Follow Us @ozgurkitaplar

pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pegasus yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ekim 01, 2018

Gazap ve Şafak - Renee Ahdieh // Kitap Yorumu

Ekim 01, 2018 0 Comments
Kitap: Gazap ve Şafak
Orjinal Adı: The Wrath and the Dawn 1/2
Yazar: Renee Ahdieh
Yayınevi: PegasusYayınları
Çeviri: Dilan Toplu
Sayfa Sayısı: 390 (ciltli)
Goodreads Puanı: 4.18
Benim Puanım: 5/5
Her Şafakta Bir Hayat…

Cani bir katil tarafından yönetilen bir diyarda, her şafak bir başka aileye kalp acısı getirmektedir. On sekiz yaşındaki Horasan Halifesi Halid her gece yeni bir eş almakta ancak sabaha kalmadan gencecik kadınların hayatına son vermektedir. Can dostu, Halid’in kurbanlarından biri olan Şehrazad, intikam almaya yemin eder ve gönüllü olarak Halid’e gelin gider. Sadece hayatta kalmaya değil, halifenin dehşet saçtığı hükümdarlığı yerle bir etmeye de kararlıdır.

Şehrazad zekâsı ve azmi sayesinde her gece Halid’in aklını çelip büyüleyici hikâyeler anlatarak hayatta kalmayı başarsa da bir sorun vardır: Genç kız can dostunu öldüren katile günbegün âşık olmaktadır. Üstelik bu mermer ve taştan sarayda hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamaya başlamıştır. Şehrazad, zalim çocuk hükümdarın genç kızları neden öldürdüğünü ortaya çıkarmaya ve bu döngüye bir son vermeye karar verir…

“Taht Oyunları’nın heyecanı Binbir Gece Masalları’nın aşk hikâyesiyle kesişiyor…”
US Weekly

“Sayfalar elinizden akıp giderken kendinizi altın rengi sıcak kumların üstüne kurulmuş serin mermer avlularda, baharatlı içeceğinizi yudumlar halde bulursanız şaşırmayın. Büyüleyici bir hikâye. Tıpkı benim gibi siz de âşık olacaksınız.”
Marie Lu, Efsane ve Genç Elitler’in New York Times çoksatan yazarı

#1 New York Times Çoksatanı
Indie Next Listesi Seçkisi, 2015
Amazon En İyi Gençlik Romanı, 2015
New York Halk Kütüphanesi En İyi Gençlik Romanı, 2015
Seventeen Magazine En İyi Roman, 2015
YALSA En İyi Gençlik Romanı, 2016
Kitaba bayıldım. Muhteşemdi. Renee Ahdieh en sevdiğim yazarlar arasına girdi bile. Yazara, kalemine, kitabına aşık oldum keşke diğer kitapları da çıksa da okusam. Kitap o kadar akıcı ve güzel ilerliyor ki kendimi durduramadan bitiriverdim ve hemen ikinci kitap Gül ve Hançer'i sipariş verdim ki umarım çabuk gelir 😁

Kitaptaki o masalsı hava, gizemler ve büyülerin olması falan çok hoştu. Şehrazat'ın Halid'e okuduğu masallar çok güzeldi o masalları daha fazla okumak isterdim. Her bir karakteri ayrı sevdim. Şehrazat, Halid, Celal, Despina ve Tarık'ı okurken çok keyif aldım. Heyecan verici, merak uyandıran ve romantik bir peri masalı. Yani tam da okumak istediğiniz bir kitap Gazap ve Şafak, yani bence okuyun 😍

Bir kitapta aradığım her şey burada vardı ve okurken bir an olsun sıkılmadım büyük keyif aldım. Sonlara doğru bir yandan da ikinci kitabın siparişini verirken buldum kendimi. Ayrıca uzun zamandır peş peşe harika iki kitap bitirdim ve kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim. Gençler alın alın okuyun bunu valla 😅



Yazımı okuduğunuz için her birinize teşekkür ederim 💓
Keyifli ve bol mutlu güzel günler 😇

Ocak 27, 2018

Sevdiğim Tüm Erkeklere - Jenny Han // Kitap Yorumu

Ocak 27, 2018 0 Comments
Kitap: Sevdiğim Tüm Erkeklere
Yazar: Jenny Han
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Gizem Yeşildal
Tür: Genç Yetişkin, Gerçekçi Kurgu
Sayfa Sayısı: 360
Goodreads Puanı: 4,11
Benim Puanım: 4/5


YA ŞİMDİYE DEK AŞIK OLDUĞUNUZ HER ERKEK ONLAR HAKKINDA NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜZÜ ÖĞRENSEYDİ?..      HEMDE HEPSİ AYNI ANDA!

Lara Jean aşk mektuplarını annesinin verdiği bir şapka kutusunda saklıyordu. Bunlar başkasından aldığı mektuplar değil, kendi yazdıklarıydı. Sevdiği her çocuk için bir; toplam beş tane. Yazarak kalbi ile ruhundakileri dışarı dökebiliyor ve gerçek hayatta asla söyleyemeyeceği duyguları mektuba aktarabiliyordu çünkü onları sadece kendisi görecekti. Tabii bu gizli mektuplar postalanınca durum değişti ve böylece Lara Jean’in hayali aşk hayatı birdenbire kontrolden çıktı...

Benim Yorumum

Kitapta en sevdiğim şey yazarın anlatımıydı. Yani o kadar samimi, sıcacık, doğal, tatlıydı ki bayıldım. Kitaba beni en çok çeken buydu çünkü süper akıcı ilerleyen kitaplara bayılırım 😍 Bir diğeri de olayların uzatılmaması. Bazı kitaplarda olaylar o kadar uzatılıyor ki sayfalarca onu okuyoruz ve bu sıkıcı bence ama bu kitapta gayet yerinde mesela karakterler kıskanma/tartışma yaşadığında bunu sayfalarca okumak mecburiyetinde değiliz ki bu kitap için daha doğru oldu. Yaşanıyor, konuşuluyor ve bitiyor. Süper.

"Bir erkeğin üzerinde böylesine bir güce sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu merak ettim. Bunu isteyeceğimi sanmı­yordum; birinin kalbini elinizde tutmak çok fazla sorumluluk gerektiriyordu." 
-sf: 45

Kitapta çok sevdiğim diğer şey ise aile. Lara Jean'in ailesi çok tatlıydı. Özellikle Kitty'e bayıldım. Diyalogları müthişti. Birlikte geçirdikleri zamanlara özellikle kurabiye, pasta, tatlı yemeyi çok seven biri olarak kitaptaki o anlara bayıldım. Sırf bu aileyi okumak için bile okunur bu kitap. Yani kitabı okumak keyifliydi, eğlenceliydi diyebilirim.

 Lara Jean'in mektup yazma olayını sevdim, çok güzeldi. Lara Jean'i ve ailesini okumak güzeldi aynı zamanda Peter'i de tabi ki. Kitaptaki diyaloglar çok güzeldi. Sıcacık, sempatik, tatlı bir kitaptı okurken keyif verdi. Ama tabi ki bazı yerlerde karakterleri sarsmak gelmedi değil içimden. Özellikle bir kaç yer sayabilirim ama spoiler olur canlar 😇 Ama bu tabi ki karakterin olgunluğu hakkında sonuçta henüz 17, 18 yaşlarında karakterler okuduk bunu göz önünde bulundurmak gerekir.

"Sence aralarında fark var mı?
Yani birine ait olmakla birinin kaderi olmanın?"
 "Tabii ki. Biri tercih ettiğini gösteriyor, diğeriyse öyle değil."
-- sf: 199

Lara Jean, Peter ve John Ambrose McClaren üçgenini okumak oldukça keyifli olucak gibi bir his var içimde bakalım merak içindeyim John'lu sahneler için sabırsızlanıyorum. Kitapta çok çok çok sevdiğim karakterler yoktu -kitty dışında- ama sevmediğim karakter de yoktu yani bu ikinci kitapta daha çok belli olur karakterlerin neler yapacağı ile alakalı olarak çünkü henüz sempatiklikleri dışında sevdiğim bir davranışlarını görmedim. Kitabı okurken yabancı gençlik dizisi izliyormuşum gibi hissettim ki kitabın havası da o,sevimliydi bu his.

İkinci kitap Not: Seni Hala Seviyorum'u baya merak ediyorum ama hakkında 'Sevdiğim Tüm Erkeklere' kitabı kadar güzel yorumlar pek görmedim bu yüzden tereddütlüyüm ama kısa zamanda okumayı planlıyorum.

Ayrıca kitabın filminin çıkacağını duydum ve çok sevindim izlemesi müthiş olucak yani çıksa da izlesem, sabırsızlanıyorum. 💃
Tabi mini dizi de yapılabilirdi bu da hoş olurdu ama olsundu 😁







Yazımı okuduğunuz için her birinize teşekkür ederim 💓
Keyifli ve bol mutlu güzel günler 😇

Mayıs 17, 2017

İkinci Şans - Robyn Schneider // Kitap Yorumu

Mayıs 17, 2017 0 Comments
Kitap: İkinci Şans
Özgün Adı: Extraordinary Means
Yazar: Robyn Schneider
Yayınevi: Pegasus
Çeviren: Özge Nur Küskün
Türü: Genç Yetişkin
Sayfa Sayısı: 335
Goodreads Puanı: 4.0
Benim Puanım: 4/5









EN ÖLÜMCÜL VİRÜS BİLE
UMUT VE AŞK KARŞISINDA YENİK DÜŞER.
ÇÜNKÜ İKİNCİ ŞANSLAR BUNU GEREKTİRİR...

Derslerinde son derece başarılı olan Lane, on yedi yaşına geldiğinde kendini, tedavi edilemeyen tüberkülozdan mustarip halde, Latham Yurdu sanatoryumundaki gençlerin arasında bulur. Yarı hastane yarı yatılı okul olan Latham, katı kurallar ve kafa karıştırıcı uygulamalarla doludur; öğrencilerin kahvaltıyı kaçırınca ceza almaları, Fransızca dersinden çakmalarından daha kolaydır.

Lane çocukluğundan tanıdığı utangaç ve yalnız Sadie'yle Latham'da karşılaştığında, belalı bir arkadaş grubuna katılmış olan genç kızın esprili, korkusuz ve son derece ilgi çekici bir karaktere büründüğünü şaşkınlıkla fark eder. Zaman geçtikçe Lane de Sadie'nin grubunun bir parçası haline gelir. İki genç sonunda hastalıklarının aslında sadece bir başlangıç olduğunu; hastalığın insanın gerçek kişiliğini belirlemediğini ve aşkın, onun ilacı olduğunu keşfedecektir.

"Yaşam, ölüm, korku ve ikinci şanslar üzerine yazılmış bu roman, zekice espriler, mütevazı bir mizah ve dikkat çekici karakterleriyle, kitap rafında durduğu gibi durmayacak."
-VOYA-



Benim Yorumum

Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve ilk okuduğum Her Şeyin Başlangıcı kitabından daha iyi olduğunu düşünüyorum. Belki kurgu olarak daha farklı olduğu için olabilir. Kitabın konusu arka kapağında yani tanıtımında bence yeteri kadar iyi bir şekilde anlatılmış bu yüzden bunu es geçiyorum.

Kitabı sevdim. Akıcı ve güzel bir dili vardı ve okurken keyif aldığım kitaplardan biri oldu benim için. Duygusal anlamda da iyi ve sonu daha farklı hayal ediyorum ama bu da fena olmamış ki zaten kitabın içinde bazı alıntılarla ipucu verilmiş diye düşünüyorum.

"Sadece Marina, hikayenin içinde vombatlar ve zeplinlerin de yer aldığı uydurma bir versiyonu da olsa, ikimizin Lizzie ve Bay Darcy olduğumuzu düşünerek yanıldığı için kızgındım. Çünkü geçen seneden bu yana emin olduğum bir tek şey varsa o da Latham'da aşk hikayelerinin hep aynı biçinde sona erdiğiydi: Mutlaka biri geride kalıyordu."
– sf: 145

Kitaptaki karakterleri sevdim. Aralarındaki diyaloglar çok sevimliydi. Kitap gerçekçi ve samimiydi ve bu güzeldi fakat daha farklı bir son hayal etmediğimi söyleyemem. Çünkü yani neden olmasındı ki yani böyle de bitmemeliydi hala aklıma gelince hüzün veriyor. Eh duygusal veya dram türündeki kitapların böyle pis bir huyu var hele bir de hastalık konulu ise. Her aklınıza geldiğinde farklı bir son hayal etmenizi sağlayan, içinizde ukte bırakan kötü bir huy ki bu özellikle çok sevdiğiniz bir karakter için olunca vay halinize 😟

Ve kitabın kapağı çok tatlı, iç kapak tasarımı da dışı gibi çok güzel. Keyifli bir kitaptı ve okuyacak olanlara bir tavsiye sakın bu tür kitaplarda hüzünlü şarkılar dinlemeyin işleri daha kötü yapıyor 🙈




Yazımı okuduğunuz için her birinize teşekkür ederim 💓
Keyifli ve bol mutlu güzel günler 😇

Aralık 10, 2016

[ 28. KCY Blog Tur ] İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto - Holly Bourne // Kitap Yorumu

Aralık 10, 2016 0 Comments
Kitap Adı: İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto
Özgün Adı: The Manifesto on How to be Interesting
Yazar: Holly Bourne
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviren: Sevinç Seyla Tezcan
Sayfa Sayısı: 400
Goodreads Puanı: 3,94

Görünen o ki sıkıcıyım. Hiç kimseyim.
Ama hepsi değişmek üzere.
Çünkü bir projeye başlıyorum.
Burada. Şimdi. Kendim için.
Siz de benimle bu yolculuğa
çıkmak isterseniz, buyurun gelin.



Bree popülerlikten çok uzaktır. Zamanının çoğunu hayatından,
okulundan, hiç yanında olmayan anne babasından nefret
ederek geçirir. Bu yüzden de kendini yazmaya vermiştir.

Bir gün Bree'ye kendini dünyaya kapatmaktan vazgeçmesi
ve yazıya aktarmaya değer bir hayat yaşamaya başlaması
gerektiği söylenir. Ve böylece İlginç Olmak Üstüne Bir
Manifesto doğar. Altı adımda kusursuzlar takımının arasına
sızacak, imkânsız bir aşka kapılacak ve hayatının
en büyük hatasını yapacaktır.

                           Bu manifesto her şeyi değiştirecek...                                                                                                                                                                                                                                             "Arkadaş gruplarından dostluklara, bu romanın sayfalarındaki her şey gerçek ve bu yüzden herkes kendinden bir parça bulacak."
-The Guardian-


Benim Yorumum


Sen Benim Diğer Yarımsın kitabı ile sevilen yazar Holly Bourne'nun yeni kitabı İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto Kasım ayında okurla buluştu. Kitaptan biraz bahsedeyim sizlere.

Bree yazar olmak istiyor fakat defalarca yayınevlerinden retler alıyor. Edebiyat öğretmeniyle olan konuşmasında öğretmeninin ona "Bence kendini ve hayatını biraz daha açmalısın. Biraz daha ilginç şeyler yap, Bree... Hakkında bir şeyler okumak isteyeceğin biri ol." demesiyle Bree bir projeye başlıyor. Amacı ilginç olmak. Hakkında bir şeyler okumak isteyeceği kişiye dönüşmek. Böylece ilginç olmak adına, yaptığı bir sürü listenin yanına altı kurallı yeni bir liste ekler: İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto. 



Birinci Kural: Çekici olmak.
İkinci Kural: Diğer çekici insanlarla arkadaş olmak.
Üçüncü Kural: İmkânsız bir aşka kapılmak.
Dördüncü Kural: Kişiliğinden tamamen arınmak, duygusal açıdan harabeye dönüp paramparça olmak.
Beşinci Kural: Sanırım sonunu öğrenmek istiyorsunuz. Bunun
için okumaya devam etmeniz gerekecek...




Bree önemli olmadığını, yalnız olduğunu düşünüyor ve dünyada bir iz bırakmak istiyor. Bu yüzden yazar olmak istiyor bence ve bu kariyeri için İlginç Olmak Üstüne Bir Manifesto listesindekileri uygulayarak ilginç olmaya, popüler olmaya çalışıyor ve bunları açtığı bloga yazıyor. Her ne kadar bu yolculuğa popüler insanların ne kadar yapmacık olduğunu göstereceğim diye çıktıysa da kendisini yolda kaybettiğini ve şaşırdığını söyleyebilirim. 👍 Kitap boyunca popüler insanlara daha çok uyum sağlamak için kendisini nasıl değiştirdiğini ve bu süreçte yaptıklarını okumaktan pek zevk almadım ki bunun ilginç olduğunu da düşünmüyorum. Ayrıca dışlanmış ve kendisini ezik gören birinin, ruj, pahalı kıyafetler ve makyajla birden popülerlik merdiveninde zirveye çıkmasını da gerçek bulamadım.

"Senelerce tek istediğim fark edilmekti. Varlığımı
ispatlamak. Yaşadıklarımın her şeye değmesini istedim,
ve bunu dış güçlerin beni onaylamasıyla sağlamaya
çalıştım. Önemli olduğumu söylemesiyle."

Yazar kitapta güzel ve gerçek şeyleri ele almış olsa da ben vermek istediği mesajı net bir şekilde veremediğini düşünüyorum, daha net verseydi bence daha çok sevilirdi. Buna kitaptaki derinliğin, duygunun eksikliği ve karakteri benimseyemememiz de sebep olmuş olabilir. Ama tabi ki yazar yani Holly Bourne, kitabında gerçek amacından çok fazla sapmadı sadece bu şekilde yazmak istediği için bu şekilde yazdığını düşünüyorum fakat bu karakterin sergilediği davranışları hoş bulduğumu söylemez çünkü saçma hareketlerde bulundu. 😑 Çok iyi bir kitap olduğunu söyleyemem ama bazı yerlerde kitabı sevdim. Her ne kadar karakterleri sevmesem de, Bree'nin hikayesinin aile kısmı ve kitabın 330'lardan sonrası en sevdiğim yerlerdi. Akıcı bir kitap, çabuk bitiyor ama kusurları olduğu bir gerçek. Kitabın ilginç bir farklılığı var evet 😂
Ayrıca kitaptan alıntılar paylaşacağım @ozgurkitaplar instagram hesabıma beklerim hepinizi :) :*

    "İlginç olmak önemli değil. Ama mutlu olmak önemli.
Tıpkı gurur duyduğunuz bir insan olmak gibi."


Yorumum bitti fakat bu kitabı okurken dinlemek isterseniz diye sevdiğim bir kaç şarkı ekleyeceğim :)


Keyifli günler dilerim herkese, mutlu ve huzurlu günler :)

Ağustos 03, 2016

[ 27. KCY Blog Tur ] Program - Suzanne Young // Kitap Yorumu

Ağustos 03, 2016 0 Comments
Kitap: Program
Özgün Adı: The Program #1/3
Yazar: Suzanne Young
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: İrem Özdemir
Tür: Genç Yetişkin, Distopya
Sayfa Sayısı: 398
Goodreads Puanı: 4.07


                                                  HASTALIK: İntiharla Sonuçlanan Psikolojik Salgın
TEDAVİ: Silinen Anılar




                                                              Sloane kimsenin gözü önünde ağlamaması gerektiğini bilir; özellikle de intihar salgını tüm ülkeye yayılmışken ve böylesi bir tepki onun tek tedavi olan Program'a yollanmasına sebep olabilecekken. Sloane Program'dan dönen herkesin boş bir sayfaya dönüştüğünün farkındadır. Çünkü depresyonlarıyla birlikte anıları da gitmiştir.

Sürekli gözlenen duygularını gizlemek için elinden geleni yapan Sloane sadece James'le beraberken kendisi olabilmektedir. James ikisini de güvende ve Program'dan uzak tutmaya söz vermiştir, Sloane ise aşklarının her şeye dayanabileceğini düşünmektedir. Ama birbirlerine verdikleri sözlere rağmen gerçeği saklamak gittikçe zorlaşır; ikisi de günden güne zayıflamakta, depresyon sinsice ilerlemektedir.

VE PROGRAM PEŞLERİNDEDİR.


Puanım: 5/5

Ba-yıl-dım. Cidden çok çok güzel bir kitaptı ve okurken inanılmaz keyif aldım. Kitabın konusu bence özgün ve yazarımız Suzanne Young bu hikayeyi çok iyi kullanarak ortaya güzel bir distopya koymuş. Kitaptaki dünya etkileyiciydi diyebilirim ve daha ilk sayfadan insanı içine alıyor ki sonraki sayfaları saymıyorum bile. Karakterlerin arasındaki aşk ve distopya ile uyumu çok iyidi bence. Kusur arıyorum ama kitapta kusur bulamıyorum. İnanılmaz sevdim ve o kadar akıcı ki elinden bırakamıyor insan.

Her ne kadar kitabın içinde karakterlerin duygularını saklaması gerekse de ben o duyguyu aldım ve kitabı okurken duygulara boğuldum :D Demek istediğim duyguların ve hislerin yasak olduğu bu kitapta okur kendi duygularına hakim olamayacak. İlginç bir kitaptı, şaşırtıcı, farklı ve merak uyandıran. Okuduğum en iyi kitaplardan ve favorilerimden birisidir diyebilirim.

"Her sabah o günün hasta olacağım gün olduğunu düşünüyorum.
Denetimcilerin beni işaretleyip götüreceği gün olduğunu.
Ve yataktan çıkmak istemiyorum.
Ama çıkıyorum çünkü seni burada yalnız bırakamam."

Bir kitabı okurken gözlerim doluyorsa ya da ağlıyorsam o kitaba bayılırım tıpkı bu kitapta olduğu gibi. Güldüm, eğlendim, ağladım, şaşırdım okurken inanılmaz keyif aldım ve kitap bittiğinde uzay boşluğuna düştüm. Kitap okunması kolay bir dile sahip ve her bölüm dolu dolu geçti, olaylar çok şaşırtıcıydı. Ve o son. Cidden soru işaretleriyle ve büyük merakla bitireceğiniz bir kitap olacak. İkinci kitabı istiyorum ben ya :D The Treatment yani tedavi anlamına gelen ikinci kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. İngilizcem iyi olsa şu dakika da okurum.

Karakterleri sevdim, herkesin kendine özgü tarzını. Sloane, James, talihsiz çocuk Miller, Lacey ve karmakarışık hissettiğim Realm. Onun dışında Doktor Warren, Roger kitapta onları her okuduğumda bir yumruk atasım bir öldüresim bir dövesim gelen karakterler. Hadi okuyucular toplaşıp şunları bir benzetelim :D
"Sen doğrusun, biliyorsun değil mi?" dedi.
Sen benim için doğru kişisin.
Ve bunu daha önce yaptığımıza
hayatım pahasına bahse girerim.
Çünkü seninle önceden tanıştığımız zamanda
sana aşık olamayacağımı düşünemiyorum bile."

Eğer klasik kurgulardan sıkıldıysanız ve bir distopya arıyorsanız size kesinlikle bu kitabı tavsiye ederim. Distopya severler okumalı zaten bence :D Ama yorumlar yüzünden beklentili başlayıp sevmemezlik etmeyin. Beklentileri atın bir köşeye :) Kitabın kapağı çok güzel değil mi ayrıca. Ben çok sevdim.

Kısaca konudan bahsedeyim.

Gençlerde intihar ülke çapında bir salgın olarak kabul ediliyor. Ülke de her üç gençten biri binalardan atlamaya, bileklerini kesmeye başlıyor ve bu genelde sebepsiz yere oluyor. Psikologlar intiharın davranışsal bir bulaşıcı hastalık olduğunu söylüyor. Kitapta da dediği gibi "Arkadaşların köprüden atlarlarsa sen de mi atlayacaksın?" Onlara göre cevap evet.

Salgının önüne geçmek için bölge okullarda pilot bir uygulama olan Program başlatılıyor. Salgını önleyici yaklaşım. Öğrencilerin duygu ve davranış değişiklikleri takip ediliyor ve herhangi bir tehlike saptanırsa işaretleniyorlar. Yani intihara meyilli davranışlar sergilersen psikologlara değil denetimciler tarafından alınarak Program'a gönderiliyordun. Orası altı hafta kalacakları bir tesis. Tedavi ise anılarının silinmesi. Yani boşalan bir hafıza ve boş bir beyin oluyorlar. Dışarı çıktıkları zaman ise onlara özel bir okula yani geri gelenler için belirlenmiş bir okula gönderiliyorlar.

Sloane abisi Brady'i kaybettiğinde güçsüz düşer. Aynı zamanda Brady sevgilisi James'in de en yakın arkadaşıdır. Birbirlerine verdikleri sözlere rağmen güçlü kalmaya çalışmaları, hastalığa yakalanmama umutları her geçen gün zayıflar.

Bu süper kitabı 3 kişinin kazanabileceği çekilişimiz için facebook ve instagram Kitap Cadıları hesabına bekleriz :)

Haziran 13, 2016

Yabancı Şahmeran - Öznur Yıldırım // Kitap Yorumu

Haziran 13, 2016 1 Comments
Kitap: Şahmeran
Seri: Yabancı 1/3
Yazar: Öznur Yıldırım
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 600
Goodreads Puanı: 4.22
Benim Puanım: 3,5


Sen cennetin varlığından gurur duy, ben cehennemi istiyorum.

Yağan kar şiddetini gitgide artırıyor, koyu renk saçlarıma tutunan kar tanelerinin sayısı çoğalıyordu.

Konuşmadı, konuşmadım.
Sessizlik... Aramızda her daim geçerli olan bir alfabeydi sessizlik.
Ben de bu alfabeye bir kez daha boyun eğdim ve uzun, titreyen parmaklarımı avuçlarımın içine bastırdım.
Elimi yanıma indirdiğimde avuçlarımda eriyen kar yere damladı...

Rengi, kan rengiydi.
Rengi, kaybın rengiydi.
Rengi, bir cinayetin rengiydi. 



Benim Yorumum

Yabancı içinde bir çok çelişkiyi barındıran ama kendisini okutturduğunu düşündüğüm bir kitap. Wattpad döneminde de takip ederdim ama şimdi kitap halinde okuyunca bir bütün oldu ve düşüncelerim tam olarak oturdu. Evet kitabı seviyorum o betimlemeler ve Öznur'un kalemi bence gayet iyi.

Ama bazı editöryel hatalar, kelime ve cümle tekrarları, mantık hataları, bazı yerlerde gereksiz sözcük, cümle kalabalığı gibi şeyler güzel gözükmedi ve bir nebze akıcılığı da etkiledi. Kitapta bir şeyler yüzeysel kaldı mesela karakterlerde daha derine inilebilirdi. Baştan sona Gece ve Uygar var ama etkisiz eleman gibiler. Umay, Doğa'nın annesi, Atalay, Kutay, Egemen... yani karakterleri daha çok görmeyi, tanımayı, okumayı isterdim.

Onun dışında Doğa ve Ediz'in kendi içlerinde çok fazla çelişkiye düşmelerini de sevmedim. Birbirlerine davranış şekilleri ve Ediz'in değişken ruh halide garipti. Birbirleriyle bir şeyler paylaşıp 2, 3 bölüm sonra birbirlerini öldürecek gibi düşman olmalarını anlamsız buldum :/ Bu bence kurguda daha iyi ayarlanabilirdi çünkü bir öyle bir böyle olmaları bana hoş gözükmedi. Bir bölüm diğer bölümlerden bağımsız gibi her bölümde farklı Ediz ve Doğa var gibiydi.

"Sen Şahmeran'sın.
Hatta ondan da yüce.
Bir duvarın arkasında,
kimsenin bilmediği
bir yerde saklanıyorsun.
En güzel şeyler o duvarın arkasında.
Sadece sen varsın ve o duvardan 
bir ışık süzüyor.
Bu duvar bir kuyunun dibinde.
Ve ben o kuyunun dibinde
karanlıkta kalmış, zavallı bir adamım."

Ve Ediz'in bazı davranışlarını fazla ağır ve yersiz buldum tamam babanı öldüren adamın kardeşi ama bu kadar da olmaz ki masum bir insan sonuçta babanı o öldürmedi. Doğa ise yaşadıkları yüzünden ilgiye ve sevgiye ihtiyaç duyuyor bir süre sonra bu Ediz'e karşı yakın hissetmesine neden oluyor ama bunun kitapta biraz daha sonraları olması daha iyi olurdu sonuçta aileni öldürmekle tehdit eden ve sana davranış şekli belki olan bir adam var karşında bu kadar çabuk ona karşı bir şeyler hissedip düşünmesi olmadı bence.


Kitabın eksiklikleri var evet ama Öznur'un kalemi bence çok daha iyi işlere gebe olacak gibi. Ayrıca Şahmeran hikayesi gerçekten çok etkileyiciydi.

Wattpad'de yayınlanıp kitap olan iyi işlerden biri bence. Çok sağlam bir kurgu olmasa da Öznur'un betimlemeleri gerçekten etkileyiciydi ve bence kitabın en iyi yanlarından biri oldu. Serinin daha iyi olacağını ve daha olgun bir kalem okuyacağımızı düşünüyorum çünkü Öznur'un kalemi gittikçe daha sağlam bir hal alıyor, bu yüzden devam kitaplarını sabırsızlıkla bekliyorum.

Mayıs 19, 2016

Tehlikeli Yalanlar - Becca Fitzpatrick // Kitap Yorumu

Mayıs 19, 2016 0 Comments

Kitap: Tehlikeli Yalanlar
Özgün Adı: Dangerous Lies
Yazar: Becca Fitzpatrick
Yayınevi: Pegasus Yayınevi
Çeviri: Sevinç Seyla Tezcan
Türü: Genç Yetişkin, Romantik
Sayfa Sayısı: 384
Goodreads Puanı: 3.86


Tehlikeden korunmak için kurduğunuz yalanlarla örülü hayatta gerçek aşkı bulsaydınız hangisinden vazgeçerdiniz? HAYATINIZDAN MI, AŞKINIZDAN MI?                                                                                                                                                                                                               Stella Gordon'ın hayatı bir yalandan ibaret.

Stella, Nebraska, Thunder Basin'de yaşasa da kendini oraya ait hissetmemektedir. Bir uyuşturucu satıcısının işlediği bir cinayet davasının kilit tanığı olarak, tanık koruma programına alınmıştır. Kasaba halkı ise Stella'nın gerçekte kim olduğunu bilmez. Gerçek kimliğini açıklamak istediği çocuk, Chet Falconer bile… Doğruları söylemenin, güvenli cennetine tehlike getirmekten başka bir sonuç doğurmayacağının farkındadır.

Genç kız her ne kadar dikkat çekmemeye çalışsa da, tehlike hızla yaklaşmaktadır. Suçluların tanıklardan kurtulma yolları vardır ve Stella'nın tek bir hatası, soğukkanlı katilleri kapısına kadar getirecektir.                                                                                                                                                                                        "Okuyucuları şaşırtacak sonuyla, gerilim maskesi ardına saklanmış, muhteşem bir roman." 
-Publishers Weekly-                                                                                                     
"Bir dram, gerilim ve aşk hikâyesi… Hepsi bir arada. Sırların karakterleri nereye sürükleyeceğini öğrenmek için yanıp tutuşacaksınız."
-School Library Journal-



Benim Yorumum

Becca, kitaplarını çok severek okuduğum bir yazar. Hush Hush serisi ve Siyah Buz kitaplarını çok severim ama Tehlikeli Yalanlar beni çok tatmin etmedi :/

Becca'nın kalemi çok güzel ve kendisini okutturuyor yani her kitabında bir şekilde okuru kendisine bağlıyor bence.
Genel olarak baktığımda Tehlikeli Yalanlar da güzeldi ve okurken keyif aldım ama beni heyecanlandırmadı. Belki bunun nedeni kitapta çok fazla derine inilmemesidir. Biraz yüzeysel kaldı bazı şeyler sanki.

İçi boş karakterler vardı mesela yaptıklarını anlamsız bulduğum ki bunun en önemli örneği amaçsız çocuğumuz Trigger -_-
Bir ara okurken "niye böyle yaptı ki" dediğim oldu :))

Ayrıca Reed'i biraz okusak iyi olurdu ama iki, üç mektup dışında yok. Yazdığı mektuplar çok sempatik, romantik, güzel ama bir anda ilişkiyi öyle bir noktaya getirdi ki yazar ne olduğunu anlamadım. Chet'le Stella'yı sevgili yapayım ama Reed'i Stella bırakmış gibi görünmesin amacı varmış gibi ya da Stella'nın Reed'e olam bağlılığını bu şekilde kaldırmak amacı gibi sanki bazı engelleri ortadan kaldırmak için yük Reed'e kaldı.

"Reed haklıydı, önemsemek zayıflıktı.
Önemsediğiniz zaman yükünüz artıyordu.
Kaybedecek şeyleriniz oluyordu."

Baştan sona yazar Reed'i çok değiştirdi bu yüzden de Stella'nın onu düşünerek yaptıkları, engellediği duyguları anlamsız geldi. Reed hakkında olanlar bence gereksizdi Stella ile yaşadıklarına bakarsam eğer.

Kitap çok düşünülmüş gibi yazım aşamasında ama kapağı kapattığımda yazılmak için yazılmış duygusu verdi bana. Kitap çok etkilemedi beni. Genelinde sevdim, okunması güzel.

Stella'nın ayakları üstüne sağlam basması ve Chet en güzel şey kitapta ve tabi ki Carmina en sevdiklerim oldu. Stella'nın annesine me kadar gıcık olduğumu tahmin edemezsiniz.


"Ben de senin başının belaya girmesinden korkuyorum.
Canını yaktığını düşünmek beni öldürüyor.
Kimse ne Trigger ne de bir başkası, sana o şekilde dokunamaz.
Her yerin haraptı, Stella," derken sesi yükseldi.
"Bu beni nasıl etkilemez?
Nasıl hesabını sormam?
Birini sevdiğin zaman, onu kollarsın.
Onun mücadelesine ortak olursun."

Aralık 09, 2015

[ 22. KCY Blog Tur ] Beklenti - Maggie Stiefvater || Playlist & Yorum

Aralık 09, 2015 0 Comments
Kitap: Beklenti
Özgün Adı: Linger
Yazar: Maggie Stiefvater
Seri: The Wolves of Mercy Falls #2/4
Yayınevi: Pegasus
Çeviri: Selim Yeniçeri
Türü: Genç Yetişkin, Fantastik - Paranormal
Sayfa Sayısı: 382
Goodreads Puanı: 3.93
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: D&R | Okuoku












Arka Kapak

Kurt kafatasındaki insan gözleri bana suyu hatırlatıyordu: Bahar göğünü yansıtan berrak su mavisi, yağmurda bulanmış bir dere kahverengisi, yazın yosun tutmaya başladığında rengi değişen göl yeşili, karla kaplı bir nehrin grisi. Eskiden yağmurla ıslanmış huşların arasından beni izleyen sadece Sam'in gözleriydi fakat şimdi bütün sürünün bakışlarını üzerimde hissediyordum; bilinen şeylerin, söze dökülmeyen şeylerin ağırlığıyla.


özlem
Grace ve Sam birbirlerine kavuştukları anda, bir daha ayrılmamak için savaşmak zorunda kalacaklarını anlamışlardır. Sam için bu, kurtadam geçmişiyle hesaplaşmak anlamına gelmektedir; Grace içinse gittikçe belirsizleşen bir gelecekle yüzleşmek…

kayıp
Bir anda dünyalarına giren yeni kurt Cole'un geçmişi ızdırap ve tehlikeyle doludur. Genç adam kendi iblisleriyle savaşırken kurt hayatına kucak açmakta ve insanlıkla bağlarını koparmaya çalışmaktadır.

beklenti
Grace, Sam ve Cole için hayat iki kuvvet -kurt ve insan- arasındaki mücadeleden ibarettir; aşk ise iki farklı yüzünü hep aynı anda göstermektedir: yürek parçalayan ve mest eden, özgürleştiren ve tutsak düşüren, kışkırtan ve ürküten… Ama üç gencin dünyaları parçalanırken bile beklentileri hep aşk olacaktır…


Benim Yorumum

Beklenti güzeldi ama ürpertinin o güzel bitişini beklentide bulamadım. Beklenti ürpertiden sonra fazla olmamış bence. Beklenti'nin arka kapağında "Ürperti, hayranların daha fazlasını istemesine sebep olduysa, Beklenti onları kesinlikle yalvartacak." diye bir söz var Romantic Times''tan. Evet ürperti bittikten sonra gerçekten de beklentiyi bir an önce okumak, bitirmek istedik. Ama ürpertinin o güzel duygusunu beklenti de bulamadım. Bunda yeni karakterin etkisi de olabilir. Çünkü neredeyse Sam ve Grace yoktu kitapta.


Cole adında Beck'in dönüştürdüğü yeni bir karakter eklendi kitaba. Cole bence sorunlu bir çocuk. Geçmişiyle alakalı bir takım şeyler yaşamış bu da onu ölmek istemesine itmiş.

Cole ilk kitapta kurtadamlar ve onların dönüşümü ile ilgili bilinen bütün teorileri yok ediyor resmen. Kitabı okuyunca daha iyi anlayacaksınız. Kısaca Beklenti'yi anlatayım.

Ürperti'yi okumayanlar için küçük bir spoiler içerebilir !!!

Sam'e uygulanan tedavinin işe yaraması büyük etki uyandırır çünkü aynı tedavi Jack'te işe yaramamıştır. Jack'in ölümü Isabel'i üzer fakat kurtadamlara karşı bir nefret beslemesine yol açmaz.
Sam ile Grace için ise işler zorlaşır. Sam iyileşmiş olsa da bir gün Grace'in babasına Grace'in odasında ve onun yatağında uyurken yakalanınca işler zorlaşır. Çünkü Grace'in anne ve babası Sam'i onun odasında yakalayınca Grace ile Sam'in görüşmelerini engellemeye başlarlar.

Öte yandan Grace hiçte iyi değildir. Sağlığı gittikçe kötüleşirken kimsenin elinden bir şey gelmez. Çünkü hastalığının tek bir tedavisi vardır ve bu ya onu öldürecek ya da yaşatacak. Fakat işin kötüsü iki şekilde de bir kayıp yaşanacak.

Spoiler etkisi kalkmıştır !!! 

Beklenti'nin sonunu sevdim çünkü üçüncü kitap ebedi için beklentileri yükseltiyor. Ürperti eğer tek kitap olsaydı bence çok daha güzel olurdu. Çünkü Beklenti çok fazla Ürperti'den sonra beklentileri karşılamıyor.
Ürperti'den sonra Beklenti'yi okurken daha fazla heyecanlanırım diye düşünmüştüm ama olmadı. Çok fazla akıcı değildi ama sonlara doğru yani 280-300'lerden sonrası bence güzeldi. Ürperti Grace ve Sam açısından da anlatılmıştı. Beklenti de Sam, Grace, Isabel, Cole açısından anlatıldı. Yani Cole ve Isabel'in de düşüncelerini okuduk.


Beklenti'nin sonu da çok güzeldi. Kitap daha güzel olabilirdi ama yazar değişik bir şekilde kaleme almış Beklenti'yi. Güzel bir sonu vardı evet ama Ürperti'deki o akıcılık Beklenti'de yoktu. Çeviri güzeldi ama. Bu yazarın dilinden kaynaklı bir şey olabilir çünkü ben Beklenti'nin çevirisini Ürperti'nin çevirisinden çok sevdim. Ama bu Ürperti'nin Beklenti'den daha çok akıcı olmasını değiştirmiyor :) 

Kitap sonlara doğru sürükleyici bir hâl aldı sadece. Ama yine de üçüncü kitap Ebedi için merak uyandırıcı bir son yapmış. Ebedi'de nasıl bir sonuç çıkacak merak ediyorum. 

Ayrıca kitabın baskısına tekrar değinmezsem olmaz. Bence çok güzel ya :))

Kitaplara hazırladığımız birbirinden güzel alıntılar için Kitap Cadıları facebook sayfamıza uğrayın derim :)

Kitap çekilişlerimize Rafflecopter uygulamasından, Facebook ve Instagram'dan katılmayı unutmayın!
 
Playlist

Benim turdaki ikinci görevim de playlist hazırlamaktı. Ben de biraz şarkı araştırdım ama zaten çok tatlı olan yazarımız kitapları için bir playlist hazırlamış. Çok güzel parçaların bulunduğu bir playlist ve ben severek dinledim. Yazar sanırım Snow Patrol hayranı :) Eh bende çok severim ki favori şarkım ve severek dinlediğim Snow Patrol - Chasing Cars parçasıdır ^^

Yazarın playlist'ini aşağıdaki resimde bulabilirsiniz. Ama ondan önce sizlere kendim de severek dinlediğim, kitaba da uyduğunu düşündüğüm birkaç şarkı önereceğim :)

∇∇∇
Blue Foundation - Eyes On Fire
David Guetta - She Wolf 
Possibility - Lykke Li
∇∇∇