Follow Us @ozgurkitaplar

Haziran 13, 2016

Yabancı Şahmeran - Öznur Yıldırım // Kitap Yorumu

Haziran 13, 2016 1 Comments
Kitap: Şahmeran
Seri: Yabancı 1/3
Yazar: Öznur Yıldırım
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 600
Goodreads Puanı: 4.22
Benim Puanım: 3,5


Sen cennetin varlığından gurur duy, ben cehennemi istiyorum.

Yağan kar şiddetini gitgide artırıyor, koyu renk saçlarıma tutunan kar tanelerinin sayısı çoğalıyordu.

Konuşmadı, konuşmadım.
Sessizlik... Aramızda her daim geçerli olan bir alfabeydi sessizlik.
Ben de bu alfabeye bir kez daha boyun eğdim ve uzun, titreyen parmaklarımı avuçlarımın içine bastırdım.
Elimi yanıma indirdiğimde avuçlarımda eriyen kar yere damladı...

Rengi, kan rengiydi.
Rengi, kaybın rengiydi.
Rengi, bir cinayetin rengiydi. 



Benim Yorumum

Yabancı içinde bir çok çelişkiyi barındıran ama kendisini okutturduğunu düşündüğüm bir kitap. Wattpad döneminde de takip ederdim ama şimdi kitap halinde okuyunca bir bütün oldu ve düşüncelerim tam olarak oturdu. Evet kitabı seviyorum o betimlemeler ve Öznur'un kalemi bence gayet iyi.

Ama bazı editöryel hatalar, kelime ve cümle tekrarları, mantık hataları, bazı yerlerde gereksiz sözcük, cümle kalabalığı gibi şeyler güzel gözükmedi ve bir nebze akıcılığı da etkiledi. Kitapta bir şeyler yüzeysel kaldı mesela karakterlerde daha derine inilebilirdi. Baştan sona Gece ve Uygar var ama etkisiz eleman gibiler. Umay, Doğa'nın annesi, Atalay, Kutay, Egemen... yani karakterleri daha çok görmeyi, tanımayı, okumayı isterdim.

Onun dışında Doğa ve Ediz'in kendi içlerinde çok fazla çelişkiye düşmelerini de sevmedim. Birbirlerine davranış şekilleri ve Ediz'in değişken ruh halide garipti. Birbirleriyle bir şeyler paylaşıp 2, 3 bölüm sonra birbirlerini öldürecek gibi düşman olmalarını anlamsız buldum :/ Bu bence kurguda daha iyi ayarlanabilirdi çünkü bir öyle bir böyle olmaları bana hoş gözükmedi. Bir bölüm diğer bölümlerden bağımsız gibi her bölümde farklı Ediz ve Doğa var gibiydi.

"Sen Şahmeran'sın.
Hatta ondan da yüce.
Bir duvarın arkasında,
kimsenin bilmediği
bir yerde saklanıyorsun.
En güzel şeyler o duvarın arkasında.
Sadece sen varsın ve o duvardan 
bir ışık süzüyor.
Bu duvar bir kuyunun dibinde.
Ve ben o kuyunun dibinde
karanlıkta kalmış, zavallı bir adamım."

Ve Ediz'in bazı davranışlarını fazla ağır ve yersiz buldum tamam babanı öldüren adamın kardeşi ama bu kadar da olmaz ki masum bir insan sonuçta babanı o öldürmedi. Doğa ise yaşadıkları yüzünden ilgiye ve sevgiye ihtiyaç duyuyor bir süre sonra bu Ediz'e karşı yakın hissetmesine neden oluyor ama bunun kitapta biraz daha sonraları olması daha iyi olurdu sonuçta aileni öldürmekle tehdit eden ve sana davranış şekli belki olan bir adam var karşında bu kadar çabuk ona karşı bir şeyler hissedip düşünmesi olmadı bence.


Kitabın eksiklikleri var evet ama Öznur'un kalemi bence çok daha iyi işlere gebe olacak gibi. Ayrıca Şahmeran hikayesi gerçekten çok etkileyiciydi.

Wattpad'de yayınlanıp kitap olan iyi işlerden biri bence. Çok sağlam bir kurgu olmasa da Öznur'un betimlemeleri gerçekten etkileyiciydi ve bence kitabın en iyi yanlarından biri oldu. Serinin daha iyi olacağını ve daha olgun bir kalem okuyacağımızı düşünüyorum çünkü Öznur'un kalemi gittikçe daha sağlam bir hal alıyor, bu yüzden devam kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.

Mayıs 19, 2016

Tehlikeli Yalanlar - Becca Fitzpatrick // Kitap Yorumu

Mayıs 19, 2016 0 Comments

Kitap: Tehlikeli Yalanlar
Özgün Adı: Dangerous Lies
Yazar: Becca Fitzpatrick
Yayınevi: Pegasus Yayınevi
Çeviri: Sevinç Seyla Tezcan
Türü: Genç Yetişkin, Romantik
Sayfa Sayısı: 384
Goodreads Puanı: 3.86


Tehlikeden korunmak için kurduğunuz yalanlarla örülü hayatta gerçek aşkı bulsaydınız hangisinden vazgeçerdiniz? HAYATINIZDAN MI, AŞKINIZDAN MI?                                                                                                                                                                                                               Stella Gordon'ın hayatı bir yalandan ibaret.

Stella, Nebraska, Thunder Basin'de yaşasa da kendini oraya ait hissetmemektedir. Bir uyuşturucu satıcısının işlediği bir cinayet davasının kilit tanığı olarak, tanık koruma programına alınmıştır. Kasaba halkı ise Stella'nın gerçekte kim olduğunu bilmez. Gerçek kimliğini açıklamak istediği çocuk, Chet Falconer bile… Doğruları söylemenin, güvenli cennetine tehlike getirmekten başka bir sonuç doğurmayacağının farkındadır.

Genç kız her ne kadar dikkat çekmemeye çalışsa da, tehlike hızla yaklaşmaktadır. Suçluların tanıklardan kurtulma yolları vardır ve Stella'nın tek bir hatası, soğukkanlı katilleri kapısına kadar getirecektir.                                                                                                                                                                                        "Okuyucuları şaşırtacak sonuyla, gerilim maskesi ardına saklanmış, muhteşem bir roman." 
-Publishers Weekly-                                                                                                     
"Bir dram, gerilim ve aşk hikâyesi… Hepsi bir arada. Sırların karakterleri nereye sürükleyeceğini öğrenmek için yanıp tutuşacaksınız."
-School Library Journal-



Benim Yorumum

Becca, kitaplarını çok severek okuduğum bir yazar. Hush Hush serisi ve Siyah Buz kitaplarını çok severim ama Tehlikeli Yalanlar beni çok tatmin etmedi :/

Becca'nın kalemi çok güzel ve kendisini okutturuyor yani her kitabında bir şekilde okuru kendisine bağlıyor bence.
Genel olarak baktığımda Tehlikeli Yalanlar da güzeldi ve okurken keyif aldım ama beni heyecanlandırmadı. Belki bunun nedeni kitapta çok fazla derine inilmemesidir. Biraz yüzeysel kaldı bazı şeyler sanki.

İçi boş karakterler vardı mesela yaptıklarını anlamsız bulduğum ki bunun en önemli örneği amaçsız çocuğumuz Trigger -_-
Bir ara okurken "niye böyle yaptı ki" dediğim oldu :))

Ayrıca Reed'i biraz okusak iyi olurdu ama iki, üç mektup dışında yok. Yazdığı mektuplar çok sempatik, romantik, güzel ama bir anda ilişkiyi öyle bir noktaya getirdi ki yazar ne olduğunu anlamadım. Chet'le Stella'yı sevgili yapayım ama Reed'i Stella bırakmış gibi görünmesin amacı varmış gibi ya da Stella'nın Reed'e olam bağlılığını bu şekilde kaldırmak amacı gibi sanki bazı engelleri ortadan kaldırmak için yük Reed'e kaldı.

"Reed haklıydı, önemsemek zayıflıktı.
Önemsediğiniz zaman yükünüz artıyordu.
Kaybedecek şeyleriniz oluyordu."

Baştan sona yazar Reed'i çok değiştirdi bu yüzden de Stella'nın onu düşünerek yaptıkları, engellediği duyguları anlamsız geldi. Reed hakkında olanlar bence gereksizdi Stella ile yaşadıklarına bakarsam eğer.

Kitap çok düşünülmüş gibi yazım aşamasında ama kapağı kapattığımda yazılmak için yazılmış duygusu verdi bana. Kitap çok etkilemedi beni. Genelinde sevdim, okunması güzel.

Stella'nın ayakları üstüne sağlam basması ve Chet en güzel şey kitapta ve tabi ki Carmina en sevdiklerim oldu. Stella'nın annesine me kadar gıcık olduğumu tahmin edemezsiniz.


"Ben de senin başının belaya girmesinden korkuyorum.
Canını yaktığını düşünmek beni öldürüyor.
Kimse ne Trigger ne de bir başkası, sana o şekilde dokunamaz.
Her yerin haraptı, Stella," derken sesi yükseldi.
"Bu beni nasıl etkilemez?
Nasıl hesabını sormam?
Birini sevdiğin zaman, onu kollarsın.
Onun mücadelesine ortak olursun."

Mayıs 04, 2016

[ 26. Blog Tur ] Rhett . J. S. Cooper // Kitap Yorumu

Mayıs 04, 2016 0 Comments

Kitap: Rhett
Özgün Adı: Rhett
Yazar: J. S. Cooper
Seri: Rhett 1/2
Yayınevi: Dex Plus
Çeviri: Selma Altınbaş Bursalıoğlu
Tür: Romantik, Kurgu, Yetişkin
Sayfa Sayısı: 256
Goodreads Puanı: 3.61


Adım Rhett.
Kendini beğenmişin tekiyim çünkü öyle olmak için
her şeye sahibim: Yakışıklılık, para, cazibe…

Her kızın birlikte olmak isteyeceği tipim ama hiçbiri beni kendisine bağlayamıyor. Aşk olaylarına girmem. İlişkiye hiç gelemem.


Asla ama asla evlenmeyeceğim. Hızlı yaşarım, günümü gün ederim. Her hafta yatağıma başka bir kızı konuk ederim. Arkadaşlarım bana imreniyor,
düşmanlarım kıskanıyor. Herkes benim hayatımı yaşamak istiyor…
Sonra bir gün o, bana uzaklara gideceğini söyledi.
O benim en yakın arkadaşım. İlk dostum. İlk öpücüğüm.
Hiç sevgili olmadık, çünkü ona âşık değilim.
Gitmesi umurumda değil. Âşık olmadığım için umurumda değil.
Aşk olaylarına girmem, demiş miydim? Adım Rhett, hiçbir şeyin moralimi bozmasına izin vermem. Vermezdim. Bir gecede her şey değişti,
inandığım her şeyi sorgulamaya başladım.                           Birdenbire, Rhett olmak çok anlamsızlaştı.




Bu kez Kitap Cadıları olarak Rhett kitabını yorumluyorum :)

Kitabı okudum, okurken eğlendim, güldüm ve mola tarzı kafamı rahatlatan tatlı bir aşk kitabı oldu. Rhett ve Clementine arasındaki dostluğun aşka geçişi güzeldi, ikiliyi sevdim.


Okuyucuyu sıkmayan, bunaltmayan bir anlatımı vardı ve akıcı bir Young/new adult kitabıydı diyebilirim. Genel bakıldığında güzel ama kitapta biraz daha az yetişkin içerikten bahsedilseydi bence güzel olurdu :/

Ben bazen bunun üstünde bir kitapta çok fazla söz edilince pek sevemiyorum bilmiyorum yani okurken gözüme batıyor yine mi falan diyorum. Bunu sebebi yazarın ne kadar iyi yansıttığına göre de değişir tabi. Ama yani iki kişinin birbirine karşı olan her çekimi seks olarak algılanmamalı bence diyebilirim bu kitap için.

Onun dışında bence güzel bir kitap yani ağır kitaplardan sonra ya da araya sokmak isterseniz bu kitap kafanızı rahatlatacak ideal bir kitap bence ve bu türü sevenler ayrıca kitabı sever tavsiye ederim bu türe ilgi duyanlara ve romantik aşk kitabı arayanlara.


Diyaloglar falan çok hoşuma gitti yani eğlenceli bir kitap ve kapağında ki adam da iyi ama yani şimdi onu Rhett olarak düşününce o gözler falan :D 

Mart 25, 2016

[ 24. Blog Tur ] Her Şey - Nicola Yoon // Kitap Yorumu + Yazar Bilgisi

Mart 25, 2016 0 Comments
Kitap: Her Şey
Özgün Adı: Everything, Eveything
Yazar: Nicola Yoon
Yayınevi: Pena Yayınları
Çeviri: Funda Tatar
Sayfa Sayısı: 344
Goodreads Puanı: 4.04

"En Büyük Risk Hiç Risk Almamaktır."

Bazen en sevdiğim kitapları sondan başa tekrar okurum. Son bölümden başlar ve başa kadar tersten okurum. Bu şekilde okuduğunuzda, kitabın bölümleri de umuttan çaresizliğe, kendini tanımaktan şüpheye doğru gider. Aşk hikâyelerinde çiftler sevgili olarak başlar, sonunda yabancı olurlar. Yetişkinliğe ulaşma kitapları yolunu kaybetme hikâyelerine dönüşür. En sevdiğiniz karakterler yeniden doğar.  Benim hayatım bir kitap olsa ve tersten okunacak olsa, hiçbir şey değişmezdi. Bugünün dünden hiçbir farkı yoktu. Yarın da bugünle aynı olacaktı. Maddy'nin Kitabı'nda, bütün bölümler birbirinin aynısıydı.                                                                                      Olly'ye kadar.





İşte güzeller güzeli tur konuğumuz :)
Çok çok güzel bir kitaptı. Pena Yayınları kitabı çok güzel hazırlamış ayrıca. İç ve dış tasarımı çok güzeldi ve okurken çok eğlendim. Kitabın içindeki çizimler harikaydı ve bu güzel çizimleri yazarımızın kocasının yapmış olmasıda çok tatlı. İki günde bitirdim ve bitmese daha iyidi :D

Kitabın anlatımı çok iyidi. Okunması kolay ve akıcı ilerledi. Kitaba başladım sonra bir baktım bitmiş sonra üzüldüm niye bitti diye sonra sayfalara tekrar göz gezdirdim sonra koyduğum post-it'leri tekrar okudum yani kitabı elimden bırakmamak için ne gerekiyorsa yaptım ama acı son kitap bitti :D 


Kitabı o kadar çok sevdim ki tekrar okurum. Yani kitabın o duygusu, yazarın duyguyu yansıtması süperdi. Olaylar, karaktarler çok iyidi. Konuyu çok sevdim. Yazar favorilerim arasına girdi ve sonraki çıkacak kitabını büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum. Kalemi çok güzeldi, beğendim.

2016 yılının favori kitapları arasına girdi bile. Diyaloglar, mesajlaşmalar çok keyifli ve aynı zamanda hüzünlüydü okurken çok hoşuma gitti. Güldürdü, ağlattı, neşelendirdi, hüzünlendirdi. Bir sürü bir sürü duygu yaşattı bana. Kızdım, hak verdim, sinirlendim, üzüldüm, ağladım sonra güldüm ve bu döngü devam etti :D Ve sonunda da çok iyi şaşırttı. Beklenmedik ve sürpriz oldu yani sonu mükemmeldi. 


Olly karakterine gelirsem bayıldığım karakterlerden olduğunu söyleyebilirim. O enerjik hali ve tatlılığı süperdi. Kelebek etkisi, hayat enerjisiydi adeta. En başından beri Madeline'in yanında durması çok hoştu.
Madeline'in ise kararları ve inatçılığı ayrıca kitapları seven yanı çok güzeldi. Hemşiremiz Carla'da çok tatlıydı.

Biraz kitapta ne okuyacağımızı anlatayım. Madeline'in bir hastalığı var. Balon bebek hastalığı olarakta bilinen ve ender görülen Ağır Kombine İmmün Yetmezliği (AKİY) hastalığı. Yani Madeline'nin Dünya'ya alerjisi var ve dışarı çıkamaz, birine dokunamaz ya da canı herhangi bir şey istediğinde kafasına göre yiyip içemez çünkü her an hastalığı tetiklenebilir. Bu yüzden 18 yıldır evde hapis gibi yaşıyor çünkü evleri son derece sterilize ve Maddy'nin yaşayabileceği şekilde dizayn edilmiş. Madeline için her gün birbirinin aynıydı ta ki yan eve taşınan Olly'i görene kadar. İşte o zaman hayatı değişmeye başlıyor. Ve her ne olursa olsun hayatını kendi istediği gibi yaşamaya karar verdiğinde ise olanlar oluyor.


Şaşırtıcı ve eğlenceli anlatımıyla bu harika kitabı herkese öneririm çünkü bu kitaba bayıldım ya :D Bence sizde seveceksiniz çünkü kitabın çok tatlı bir anlatımı var ve çizimler, diyaloglar ve Olly ile Maddy (madeline) sizi etkileyecek. Ama her kitap için olduğu gibi bu kitap için de beklenti dozunu ayarlayın çünkü beklenti hiç bir zaman iyi değildir.


Tabi ki Olly'i okurken sizde Madeline ve biz gibi kelebek ayaklanmasından bayılacaksınız :D










Biraz da tatlı yazarımız Nicola Yoon'u tanıyalım. Nicola Yoon, Jamaika (ada) ve Brooklyn (Long Island parçası) büyüdü. Şu an çok sevdiği kocası ve kızı ile Los Angeles, CA'da yaşıyor. Her şey, yazarın ilk romanı. The Sun Is Also a Star isimli bir kitabı daha var ama henüz yazılma aşamasında. Umarım kısa zamanda yayın hakları alınıp, ülkemizde de satışa sunulur. :)
Aşka inanan umutsuz bir romantik kendisi. We Need Diverse Books'un (kitaplara ihtiyacımız var) bir üyesi. Eskiden takılar yaparmış ve karoakeyi seviyormuş fakat şarkı söylemezmiş çünkü sesinin kötü olduğunu düşünüyor. Fransa da şarap ve peynir için yaşayabilirim, diyor ve Kore'nin de Kimchi & Galbi'sine bayılıyor. Yazarımızı twitter.com/NicolaYoon ve instagram.com/nicolayoon hesaplarından takip edebilirsiniz.





"Her şeyi istedim, Olly.
Seni ve bütün dünyayı istedim.
Her şeyi istedim."


Mart 06, 2016

Gitme - Selvi Atıcı // Kitap Yorumu

Mart 06, 2016 0 Comments
Kitap: Gitme
Yazar: Selvi Atıcı
Seri: Kayıp Şehir 3/4
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı: 494 (ciltli)
Goodreads Puanı: 4.84


"Bugün sana âşık oldum."                                                                                             Nefret ve aşk arasındaki mesafe ne kadardır? Kilometrelerce mi?                   Belki bir adım kadar yakındırlar birbirlerine... Belki de aralarında zerre kadar dahi uzaklık yoktur. Üstelik birbirlerine dönüşmeleri öyle hızlı gerçekleşir ki, hiçbir kalp nasıl sevdiğinden bir anda nefret ettiğini, sonra onu yeniden nasıl sevdiğini anlayamaz.                                                     Sırılsıklam aşık olan bir kadın... Tek gecelik ilişkilerin adamı olan bir erkek...                                                                                                Ve geçirilen tek geceden sonra birbirinden nefret eden ya da belki tamamen âşık olan iki insan...                                                   Gerçekte hissettikleri şeyin ne olduğunu keşfetmeleri ise hiç kolay değil…                                                                                       Gitme, aşkın ve nefretin sınırlarında dolanmanıza neden olacak.




Uzun zaman önce bitirdiğim ama yorumu yapmaya bir türlü fırsat bulamadığım kitabın yorumu ile geldim. Aslında arada başka kitaplarda bitirdim ama bloguma sadece çok sevdiğim kitapları uzun uzun anlatarak yazmaya karar verdim bu yüzden arada okuduğum kitapların yorumlarını instagram ya da goodreads hesaplarımdan takip edebilir istek gönderebilirsiniz.

Selvi Atıcı kalemini çok seviyorum ve böyle tatlı ve güzel aşkları anlatan, kaleme alan yazarlardan bir tanesi olan Selvi Atıcı'nın kitaplarını da okumak çok hoşuma gidiyordu. Yazarın gelecek kitaplarını da büyük bir merakla beklediğimide söylemek isterim.

Gitme benim karakterlerine, kurgusuna, yazılış tarzına, duygusuna yani herşeyini çok sevdiğim bir kitap oldu ki zaten yazarın kalemi sevilmeyecek gibi değil.


"Bana bir gün
Hayat'ını avuçlarının arasında tutacaksın
deselerdi inanmazdım. Koca bir hayat
avuçların arasına nasıl sığabilirdi ki?
...Sığabiliyormuş."


Tunç Mirza Yiğit. Çok tatlı ama ya :** Kendisi serinin ilk kitabı Kimliksiz kitabında Deryal Yiğit'in oğlu ve Deryal kadar hatta daha çok seveceğiniz bir kişi kendisi. Tunç Mirza aşık olduğum karakterlerden her ne kadar kitabın bazı yerlerinde kendisini tokatlamak, yumruklamak istediysem de sonrasında kendisine bayıldığım biri haline geldi. Burda da yazarın kalemine övgüler yağdırmamak imkânsız :)

Ancak bu kadar bir karakteri dövmek, sularda boğmak ve işkence etmek istediğim -Hayat'a yaptıklarından sonra az bile :D- âşık edebilirdi yazar bizi. Nefret ve âşk arasındaki çizgi bu olsa gerek.

"Burnun aktığında burnunu silmek istiyorum.
Ayakların ağrıdığında ovmak istiyorum.
Seni ilgiye boğmak, seni şımartmak istiyorum.
Sana hediyeler almak, imkânım
neyi el veriyorsa ayaklarına sermek,
her sözünü emir kabul etmek istiyorum.
Seni yatağımda, yanımda,
tenimde istiyorum."


Tunç Mirza küçükken yaşadığı bir travma sonrası kendisini sevdiklerinden, ailesinden soyutlar. Çünkü yaşadığı acıyı bir daha yaşamak istemez ve eğer onlardan ayrı kalırsa bu acıyı yaşamayacağına inanır. Fakat Hayat, dengeleri bozar hem de bunu bir anda, tek bir gecede yapar. O gece birbirlerine karşı hissettikleri tutku ve çekim hayatlarını değiştiricek bir nefrete dönüşür. Birbirleriyle zorla evlenmek zorunda kalırlar ve bu birbirlerine karşı pişmanlıklara, geri dönülemez hatalara yol açar. Peki sizce bunların üstesinden nasıl gelecekler? Tunç Mirza ve Hayat arasındaki ilişki nasıl ilerleyecek? Kesin cevabı kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz.

Kitap süper ilerliyor, sayfaları çevirirken hangi ara bu kadar okudum dedirtiyor. Okurken çok eğlendim ve keyif aldım. Böyle aşk kitaplarını seviyorum ben ve siz de seviyorsanız alın okuyun derim. Tunç Mirza kesinlikle hepinizin kalbini feth edecek. Çok akıcı ve sonlara doğru bitmesin diye yakınırken bittiğinde tekrar okumak istediğim bir kitap oldu. Bayıldım diyebilirim. Kimliksiz ve Pinokyo'nun Rüyası kitaplarını da çok seviyorum ve gelecek kitaplarını da çok seveceğimi düşünüyorum. Karakterler o kadar iyidi ki, duyguyu süper yansıtmış ve diyecek bir şey bulamıyorum siz hâlâ okumadıysanız hemen başlayın bence :))

Kitabın kapağı da çok tatlıymış. Aslind will gördüğümde biraz kapağı sevemedim gibi oldu ama elime alınca tutuldum :D çok güzel kapak olmuş bence tıpkı Pinokyo'nun Rüyası gibi. Selvi Atıcı kitapları bittiğinde hissettiğim şey en sevdiğim çikolatanın yemek üzereyken elimden alınması gibi ya da kitabın en güzel yerindeyken çalan kapı zili gibi ya da çok sevdiğim bir kitabı almak üzereyken üstümde nakit paranın olmaması gibi ve bunun gibileri. Bitmesin ya yazsın yazsın okuyalım :D



Tunç Mirza'ya hem aynı anda güzel bir dayak atmak isteyip aynı anda sarılmak isteyeceğiniz, Hayat'a üzülüp yaralarını sarmasına yardım etmek isteyeceğiniz muhteşem bir kitap. Dolu dolu duyguları aynı anda yaşayacağınız, ağladığınız, güldüğünüz, üzüldüğünüz, mutlulukla dolduğunuz ve bitmesin diye sayıklayacağınız bir kitap Gitme. Bence bu keyifli yolculuğa çıkmalısınız :)

Yazarın müthiş diğer kitapları Pinokyo'nun Rüyası ve Kimliksiz yorumların için tıklayıp okuyabilirsiniz..

Puanım: 5/5

Ayrıca bu da güzel kitabın Nemesis Kitap tarafından yayınlanan ön okuması :)

Şubat 12, 2016

Bana Dokunma - Tahereh Mafi // Kitap Yorumu

Şubat 12, 2016 0 Comments

Kitap: Bana Dokunma
Özgün Adı: Shatter Me
Seri: Shatter Me 1/3
Yazar: Tahereh Mafi
Yayınevi: Dex Yayınları
Çeviri: Bilge Zileli Alkım
Türü: Distopya, Romantik, Fantastik
Sayfa Sayısı: 321
Goodreads Puanı: 4.03
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: D&R | Okuoku










Arka Kapak

Dokunuşum ölümcül. Dokunuşum güç.

 Juliette tam 264 gündür kimseye dokunmadı.

En son birine dokunması bir kazaydı. Ama Yeniden Kuruluş onu cinayetten içeri tıktı. Juliette'in dokunuşunun neden bu kadar ölümcül olduğunu kimse bilmiyor. Kimseye bir zarar vermediği sürece bu durum kimsenin de umurunda değil çünkü dünya zaten perişan durumda. Her gün yeni bir hastalık ortaya çıkıyor, gıda sıkıntısı had safhada, gökyüzünde tek bir kuş kalmadı ve bulutlar garip bir renkte.

Yeniden Kuruluş, yeni düzenin tek çare olduğunu iddia ettiği için Juliette'i bir hücreye kapattı. Hayatta kalan bir avuç insan ise savaş naraları atıyor. İşte bu yüzden Yeniden Kuruluş fikir değiştirmek üzere. Juliette onlar için mükemmel bir silah olabilir. Juliette, yeni düzenin tek silahı olabilir.

Juliette karar aşamasında. Ya bir silah olacak. Ya da bir asi.

Tahereh Mafi, Bana Dokunma'da yürek burkan bir romantizmle distopya türünü bir araya getiriyor. Juliette'in iç dünyasını yenilikçi bir üslupla metnine yansıtan yazar, okurları Juliette'in zihninin içine davet ediyor.


Benim Yorumum

Bana Dokunma uzun zamandır elimde olan ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım ve kötü yorumlar da, iyi yorumlar da gördüğüm bu yüzden de kararsız kaldığım bir kitap. Ama sonunda başladım ve bitirdim. Beklediğimi buldum mu bilmiyorum ama keyifle okudum. Heyecanlandığım, bu kadar da olmaz dediğim, yok artık amaların yuhların uçuştuğu ve sona doğru da küçük bir küfür savurduğum bir kitap oldu. Okurken eğlendim ve keyiflendim.

"Sen benim kuşumsun." dedim ona.
"Sen benim kuşumsun ve uzaklara uçup
gitmeme yardım edeceksin."

Herkesin aksine ben Adam ve Warner değil de Kenji yani TeamKenji fanı oldum :Dd Adam tatlıydı, romantik bir adamdı. Warner ise kötülüğünün yanında bir de sempatik, seksi ve hani böyle insanı kendisine çeken bir yapıya sahipti. Kenji ise bir komik, eğlenceli, tatlı, sempatik bir adam bence. Adam'ın kardeşi James de tatlı bir karakterdi. Juliette de iyi bir karakterdi. Davranışları, yaşadıklarına tepkisi falan gayet iyidi. Biraz konudan bahsedeyim.

"Ben asla hissetmenin
ne anlama geldiğini
hiç
hiç
hiç
bilmemiştim."

Yeniden Kuruluş onlara söz vermişti. Her gün yeni bir hastalığın ortaya çıktığı, hayvanların öldüğü, tarım diye bir şeyin kalmadığı, mevsimlerin mahvolduğu, yiyeceklerin yetişmediği bu yeri düzelteceklerine söz vermişlerdi, onlara çözüm vaat etmişlerdi. Ama durum gittikçe daha kötüye gidiyordu. Ta ki Yeniden Kuruluş'un başındaki Warner Juliette'yi keşfedene kadar. Juliette'nin Yeniden Kuruluş için mükemmel bir silah olabileceğini keşfedene kadar.

Dokunuşu ölümcül bir kız, Juliette. 17 yaşında herkesin nefret ettiği, ailesinin bile sevmediği ve istemediği bir kız, sevgi görmemiş bir insan. Küçük bir bebeği kurtarmak isterken onun ölümüne sebep olmasıyla ailesinin de isteğiyle yetkililere verilir. 264 gün boyunca bir hücrede tek başına kalan, konuşmayan, dokunamayan Juliette hücresine giren yeni bir kişi ile her şeyin değişeceğini bilemedi. Adam Juliette'nin eskiden tanıdığı bir kişiydi ve şimdi aynı hücredeydiler ama bir gün askerler gelip onları götürene kadar. Öleceğini düşünen Juliette için aslında her şey daha yeni başlıyordu.

Peki sizce Juliette ne yapacak? İnsanlara dokunmanın bir yolunu bulabilecek mi? Warner'la iş birliği yapacak mı? Adam'la neler yaşayacak? Kenji ile nasıl tanışacak? Kaçmayı nasıl başaracak? Bir kurtuluş bulabilecek mi?


Bunların hepsini kitapta okuyup bulabileceksiniz. Ben kitaba biraz ön yargıyla başladım gibi duyduğum yorumlar yüzünden bir arkadaşımdan ama sevdim. Distopya türünde iyi bir kitaptı. Bana konusu özgün geldi.

"Hayat kötü bir yer," diye fısıldadı.
"Bazen ateş eden ilk kişi olmayı öğrenmek
zorunda kalırsın."

Warner kötü bir karakter kitapta evet ama ben onunda yumuşak bir yanının da olduğunu düşünüyorum ki sonraki kitaplarda bunu göreceğiz gibi. Warner ve Adam için bu kitapta bir şey diyemem daha ilk kitaptayım çünkü ikisi arasında bir seçim yapamam ama ikiside hoşuma giden karakterlerden oldu. Ama ben en çok sanırım Kenji'yi sevdim sonlara doğru kitaba katılsa da. 


Kitap akıcı. Bazı yazım hataları ve harf hataları var bunlar kötü duruyor bir kitapta. Güzel ilerleyen bir yapısı var özellikle sonlarını daha çok sevdim. Zaten kitap bence sonlara doğru daha çok güzelleşiyor. 

Juliette'nin düşüncelerini yansıtma biçimi çok hoşuma gitti. Söyledikleri ve düşündükleri arasındaki farkı yansıtmaları falan çok sevdim oraları. Ama bazen böyle kelime tekrarları yapıldı kitapta oralar fazla güzel gözükmedi bana. Yazarın kalemi de güzel. Duyguyu iyi yansıtmış ve merak veren bir kitap bence.

"Asla yapmayı istemediğim
bir şey için buradaydım ve
bunun bir kaza olması
hiç kimsenin umurunda değildi."

Aşk üçgeni var kitapta evet ve aşk üçgeni çok fazla abartılırsa sevmiyorum ben ama bu serinin daha ilk kitabındayım ve gözüme o kadar batmadı umarım ikinci ve üçüncü kitapta da aşk üçgeni çok görmeyiz kendi adıma söylersem eğer görmek istemem yani. Ve evet seriye devam edeceğim diğer kitapları ne zaman alırım bilmem ama devam edeceğim yani.

Kitabı önerir miyim bilmiyorum ama iyi bir kitaptı diyebilirim yani. Öncelikli kitaplar listesi olanlar varsa bence öncelikli kitaplar listesine koymasalar da olur ama yani :))

Bu arada kitabın orjinal kapakları müthiş çok sevdim :))

Ocak 30, 2016

Kusursuz Plan - Fatih Murat Arsal // Kitap Yorumu + Okuma Etkinliği

Ocak 30, 2016 0 Comments
Kitap: Kusursuz Plan
Seri: Zoraki Gelin 2
Yazar: Fatih Murat Arsal
Yayınevi: Ephesus
Tür: Romantik, Aşk
Sayfa Sayısı: 495 (ciltli)
Goodreads Puanı: 3.91
Benim Puanım: 3,5/5
Satın Almak İçin: D&R | Okuoku












Arka Kapak

Tüm ışıldayan güzelliğine rağmen,
o da aldatılabilirdi! İncitilebilirdi! Kalbi kırılabilirdi!
Ama gururu yüzünden asla altta kalamazdı! 

Sevdiği erkeği elde etmek için garip bir plan yaptı.
Planı kusursuz olmalıydı. Öyle de oldu!
Gerçek niyetini kimse anlayamadı.
Amacına erişebilmek için parasını, dayanılmaz güzelliğini, şaşırtan zekâsını ve
çekici vücudunu ortaya koydu. 

Bundan daha iyi plan olur muydu?
Bir de duygularını ve arzularını gizleyebilseydi!

Hain planların bile eğlenceli olabileceği, nefes kesen tutkunun elle tutulabilir olduğu bir FMArsal romanı daha!

ozgurkitaplar

Benim Yorumum

Bir FMArsal romanı daha :) Kusursuz Plan kitabı Kitap Cadıları olarak düzenlediğimiz bir okuma etkinliği. Yayınevine katkılarından dolayı çok teşekkür ederiz burdan :)

Ben bu yazarın kitaplarını çok seviyorum ve en sevdiğim türk yazarlar arasında. FMA sevgim ilk Seni Sevmek İstemedim kitabıyla başladı. Seni Sevmek İstemedim bence o kadar güzel bir kitap ki ilk yayınlandığı zamanlar okumuştum süperdi. Sonra kitap baskısını alıp tekrar okumaya karar verdim ve ilk baskıdaki kapağı o kadar sevmiştim ki ama bulamadım baskısını ve aldığım baskıda çok güzel ve kapağıyla aşk yaşıyorum adeta 2013 baskısı bu arada :)) Neyse adam çok güzeldi kapaktaki ve zaten Fatih Murat Arsal o kadar güzel yazıyor ki karakterlerini çok seviyorum. Karakterleri gerçekten çok iyi ve karakterli kişilikler. Nasıl bir cümle kurduysam şu an :)) Yani yazdığı karakterler sevilmeyecek gibi değil.


Kusursuz Plan güzel bir kitaptı. Zaten FMA kitaplarının akıcılığı dillere destan. Gerçekten o kadar akıcı ki kitap elime aldığımda 150'den fazla sayfa okuduğum oluyor. Çok akıcı. Böyle akıp giden ve zamanın nasıl geçtiğini farketmediğiniz kitaplardan. Keyifli zaman geçirmek için ayrıca süper oluyor. Depresyondaki insanlara kesinlikle FMA öneririm çünkü depresyonda olduğunu bile unutturur insana :)

FMA kitapları seri olarak geçiyor ama birbirinden bağımsız oldukları için gönül rahatlığıyla istediğinizden başlayabilirsiniz ki ben Seni Sevmek İstemedim ile açılışı yapmanızı tavsiye ederim.

Biraz kitaptan bahsedeyim. Ebru soğuk ama çok güzel bir kadındır. Soğukluğu ise bir şirket yönettiğinden yani bir şirketi var ve yalnız yaşadığından kaynaklı. İşlerinin yoğunluğundan dolayı sevgilisi Yakup ile vakit geçiremeyen Ebru sürpriz yapmak için Çeşme'ye sevgilisinin yanına gitmeye karar verir. Fakat erkek arkadaşını başka biriyle görür yani onu aldattığına şahit olur. Çeşme'ye giderken yolunu kaybettiği için ona yardım eden Selim de bu olayın tanıklarındandır ve Ebru'nun kötü halini gördüğü için onun yanında kalmaya karar verir ve yardımcı olur. Evine dönmek istediği sırada kaza yapmasından korkan Selim onu ikna ederek kendi evine getirir. O evdeki tatilinde ve sonrasında bazı gerçeklerin farkına varan Ebru güzelliğini de içine katarak sevdiği erkeği elde etmek için kusursuz bir olan yapar.


Kısaca özet geçeyim dedim. Yani Ebru ve Selim aşkı nasıl başlıyor, olaylar nasıl gelişiyor, engeller nasıl aşılıyor hepsini kitabı okuyarak anlayabilirsiniz. Ben Selim ve Ebru'yu sevdim. Tamam kitapta bazı sevmediğim yerler oldu mesela biraz +18 kısımlarına dayalı olması gibi ama kurguya bakınca bence de olabilir. Çünkü bir plan bu ve bu planda kendisine aşık etmeye çalıştığı kişiyi güzelliğiyle etkilemeye çalışan bir insan Ebru. Böyle düşününce bana doğal geliyor ki zaten aralarındaki çekimde su götürmez bir gerçek. Eh tabi Selim de çekim hissedilmeyecek bir erkek değil yani :* :D


FMA kitaplarında zayıf bulduğum bir kitap Kusursuz Plan ama yine de keyifle okudum ve okurken eğlendim, insanı kendisine çok güzel sevdiriyor. Ben size kesinlikle FMArsal kitaplarına göz atmanızı öneririm.

Güzel zaman geçirmek için, keyifli ve eğlenceli vakit için size sadece Kusursuz Planı değil FMA kitaplarının hepsini öneririm. Özellikle Ephesus Yayınları çok güzel baskılarla kitapları tekrar çıkardı duyurulur :)) Ve Kusursuz Plan'ın cildide bir tatlı değil mi? :))

Ayrıca 2 kişiye çekiliş ile verilecek olan Kusursuz Plan kitabını kazanmak için İnstagram ve Facebook sayfalarımıza bekleriz. Ayrıca yorumumda paylaştığım alıntılar için kitaplarinsenfonisi'ne çok teşekkür ederim :)