Kimseye Dönmez...

Büyük holdinglerin karizmatik başkanı, sınırsız servetin despot sahibi: Arda Mertoğlu! Topluma mal olmuş eşsiz bir Ceo, kadınların yüreğine taht kurmuş pervasız bir kral, çalışanlarının iyilik timsali sert görünümlü müsamahasız patronu...

Ama işler hiç ummadığı anda tersine döndü! Ufacık bir kız; es kaza hayatına sürpriz bir giriş yaptı, yaşamının tüm merkezine bir kraliçe idamesinde izinsizce oturarak, yüreğindeki yasak toprakları savaşmadan teslim aldı. Ve tüm dengeler altüst olurken, terazinin kantarı kaçtı. Evet, Arda patavatsız oldu, Hazal düşünceli… 

Arda milyarla banyo yapıyordu; Hazal babası para vermezse meteliğe kurşun değil, kurusıkı bile atamıyordu. Asiydi ama gurursuz değil… Tamam, mahalle arası, edep yuvası, her çetrefilli işin olduğu arka mahalle bir ortamda büyümüş, ünlüleri televizyonda görüp, beyaz atlı prensle ilgili hayaller bile kurmamıştı. Keza asosyal hayatında, masalların gerçekleşmeyeceğini bilen ender genç kızlardandı.

Okulunun birincisi, babasının şamar oğlanı, abisinin bezelye beyinlisi, annesinin biricik kuzusu, ailenin dil yumağı, asi bebeciği…

Çirkin ördek yavrusu: Hazal
O, daracık kaderin çemberinden inadına geçmek isteyince, isteklerinin arasında sıkışıp kalarak, Kör bir Talih'e denk geldi!





Kitap: Baksana Talihe
Seri: Talih Serisi 2/2
Yazar: Müjde Aklanoğlu
Yayınevi: Parola Yayınları
Sayfa Sayısı: 640
Goodreads Puanı: 3.44
Benim Puanım: 4/5



Satın Almak İçin: D&R, Kitapyurdu, Okuoku









Arka Kapak

O, İflah Olmaz Bir Aşık Olacak...

"Bugün sevip yarına unutacak kadar değil… Beyaza bulayıp seni, yok edecek kadar sevdim…" 

Bunu diyen karizmatik, yakışıklı, kendinden emin, ateşli, tutkulu, âşık adam… Şimdi küstah, kibirli olmasa da müsamahasız, despot ve bir o kadar da tehlikeli bir buzdolabı hâline dönüşmeseydi; Masal kaldığı yerden devam edecek… ti! Ta ki, korkaklığı uğruna hiç düşünmeksizin tüm gemilerini yakıp, limanlarını da ardından ateşe veren, gönlü kör kadın ortaya çıkana kadar...

Hazal Atmaca! Geçmişi sırlarla dolu, yüreği yaralarla kaplı, kendine güvenen ama erkeklere asla güvenmeyen, gözyaşları içinde aşkından ölse bile, burnunu sevdiği erkeğin mendiline silmeyen… Gururlu, masum, inatçı, tutkulu ve bir o kadar korkak bir âşıktı…Ya da öyle sanıyordu!

Yanlış anlaşılmalar uğruna, en savunmasız oldukları anda, geçmişlerinde yaşadıkları giz dolu pençelerin etlerine batmasıyla, geleceğin sırlı yarasından kaçmayı kafalarına koyan âşıklar… Kadere çelme takıp, kendi hayatlarına yön vermeye karar verince, yapacakları en büyük yanlışa, bile isteye imza atma gafletinde bulundular…Hayır, tabii ki bu nikâh defteri değil, olsa olsa yürekteki şeytanın başlattığı intikam senaryosunun, nefret oyunu olurdu! 

Onlar, susmaktan yüreklerinde pas tutmuş, kimselerin merak etmediği sır geçmişleriyle yüzleşirken, birbirlerinin yüreğinde açtığı hazin yarayı sarabilecek mi?


Benim Yorumum

Bu kitapta aşka inanmayan ve geçmişinde bir sürü sorun olan "kör" bir adamın hikâyesi. Araya giren Hazal ve onunla komik ve kavgalı bir tanışmaları olan Arda'nın şirketinde işe girmesi ile tekrar tanışırlar.  Aeda ona guvenecegini bildiği için yanına özel sekreteri olarak alır. Tabi Hazal'da ona yaptığı ithamlardan uyandığı için kabul eder. Ama işler ikisinin de hiç ummadığı şekilde gelişir. Kötü bir olay biten birinci kitap ikinci kitapta daha da kızışır. Geçmişten gelen kötülükler ikilinin peşlerini bırakmazken onların olaylara tepkisi ise şaşırtıcıdır. Kısaca konuyu böyle anlatabilirim diye düşündüm :) 

Sevdiğim türk yazarlardan biri olan Müjde Aklanoğlu'nun talih serisi kitaplarını da bitirdim. Ben yazarın kalemini seviyorum. İlk Bana Sevmeyi Anlat kitabını okuduğum da çok sevmiştim ama daha sonra diğer kitaplarını da okuyunca daha bir sevdim yazarı. Eğlenceli, komik bir yazım tarzı var. Duyguyu çok güzel aktarıyor. 

Ama diğer kitaplarına göre Kör Talih ve Baksana Talihe kitaplarını çok fazla sevemedim. Bana biraz eksik geldi. Ağır bir anlatım demeyelim de fazla geldi bazı sayfalar. Okurken biraz sıkılmadım değil. Diğer kitaplarına göre bu kitabını biraz pasif buldum. Karakterler çok güzeldi ama kitap insanı biraz sıkmıyor da değil. 700 sayfalık kitaplar neredeyse zaten. Karakterler eğlenceli ama en çok Arda'yı sevdim tabi bazen yaptıkları saçma ve yersiz geldi ama iyidi yine de. Hazal da sevdiğim karakterler arasında mesela. Hazla Kaya ile ilgili yaptığı iki üç tane şaka var isminden dolayı onlar da hoşuma gitti hani. Tabi bunda bir Hazal Kaya hayranı oluşumda etkili :D 

Seri hakkında kısaca düşüncelerim bu seriyi Müjde Aklanoğlu'nun diğer kitaplarına göre daha az sevdim ben diğer kitaplarına bayılıyorum. Bu seri de çok güzeldi ama bir türlü içime tam oturmadı. Hep bir şeyler eksik-fazla gibi hissettim okurken. Ama ikinci kitap ilk kitap Kör Talih'e göre daha iyidi bence. Bunda belki ikinci kitapta daha fazla aksiyon olması etkilidir.

Ayrıca yayınevi neden iki kitabı da farklı basmış onu anlamadım kötü duruyor. Yazı tipi de o kadar göze batıyor ki insanın okuyası gelmiyor. Bence Parola Yayınları bir an önce yazı tipi ve baskı olaylarını çözsün :(

Alıntılar

"Kararını değiştirebilirim."
"Bunu nasıl yapacaksın."
"Seni baştan çıkarabilirim."

«๑°~°๑»

"Ben sana bir ömür, her şeyi bıkmadan, usanmadan, kafanı şişirerek anlatırım. Gören gözün, yaslandığın elinin değdiği bastonun olurum... Ben senin her şeyin olurum."

«๑°~°๑»

"Onu gördüğünde yüreğin titrerken, sana görmeyen gözlerinden önce dudaklarıyla tebessüm ederse.. İşte aşk budur."

«๑°~°๑»

"Dünyanın batacağını bilsem ve dünyayı kurtarmakla sana sahip olmak arasında kalsam... Tüm dünya gözümden silinirdi. Hiç tereddütsüz seni seçerdim." 

«๑°~°๑»


9 Ağustos 2015 Pazar

Küçük Hırsız - Sena Yavuz // Kitap Yorumu

Kitap: Küçük Hırsız
Yazar: Sena Yavuz
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 416 (Ciltli)
Tür: Wattpad Kitabı, Genç Kurgu
Benim Puanım: 4/5
Satın Almak İçin: D&R, Kitapyurdu, Okuoku






Arka Kapak

Bir hırsıza ne kadar güvenebilirsiniz?

Prens, bir hırsızı seçti ve kader onları bir araya getirdi.
Sevgi ve güven bulutları üzerinde, tatlı bir masala dönüştü onların hikâyesi.
Bir gece hayallerini yazıp ateşe attılar, çünkü yanıp kül olmadan gerçekleşmeyecekti hiçbirisi.
Gözyaşları gülümsemeye dönüşürken önemli olan tek şey sevmekti birini.
Prens ve 'kötü olan' sevilmeyi beklerken, prenses mutlu olmayı seçti.
Ve küçük hırsız çalabileceği en büyük şeyi aldı.

Ailesine bakmak için okulunu yarım bırakmış, sokaklarda hırsızlık yapan bir kız: Azra.
Ailesinin saltanatıyla Prens olmak için doğmuş yakışıklı bir genç: Ekin.
Kötü olmak için yaşayan, iyilikler prensi: Anıl.

Okudukça prensesin sorusunu hissedeceksiniz:

Siz çaldıklarınızın farkında mısınız?


Benim Yorumum

Bu kitap bana Martı Yayınlarından ve Novella Dinamik'ten hediye :) Öncelikle onlara bana okuma fırsatı verdikleri için teşekkür ederim. Ve yanında gönderdikleri kupa da oldukça şeker. Bayıldım :) Novella Dinamik yeni bir yayınevi bilindiği gibi onlara da başarılar diliyorum yolları açık olsun :)

Genç yazar Sena Yavuz'un önce wattpad de yazıp yayınlandı ardından Martı Yayınları kitaba çevirdi. Yazarın yaşı biraz küçük tabi 16 yaşında bir genç kız. O yüzden kitaba başlarken yaşını ve bir wattpad kitabı olduğunu göz önünde bulundurarak başlarsak daha iyi olur. Böylece kitaptan da keyif alırsınız. Sonuçta büyük beklentiler bazı kitaplar için hayal kırıklığı olabiliyor.

Bu benim ikinci kitaba çevrilmiş bir wattpad kitabı okuyuşum. O yüzden biraz daha az beklenti ile başladım. Ama önceki okuduğum wattpad kitabından daha fazla keyif aldım küçük hırsızı okurken. Yazarın yaşı itibariyle kitabın kurgusu çok iyi okura geçmemiş olabilir ama bunun nedeni yazarın toyluğu çünkü daha ilk kitabı. Kurgusu güzel bir kitap. Klişe bir konu bekliyordum ama öyle değil. Daha orjinal ve bu güzel bir şey. Anlatmak istediği konu çok güzel. Yazar kendini geliştirdiğinde eminim daha iyi sonuçlar ortaya çıkacaktır.


Konusuna değinirsek Azra babaannesi ile yaşayan bir kız. Annesi ölünce babası da kayıplara karışmış ve Azra da babaannesi ile yaşamaya başlamış. Babaannesinin hastalığı yüzünden ilaç parasını ve geçimlerini sağlamak için hırsızlık yapıyor. Çalıştığı yerlerden zengin züppeler (onun deyişiyle :D) yüzünden kovulunca ilaç ve eve bir şeyler almak için hırsızlık yapar tekrar. Ama cüzdanını çaldığı kişinin hayatını değiştireceğini nereden bilebilir ki? 

Ekin ise psikoloji dersinden kalınca babası ve hocasının yaptığı iş birliği yüzünden kaldığı dersten proje ödevi alır. Bu proje de görevi bir insanın hayatını değiştirmek. Bir gün cüzdanı çalındığında proje ödevini de buluyor. Azra Güngör. 

Olaylarda buradan başlıyor işte. Ben Ekin ve Azra'yı, Ecrin ve Oğuz'u sevdim. Anıl'ı da unutmamak lazım tabi. 

Kitabı okurken iki yerde gözlerimin dolduğunu saklayamam. Gerçekten duyguları güzel yansıtılmış. Eğer yazarın kalemini güçlendirip tekrar bir kitap çıkarırsa bence bu onun için güzel olur. 
Kitapta aşk üçgeni var. Ben pek aşk üçgeni sevmem ama kitapta fazla abartılmamış en azından. Kitapta cinsel olayların (öpücük dışında tabi ki o da sadece bir kez) olmaması çok güzeldi olmuş. Bazen cinsel olayları satış yapsın, daha çok okunsun falan diye abartıyorlar. Bu bence saçma. Bazen itici olabiliyor. Kitapta buna fazla yer verilmemesi bence güzel.

Yazar kalemini güçlendirip tekrar bir şeyler yazarsa keyifle okuyabilirim. Çünkü bu kitabı keyifle okudum bir günde bitti. Tek sıkıntı yazarın toyluğu ama bu da fazla güzel batmıyor. Bence kitabı yazarın yaşıtlarına ve o yaşa yakın olanlar okursa sevebilirler. Ben sevdim yani :) 

Ayrıca kitabın cildi çok hoş. Ciltli olması güzel. Tatlı bir cildi var ben sevdim. Karakterler, kurgu falan güzeldi yani. Kitabı okurken yazarın yaşını ve bir wattpad kitabı olduğunu göz önüne alarak okursanız keyif alabilirsiniz.


Alıntılar

"Hayatın güzel tarafıyla karşılaşmaya hazır mısın Azra Güngör? Çünkü o çoktandır seni bekliyor."


"Unutma prenses, bu hikâyede mutlu son yok!"


"Unutmayın, hayat şu an için size kötü davranıyorsa ileride daha iyisini vereceği içindir. Daha iyisini hak etmediğimiz için değil." 


"Biraz klişe olacak ama o gün sadece cüzdanımı çalmakla kalmadın küçük hırsızım."

7 Ağustos 2015 Cuma

Zümrüt Yeşil - Kerstin Gier // Kitap Yorumu

Kitap: Zümrüt Yeşil
Özgün Adı: Smaragdgrün 
Yazar: Kerstin Gier
Seri: Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer 3/3
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 464 (Ciltli)
Tür: Fantastik, Genç Yetişkin, Zaman Yolculuğu
Goodreads Puanı: 4.22
Benim Puanım: 5/5
Satın Almak İçin: D&R, Kitapyurdu, Okuoku









Arka Kapak

İçinde aşkın tüm renklerini bulduğunuz unutulmaz serinin son kitabı...

Bir kadın kalbi kırıldığında ne yapar?
En iyi arkadaşını arar, çikolata yer, belki haftalarca aşk acısı çeker. Ancak zaman yolcusu Gwendolyn Shepherd, elinde olmayan nedenlerden dolayı enerjisini başka şeylere harcamak zorundadır. 
Örneğin hayatta kalmak...

Çünkü geçmişte yaşayan Saint Germain Kontu'nun yaptıkları, geleceği tehlikeli bir şekilde etkilemeye başlamıştır. Gwendolyn ve Gideon aşk acısına rağmen ipucu bulmak için 17. yüzyıldaki büyüleyici bir baloda menuet dansı yapmakla kalmayacak, kendilerini unutulmaz bir maceranın da içinde bulacaklardır...
"Gizem, gerilim, bilimkurgu, romantizm ve maceranın doyurucu bir karışımı. Okuyucular tüm seriyi bir solukta bitirecek…"
Augsburger Allgemeine


Benim Yorumum

Öncelikle serinin diğer kitaplarının yorumuna bakmak için Yakut Kırmızı ve Safir Mavi yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Geç olsun güç olmasın o yüzden herkes bu seriye bir an önce başlasın diyerek yorumuma başlıyorum :D Müthiş bir seriydi gerçekten bayıldım. Karakterler olsun kurgu ya da çevirisi olsun mükemmeldi. Kalitesi ve tasarımı süperdi. Yazarı bir kere çok tatlı iyi ki böyle bir seri oluşturmuş. Kitabı öv öv bitmez yani :)

En çokta Xemerius sevdim. Onu okuduğumda gülmekten bayılıyorum ya nasıl bu kadar tatlı olabilir :)) James ve Robert'ı da unutmamak gerek tabi onlarda kitabın güzel hayaletlerinden :D Kitabın bayıldığım noktalarından birisi hayaletleriydi zaten. Çok güzel kurgulanmış ve hepsi birbirinden komik aynı zamanda tatlı :)

Gideon her kitapta zaten biraz gıcıklık yapıyor ama bu kitapta fazla gıcık değildi. Özellikle bir sahnede cidden komikti. Gwendolyn çok tatlı bir kız. Bence kitabın tatlı iki karakterinden bazıları. Leslie ve Raphael de çok şekerdi. 
Lucy ve Paul ikilisi de kitabın güzel çiftlerinden ama keşke daha çok görseydik o ikiliyi. Belki ayrı bir kitap çıkarır yazar bilmiyorum tabi çıkarır mı ama çıkarırsa böyle bir ek kitap güzel olurdu bence Lucy ve Paul için :)

Seri eğlenceli, komik, romantik, gizemli ve bol maceralı geçiyor yani. Ayrıca her zamanın içinden geçiyor :D Akıcı ve sürükleyici hemen okunulabilinecek kitaplar. Gerçekten öneririm ben size bu seriyi. O kadar keyifli ki beğenmemek elde değil. Bu seride aradığınız her şeyi bulabilirsiniz yani.

Artı bir de serinin filmi var. Zümrüt yeşil henüz çıkmadı diye biliyorum ama yakut kırmızı ve safir mavi kitaplarının filmlerini izleyebilirsiniz. Oyuncuları tatlı geldi bana. Ama kitapları okumadan filmi izlemeyin derim ben :)

Eğer hala bu seriye başlamadıysanız kesinlikle başlayın. Ben yazarın çıkardığı diğer kitabı, Silber'i de okuyacağım ki kitap çok seviliyor. Kesinlikle bu yazar okunmalı :) Hadi hadi hemen başlayın :D


Alıntılar

Leslie kostüm hazinesinin havasını iyice solumak için kendi etrafında bir kez döndü: "Cenneti de tıpkı böyle hayal etmiştim." Bakışları rafların üzerindeki tüm çağlara ait ayakkabı ve çizmelerin üzerinde dolaştı, oradan şapkalara ve sonu gelmez gibi görünen elbise askılarına kaydı ve sonunda bize bu cennetin kapılarını açmış olan Madam Rossini'nin üzerinde durdu. "Siz de sevgili Tanrı olmalısınız!"

«๑°~°๑»

"Tuhaf bir şekilde bana tanıdık geliyor," dedi birisi kulağımın dibinde. James'in uyuşuk sesi olduğu kesindi.
"Tabii gelecek mankafa," dedi başka bir ses. Bu da ancak Xemerius'a ait olabilirdi. "Bu Gwendolyn, tabii okul üniforması yok, bir de peruğu var."
"Benimle konuşman için sana izin vermedim, terbiyesiz kedi!"

«๑°~°๑»

Annemle uzun süre ne ağlamayı kesebildik, ne de konuşabildik.
Ta ki Xemerius başını duvardan içeri sokup, "Ah, buradasın demek!" diyene kadar. "Eyvahlar olsun! Oda fıskiyeleri iki olmuş! Niyagara Şelalesi modelinde ucuzluk başladı galiba."

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Miyav! Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum - Gilles Legardinier // Kitap Yorumu

Kitap: Miyav! Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum
Özgün Adı: Demain J'arrête!
Yazar: Gilles Legardinier
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Tür: Romantizm, Kurgu, Mizah
Sayfa Sayısı: 367
Goodreads Puanı: 3.68
Benim Puanın: 4/5
Satın Almak İçin: D&R, Kitapyurdu, Okuoku



Arka Kapak

Aslında şapşallık aşkın ta kendisidir!

Julie de herkes gibi hayatı boyunca birçok saçmalık yapmıştır. Yine de hiçbiri yeni taşınan komşusunun komik adını görüp ona kafayı takınca yaptıkları kadar olamaz. Onu görebilmek için adeta bir röntgenci gibi geceler boyu kapı deliğinden yolunu gözler. Rüyalarının erkeği olduğunu düşündüğü bu adamın kim olduğunu bulmak için mektuplarını çalmaya kadar götürür işi. Ne yazık ki ilk karşılaşmaları da eli, komşusunun posta kutusuna sıkıştığında gerçekleşir. 

Ve bu, Julie'nin yapacağı büyük küçük birçok şapşallığın yalnızca başlangıcıdır. Bir de adamın gizlediği bir şeyler olduğunu keşfedince işler iyice çığırından çıkar… 

Karşınızda, aşkın temelinde güven ve şefkatin yattığına inanan, hassas, sakar ve aklı bir karış havada bir kadın kahraman. İçinden kedilerin ve koca bir mahalle dolusu insanın geçtiği bu romantik komedide bir kadının sevdiği adam için ne kadar çılgınca işlere soyunabileceğini, dostlarınızın sizin için her riski göze alabileceğini ve aşkın sadece kedilere özgü olmadığını keşfedeceksiniz. 

Övgüler

"Herkesin bayılarak okuyacağı bir aşk hikâyesi."
-Biba-

"Kahkahadan karnınıza kramplar girecek."
-Le Grand Cercle-

"Amélie filmi kadar sevimli ve büyüleyici!"
-Aujourd'hui en France-


Benim Yorumum

Ağustos ayının ilk kitabını bitirdim. Açılışı güzel bir kitapla yaptım. Upuzun bir adı olan Miyav! Yarın Yeni Bir Hayata Başlıyorum eğlenceli ve komik bir kitap oldu benim için. Fransız kitabı olduğu için biraz da fransız kültürü barındırıyor. 

Ben yazarın kadın olduğunu düşünmüştüm ama erkekmiş. Şaşırdım. Neden mi? Çünkü yazar yani Gilles Legardinier kadın ruhunu güzel bir şekilde kaleme almış. Kitap kadın karakter olan Julie'nin ağzından anlatılıyor. Julie komik, şapşal bir aşık. Ben sevdim bu karakteri.

Ricardo Patatras. Erkek karakter ve gizemli bir bey. Değişik bir hayatı var ve kitabın sonunlarında şaşırmamıza neden oluyor. Julie kadar komik değil ama yakışıklı.

Julie ismi yüzünden baya dalga geçmişti Ricardo ile. Onu bir sincapa benzetmişti. Komik suratlı adam. Fakat Ricardo Patatras ile karşılaştığında dili tutuldu. Evet böyle bir isimden böyle bir yakışıklılık beklemiyordu zannımca :))

Julie ve Ricardo tanışması var bir de. Julie adamı merak edip onun posta kutusunu karıştırırken elini posta kutusuna sıkıştırıverir. Eh bir de o halde Ricardo'ya yakalanır. Böylece bizimkinin sapşal halleri başlar. 

Ben kitabı sevdim valla. Komik, eğlenceli ve özellikle orta kısımlardan sonlara doğru sürükleyici. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kapağına bakıp tutulmuştum, o yüzden aldım. Ama o kapak çok tatlı değil mi? Kediye ve bakışlarına bayıldım :))

Yazar akıcı bir dille anlatmış kitabı. İlk başlarda biraz sıkıldım ama sonra güzel geldi. Olaylar başladı tabi. Julie Ricardo'nun bir şeyler sağladığından şüphelenince dedektifliğe başlar ve işi çözmeye çalışır. 

Eğer sizde bu gizemi merak ediyorsanız alın okuyun derim. Akıcı dili ve güzel anlatımıyla komik bir aşk kitabı. Romantik komedi tadında keyifle okunulabilir.

Alıntılar

"Gerçek mucize hayat değil. O her yerde kaynaşıp duruyor. Gerçek mucize aşk, Julie."

"Antrenman yaparsan onun kadar iyi koşmayı mı umuyordun?"
"Aşkın gözünün kör olduğu söylenir, hız sayacı olduğu değil..."

"Kendimi motive etmek için müthiş bir tehlikeden kaçmakta olduğumuzu hayal ediyordum. Ardımızda, devasa bir lav dalgası, apartmanları erite erite akıyordu. Veya dev bokböcekleri bizi yemek istiyordu... Ric ve ben insan türünün canlı kalan son iki örneğiydik, o yüzden mümkün olduğunca hızlı koşuyorduk. Biz dünyanın son umuduyduk. Korunaklı bir yere sığınınca, üreyip yeryüzünü tekrar insanlarla doldurmak için bol bol sevişmemiz gerekecekti. Teşekkürler bokböcekleri!"
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...