Follow Us @ozgurkitaplar

Haziran 28, 2015

Son İsyan - James Dashner // Kitap Yorumu

Haziran 28, 2015 0 Comments
Kitap: Labirent Son İsyan
Orjinal Adı: The Death Cure
Yazar: James Dashner
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Seri: Maze Runner
Seri Sayısı: 3/4
Tür: Genç Yetişkin, Distopya
Sayfa Sayısı: 384
Goodreads Puanı: 3.79
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: D&R, Kitapyurdu, Okuoku.com





Arka Kapak

Her şeyin sonu geldi! 

İSYAN, Thomas'ın her şeyini almıştır: hayatını, anılarını ve sonunda arkadaşı olan Kayranlıları. Ama artık sona ermiştir. Son bir testin ardından Deneyler tamamlanmıştır. 

Kurtulan olacak mı? 

Ama İSYAN, Thomas'ın onların düşündüğünden çok daha fazlasını hatırladığını bilmemektedir. Ve Thomas artık söyledikleri tek kelimeye bile inanmayacaktır! 

Gerçek dehşet verici olacak. 

Thomas Labirent'i yenmiş, Alev'de hayatta kalmıştır. Arkadaşlarını kurtarmak için her türlü riski göze alacaktır. Ancak bu kâbusu sona erdirecek tek şey, gerçeğin ta kendisidir. 

Artık yalan yok. 



"James Dashner'ın kitaplarına başlamadan önce derin bir nefes alın."
-Deseret News-

"Hayranlarının Sineklerin Tanrısı, Açlık Oyunları ve Lost'un birleşimi olarak tanımladığı, olağanüstü bir hayatta kalma hikâyesi."
-EW.com -

"Son sayfasına kadar heyecan bitmiyor."
- Kirkus Reviews -

"Müthiş bir macera; sürükleyici, zekice."
-Newsday -

"Merak uyandıran, mutlaka okunması gereken bir seri."
- Seventeen.com -

"Nefes kesici, sinematografik bir macera."
-Publishers Weekly -

"Çığlıklara değer."
- Romantic Times -

New York Times Bestseller'ı, USA Today Bestseller'ı, Book Sense Bestseller'ı, Kirkus Reviews Yılın En İyi Gençlik Kitabı, ALA-YALSA En iyi Genç Yetişkin Romanı, ALA-YALSA Seçkisi



Yorumum


Uzun zamandır okumak istediğim fakat seriyi bitirmemek için hep geciktirdiğim kitap bitti. Üzgün müyüm üzgünüm ama bu iki sebepten dolayı olan bir üzgünlük. Birincisi, serinin bitmesine bir kitap kaldı ve ben hâlâ inanamıyorum bittiğine. Kitabı okurken ağzımdan düşmeyen sözler nasıl biter, nasıl bir son bu, öldüreceğim ben bu adamı ya, aptal, yok artık be, inanmıyorum falan diyerekten kitabı bitirdim. Keşke bitmeseydi ama olsun. İkinci sebep ise kitabın sonları. O kadar sürükleyici bir kitaptı ki sevmemek imkansız ama bazı olaylar yok artık dedirtti. Bazı ölümler sinir bozucuydu. Gereksiz ölümler vardı. Özellikle iki kişinin ölümü bana nasıl olur ya dedirtti. Tamam birisinin öleceği hakkında üzülerek söylüyorum ki spoiler yedim ve bu çok kötü :( ama diğeri gereksizdi bence. 


Ben bu seriye bayılıyorum ki zaten favori distopyalarımdan. Ölümcül kaçış ile başlayan serüven beni alev deneyleriyle kendisine hayran bıraktı. Son isyanında öyle olmasını umuyordum ki bazı olaylar gerçekleşti. Hadi ama James, nasıl yaptın sen o sonu öyle. Diyeceğim o ki şaka gibi bir sondu ama güzelde kitaptı. Ayrıca bu kitabın çevirisini diğer kitaplara göre pek sevemedim sanki bir eksiklik var gibiydi. Kısacası kitap gereksiz ölümler, cevapsız sorular ve yuh dedirtecek kısımlarla geçti.

Bu kitapta, Alev Deneylerinden kurtulan Thomas ve arkadaşları tekrar İsyan tarafından kaçırılıp bir odaya hapsedilirler. Ve son isyan Thomas'ın o odada uyanmasıyla başlıyor. Terese ile olan iletişimini de kaybeden Thomas delirmemek için içindeki nefrete tutunuyor. Bir gün kapının açılıp Fare Adamın içeri girerek testlerin tamamlandığını ve son bir aşamanın kaldığını söylüyor ve Thomas'ı arkadaşlarıyla görüştürüyor. Arkadaşlarıyla görüşen Thomas onlarla birlikte bir kaçış planı yapıyor ve olaylar başlıyor.

Dediğim gibi seriyi bitirmemek isterdim ama bu seriyi okumamak imkansız. Kitabın arkasında yazan "James Dashner'ın kitaplarına başlamadan önce derin bir nefes alın." yazısı çok doğru her ne kadar bu kitapta ona biraz sinir olsam da. Yakında Ölüm Emrine başlayacağım ve umarım o kitapta cevapsız sorulara cevap bulabiliriz.

İlk iki kitabın yorumu için Ölümcül Kaçış-Alev Deneyleri tıklayabilirsiniz. 


"Doğru şeyi yapıyorsun... yapıyoruz."
"Artık doğru ya da yanlış olduğunu düşünmüyorum. Yalnızca korkunç ve 'o kadar da korkunç olmayan' var."



Haziran 17, 2015

Sonsuza Kadar - Natasha Boyd // Kitap Yorumu

Haziran 17, 2015 0 Comments
Kitap: Sonsuza Kadar
Orjinal Adı: Forever, Jack
Seri: Eversea #2
Seri Sayısı: 2
Yazar: Natasha Boyd
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Günümüz Aşk, Yeni Yetişkin
Sayfa Sayısı: 384
Goodreads Puanı: 4.17
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu, D&R, okuoku.com




Arka Kapak 


"Jack ve Keri Ann'in hikâyesi devam ediyor…"

Nicholas Sparks'ın Not Defteri sayesinde Noah Calhoun ile tanıştınız. Jamie McGuire sizlere Travis Maddox'u sundu. Ve şimdi sıra Jack Eversea'de, ayaklarınızın yerden kesilmesine hazır olun…

Hollywood yıldızı Jack Eversea, Carolina sahilindeki küçük kasabaya adım attığında, Keri Ann Butler'ın masum kalbine bir anda girmiş ve yedi ay sonra kasabadan ayrıldığında, geride kanayan bir yara bırakmıştı. 

Jack en yakınındakiler tarafından ihanete uğramış, aldatılmış ve tehdit edilmişti ve neredeyse kariyerinden olacaktı. Aynı zamanda, belki de hayatındaki tek "gerçek" şeyin de parmakları arasından kayıp gitmesine izin verdiğinin farkındaydı. Ama elleri bağlıydı; bunun olmasını engelleyememişti… En azından şimdiye kadar.

Şimdi Jack geri döndü ve gerçek aşkının kalbini kazanmaya kararlı. Peki, ama Keri Ann'i, hem Jack'e hem de istediği her şeye, sonsuza kadar sahip olabileceğine inandırabilecek miydi?

"Boyd, bir kere daha sizi büyülüyor."
- A Bookish Escape-

"Kayıpların, kalp kırıklığının ve aşkta ikinci şansın etkileyici hikâyesi."
-Tome Tender Book Blog

"Acının, öfkenin ve saf aşkın enfes karışımı." 
-All Romance Reviews

"Kesinlikle 5 yıldızı hak ediyor."
-Sizzling Pages Reviews-


Benim Yorumum


Sonunda kitap bitti. Uzun zamandır elimdeydi ve bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım ama iki gündür kaldığım yerden devam ettim ve bitirdim. Kitap bir seri zaten. Daha önce ilk kitap Aşka Var Mısın? okumuş ve yorumumu paylaşmıştım. Ne yalan söyleyeyim ikinci kitap ilk kitap kadar güzel değildi bence. Hatta hiç ikinci kitaba gerek bile yoktu bence ilk kitapta da hikâye gayet güzel anlatılırdı. 

İkinci kitapta ki konuya ve gelişmelere değineyim şimdi:
Jack uyması gereken sözleşmenin süresi bitince tekrar Butler Cove'a gelir. Tek istediği Keri Ann'e onu neden terk etmek zorunda kaldığını anlatmak ve kırılan kalbini onarmaktır. Jack'in istediği Keri Ann'in onu affetmesidir fakat Keri Ann tarafından bu oldukça zordur. 
Keri Ann'in Jack'e olan güveni kırılmıştır. Jack'in yaptıklarından sonra kendi hayatına bakmış ve yeni bir okula başlayarak istediği işe zaman ayırmıştır ki başarılı da olmuş işi konusunda. Fakat bir gün çıkagelen Jack ile duyguları tekrar su yüzüne çıkmıştır.  

Yazarın seriyi bir kitap olarak yazmasını daha güzel bulurdum ama iki kitaptan oluşan bir seri. İkinci kitap bana göre fazla güzel değildi. Kitabı okurken hadi artık olucaksa olsun demekle geçti. Kitaptaki Audrey karakteri ne kadar sinir bozucu bir karakter gerçekten kitabın cadı yani kötü karakteri ama sonda Audrey'in için yazılan yazı hoşuma gitmedi değil. 
Kitapta Jack'in ağzından okuduğumuz kısımlar da var ve bu iyi en azından. Dediğim gibi ikinci kitap bana ilk kitap kadar güzel gelmedi. İlk kitapta sevdiğim karakterlerden bu kitapta biraz soğudum resmen. Kimseye okumayın demiyorum kitabı sevenlerde var ama benim görüşüm bu belki siz kitabı seversiniz, denemekten zarar çıkmaz sonuçta. 

Ayrıca seri devam ediyor gibi şeyler var. Ama tabi bu kitaptaki yan karakterlerden oluşan bir devam seri olucakmış. 

Alıntılar

"Bana ait olmanı istiyorum. Tüm benliğinle. Her şekilde. Çünkü ben sana aidim."


“Bırak hayatının bir parçası olayım ve sen de benimkinin bir parçası olacak kadar cesur ol.”


"Tanrım, bunu duymak nasıl hoşuma gidiyor, bilemezsin."
"Neyi? Şapşal olduğumu mu?"
"Hayır, benim olduğunu." 


"Bugün her şeyi değiştirdi. Ben her şeyi değiştirdim. Önümdeki yolda karşıma çıkacak her şey bir mayın tarlasından olacaktı."

Haziran 14, 2015

Mim #1 O Mu? Bu Mu? // Etkinlik

Haziran 14, 2015 0 Comments

Epeydir bir şeyler paylaşmıyordum. Neden çünkü ben ortalıkta dolanan bir salgına yakalandım. Evet evet doğru bu bir salgın. Adı da Reading Slump. Bu kahrolası salgın bana kitap okutturmamak için her şeyi yapıyor. Çok sinir bozucu. Neyse zaten şu aralar annem temizlik yapıyor ki bu temizlik olayının reading slump olayına denk gelmesi iyi oldu çünkü iki şekilde de kitap okuyamıyorum. En azından böylece temizlik bittikten sonra canım kitaplarıma dönebileceğim. Neyse kitap okumaya döndükten sonra şu an okumaya çalıştığım Sonsuza Kadar kitabının yorumunu paylaşacağım.

Peki şimdi ben bir etkinlik yapacağım çünkü mimlendim :Dd İnstagram da bir tag var O mu? Bu mu? diye. Bende sizlere burda yapacağım :') Beni bu etkinliğe davet eden @booksarelifeee 'a çok teşekkürler :*

İnce mi, Kalın mı?
☁ Kalın tabikisi.

Artemis mi, Ephesus mu?
☁ Artemis ama Ephesus ta çok tatlı :D

Dizi mi, Film mi?
☁ İkiside dhskhd Çünkü ikisi de olmazsa olmazlardan.

Yeşil mi, Mavi mi?
☁ Mavi.

Lydia mı, Allison mu?
☁ Lydia seçerdim ama bu soru yerine scott mu stiles mı olsaydı keşke. Dylan aşkı *_*

Matematik mi, Türkçe mi?
☁ Türkçe.

Labirent mi, Lux mu? 
☁ Labirent, thomas aşkına :D Ya ikisini de seçemiyoruz mu ^ ^

Aynı Yıldızın Altında mı, Siyah Damar mı?
☁ Siyah damarı okumadığım için Aynı yıldızın altında ama siyah damarda çok seviliyor ben Aynı Yıldızın Altında derim ama :')

Fantastik mi, Bilim Kurgu mu?
☁ Fantastik ama bilim kurgu da iyidir

Aşk mı, Dram mı?
☁ Bu soru biraz tuhaf çünkü çoğu dram da aşkta var birbiriyle ilişkili gibi ama dram diyeyim skahxk

John Green mi, Brandon Sanderson mu?
☁ İkisinden de pek okumadım ama Brandon Sanderson daha tatliş geliyor.

Bu etkinlikte burada bitti çokta güzeldi ama daha çok soru aramadım değil :Dd

Mayıs 25, 2015

Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan // Kitap Yorumu

Mayıs 25, 2015 0 Comments
Kitap: Başka Dilde Aşk
Orjinal Adı: Archer's Voice
Yazar: Mia Sheridan
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Romantizm, New Adult, Adult
Sayfa Sayısı: 388
Goodreads Puanı: 4,53
Benim Puanım: 5/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu, D&R, Okuokucom









Arka Kapak

New York Times, USA Today ve Wall Street Journal Çoksatan Romanı 


Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek adamın hikâyesi.

Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikâyesi.

Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikâyesi…



Benim Yorumum

Ba-yıl-dım :D Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve ben yazara ısındım hatta çok iyidi kitap, çok sevdim. İlk defa böyle değişik bir aşk kitabı okudum. Yani daha önce okuduğum bir sürü aşk kitabı oldu ama bu daha değişik ve bana göre alışılmış bir aşk kitabı değildi. Ben bu kitabı çok sevdim karakterler olsun kurgu ya da kitabın işleyişi, yazım tarzı süperdi. Büyüleyici bir aşk hikâyesiydi gerçekten de. Duygu yoğunluğu yüksek ve kesinlikle farklı bir kitap. Okuyun ve çok güzel bir ikili olan Archer ve Bree ile tanışın..


Kısaca konuya gelirsem, Archer geçmişte yaşadığı bir kaza sonucu bir çok şeyle baş etmek zorunda kalmış ve kendini toplumdan soyutlamış biri. Yalnız büyümüş birisi ve yaşadıkları yüzünden bazı şeyleri haketmediğini düşünüyor.

Gelelim Bree'ye. Ben bu kadın karakterini sevdim. Genelde kadın karekterler pek iyi olmaz ama bence Bree çok iyidi. Bree'de geçmişte kötü şeyler yaşayan bir kadın. Yaşadığı kötü şeyler yüzünden yaşadığı yerden ayrılıp pelion kasabasına yerleşir.

Kitap böyle gidiyor ve çok akıcı. Hemen okunulabilcek bir kitap. Ben Archer'a bayıldım. Süper bir adam. Hiç bu tür bir aşk hikayesi okumamıştım ama kitaba hemen ısındım. Karakterler mükemmeldi. Bence sizlerde okuyun. Eminim kitaptan keyif alıcaksınızdır. Dediğim gibi ben Archer'a aşık oldum bence sizde aşık olucaksınız :D

Alıntılar

"Burada ne yapıyorsun?" diye sordum. 
"Fırtınalardan hoşlanmıyorsun," diye cevapladı.
"Fırtınalardan hoşlanmadığım için mi iki kilometreyi yağmurda yürüdün?"
"Evet"






Mayıs 20, 2015

Beynimdeki Yangın - Susannah Cahalan // Kitap Yorumu

Mayıs 20, 2015 4 Comments
Kitap: Beynimdeki Yangın
Orjinal Adı: Brain on Fire: My Month of Madness
Yazar: Susannah Cahalan
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Biyografi, Psikoloji
Sayfa Sayısı: 369
Goodreads Puanı: 3,94
Benim Puanım: 5/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu, D&R, okuoku.com










Arka Kapak

"Unutmanın varlığı asla kanıtlanmamıştır. Tek bildiğimiz, bazı şeylerin istediğimiz zaman aklımıza gelmediğidir." 

- Friedrich Nietzsche

Dünyada nadir görülen ve tanı koymanın çok zor olduğu bir hastalıkla savaşan gazeteci Susannah Cahalan, Beynimdeki Yangın'da kendi öyküsünü kaleme alıyor.
Delirmenin ve unutmanın yaşamında boşluklar oluşturduğu Cahalan, bu boşluğu doldurmak için okurlarla birlikte geçmişinin peşine düşüyor. 


"Başlangıçta yalnızca karanlık ve sessizlik vardı.
"Gözlerim açık mı? Merhaba?'

Ağzımı mı oynatıyorum ya da bu soruyu yöneltecek biri mi var, emin olamıyorum. Hiçbir şey göremeyeceğim kadar karanlık. Gözlerimi kırpıyorum, bir kez daha kırpıyorum ve bir kez daha. Karın boşluğumda kötü bir şey olacağına dair bir his var. Biliyorum."


Benim Yorumum

Kitabı bitirdim. Hala kendi kendime 'cidden bitti mi' diyorum. Ama bitti ve ben durmuş kitabın kapağına bakıyorum. Öncelikle kitap kurgu falan değil gerçek. Yaşanmış bir olay ve kitabı da zaten birinci elden yani bunları yaşayan kişiden, Susannah Cahalan'dan okuyoruz. Ben kitaba bayıldım. Zaten yaşanmış olayları okumaya ayrı sempatim var.
Kitap son derece tatmin edici ve anlaşılır. Yani bilmediğiniz kelimeler varsa bile sizi sıkmadan merak uyandırıcı bir şekilde açıklıyor. Kitapta Susannah'ın yaşadığı duygular o kadar güzel yansıtılmış ki resmen yaşadıklarını okuyucuda hissediyor. Ki zaten kitabı Susannah'ın ele aldığı yani kitabı birinci şahıstan, Susannah'ın dilinden okuduğumuz için hissetmememiz imkansız.

Kısaca kitabın konusuna gelirsem, Kitapta Susannah bir hastalığa yakalanıyor. Susannah, New York Post gazetesinde muhabir olarak çalışır. Çok güzel giden hayatı bir anda neredeyse hiç bilinmeyen bir hastalığa yakalanınca değişiyor. En iyi doktorların bile bulamadığı, hastalığa bir isim veremediği ve tespit edilmesi hayli zor olan bu hastalığın tedavisini bulmak uzun zaman alıyor. Hastalığın belirtileri önce tahtakurusu korkusu, baş dönmesi, paranoyak düşünceler ve sol tarafında uyuşma ile kendini gösteriyor. Arkadaşlarının da önerisiyle doktara gidip test yaptırıyor ve emar sonuçlarından monoya yakalandığını düşünüyorlar. Daha sonra iyice kötüye giden Susannah, delirmeye, insanların kendi hakkında kötü şeyler söylediğini ve izlendiğini  düşünmeye başlıyor. Konuşmasının gittikçe kötüleşmesi ve yazmakta zorlanmaya başlaması ile birlikte boş boş bakan bir kıza dönüşüyor. Doktorların yaptığı tetkiklerin yani kan testleri, EEG, emar sonuçlarında durumu anlamakta yetersiz kalıyor. Ailesinin, sevgilisinin ve karşısına çıkan doktorların sayesinde ve onların desteği ile bu hastalıktan kurtulmasını anlatıyor. 

Susannah kitabın başında yaşadıklarının çoğunu anımsayamadığını, hatırlamadığını okuruna açıklıyor. Kitapta hastalıktan kurtulup iyileştiğinde tamamen kendisi olamadığını, hâlâ bazen 'deliriyor muyum' diye düşündüğünü okuruna ifade ediyor. 

Kitabın neredeyse en sevdiğim kısmı olan iyileştikten bir süre sonra kendi öyküsünü yazdığı yer. Bu öykü bu hastalığa yakalanan insanlara yardımcı oluyor. Onunla iletişime geçen insanların ona akıl danışması, dertleşmeleri çok güzel. Ama en iyisi öyküsünün tıpkı onun gibi hastalığa yakalanan bir çocuğa yardımcı olması onun iyileşmesine yardımı dokunması. 

Dediğim gibi kitap çok güzel ve okunmasını tavsiye ettiğim bir kitap. Bu tür seven herkese kesinlikle ve kesinlikle okumasını önerdiğim bir kitap. Ama bu türü herkes okuyup sevebilir bence.






Kitaptan Alıntılar


“Ben yalnızca. Yalnızca. Hiç kendin değilmişsin gibi hissettiğin oldu mu?”
Güldü. “Kendim gibi hissettiğim olmuyor ki!”


“Sonuçta bizler parçalarımızın toplamıyız ve beden çöktüğünde değer verdiğimiz tüm erdemler de onunla birlikte yok olup gidiyor.”


“Yoldaşlarım sağlamdı. Aristoteles, ‘Hiçbir görkemli zihin deliliğin dokunuşu olmadan var olmamıştır,’ demiş.”


“Ağlamamın nedeni bu muydu? Adamı tanımıyordum bile. Kendim için mi ağlıyordum? Sıradaki kişinin ben olabileceğini düşündüğüm için mi ağlıyorum?”


“Yoksa sorun şu baba kız ilişkisi miydi? Babam sevgisini göstermekten çok uzak bir adamdı, ‘seni seviyorum’ gibi sözleri çocuklarına bile sarf etmezdi."


"Kel olacağım" dedim gülümseyerek ve ağzıma bir Paskalya şekerlemesi attım.
"Ne demek istiyorsun? Kafanı mı kazıdılar?"
"Kel"
"Belki de kellik ilacına ihtiyacın var." İkimiz de katıla katıla güldük.


"Nasılsın? diye durmadan soruyordu insanlar. Nasılım? Artık "ben"in kim olduğunu bile bilmiyordum ki!  


"Kimi zaman, tam da ihtiyaç duyduğumuzda yaşam bize metaforlar hediye eder. Her şeyin yittiğini düşündüğünde, en çok ihtiyaç duydukların beklenmedik şekilde geri döner." 


Gözyaşlarıyla boğuşan babam yanıma diz çöktü.
"Sana ne söylediğimi unutma. Stratejimiz nedir?"
"Adım adım."
"Doğrunun eğimi nedir?" 
"Pozitif." 


"Neden benimle kaldığını ona defalarca sordum, her zaman aynı yanıtı verdi; Çünkü seni seviyorum, kalmak istedim, senin orada bir yerde olduğunu biliyordum."


“Zihin, Noel ağacını süsleyen bir lamba devresine benzer. Beyin iyi çalıştığında lambalar pırıl pırıl yanıp söner ve yeterince uyarlanabilir bir yapıdadır, öyle ki ampullerden biri sönse bile sıklıkla geri kalanlar parlamaya devam eder. Ama hasarın yerine bağlı olarak kimi zaman patlamış bir ampul hepsinin kararmasına yol açabilir.”


Bu da tatlı yazarımız


Mayıs 17, 2015

Kitap Çekilişine Var Mısın? #1 || Çekiliş Kazananı

Mayıs 17, 2015 31 Comments


Selamlar herkese :D
Uzun zamandır bir kitap çekilişi yapmayı planlıyorum ama yapamadım. Hazır Kocaeli Kitap Fuarı da yakınken yapayım dedim. Çekiliş 16 Mayıs 2015 tarihinde bitiyor ve kazanana kitabı kargo benden tabiki gönderiyorum. İsteyenler instagramdan isteyenler de buradan katılabilir.














Kurallar çok basit;

  • Yorum kısmına katıldığınızı belirterek size ulaşabileceğim bir adres linki yazmalısınız.


Zorunlu kurallar yukarıdaki gibi. Eğer adınızın iki kere yazılmasını istiyorsanız -böylece kazanma şansınız artıvan tabiki- aşağıdakileri yapmanız gerekiyor.



  • Beni instagramdan takip ederseniz adınız listeye bir kere daha yazılacak. Takip ettiğiniz adresi yorumda belirtmelisiniz.


İnstagram hesabım için @ozgurkitaplar yazısına tıklayabilirsiniz. 

 İşte çekilişe katılmak için tüm gerekenler bu kadar. Hepinize bol şans canlar. Unutmayın son katılım 16 Mayıs 2015 :)






Ve çekiliş bitti.. Katılan herkese çok teşekkür ederim :* 
Kazanan @darkapollyon oldu, tebrik ederim..
Geç açıkladığım için hepinizden özür dilerim ama annem tutturdu temizlik yapalım diye bende yardım ettim telefonu elime anca alabildim. Çekilişe katılan herkese teşekkürler. Daha başka çekilişlerde görüşmek üzere..

Mayıs 11, 2015

Aşka Var Mısın? - Natasha Boyd || Kitap Yorumu

Mayıs 11, 2015 2 Comments
Kitap: Aşka Var Mısın?
Özgün Adı: Eversea
Seri: Eversea 1/2
Yazar: Natasha Boyd
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 362
Tür: Genç Yetişkin, Romantik
Goodreads Puanı: 4,16
Benim Puanım: 4/5
Satın Almak İçin: D&R - Kitapyurdu - Okuoku.com













Tanıtım

“Eğer geleceğimde olacağını bilseydim, tamamen farklı bir yaşam seçerdim.” ?
...kokusunu derin derin içime çektim. Sonra ağzımı kulağına yaklaştırdım. 

“Eğer farklı bir yaşam seçseydin, beni hiçbir zaman bulamazdın.”


Sorumlulukları ve kendine olan güvensizliğiyle boğuşan, güneyli bir genç kız...
Her şeyini kaybedebileceği son skandalından kaçan, Hollywood’un en gözde megastarı...
Onları sonsuza dek değiştirecek, tesadüfi bir karşılaşma, imkânsız bir birliktelik ve masalsı bir aşk hikâyesi...



Benim Yorumum

Çok tatlı bir kitap daha bitti :D Kitabı çok beğendim ve çok akıcıydı. Eğer keyif almak istiyorsanız alın okuyun derim çünkü romantik ve sıcak bir kitap. Bu arada seksi ve yakışıklı karakterimiz olan Jack'e bayılmamak elde değil :D

Kısaca konuya değinirsem; Ünlü bir oyuncu olan Jack Eversea özel hayatında yaşadığı sorunlar yüzünden ortadan kaybolmaya karar verir. Herkesin merak konusu olan Jack'in, nereye gittigi ve ne yaptığı herkes tarafından merak edilir çünkü eski sevgiliside ünlü bir oyuncudur ve Jack'i aldatmıştır. Jack ortalıkta görünmemek için ve peşindeki magazin ordusundan kurtulmak için küçük bir kasaba olan Butler Cove’a gelir ve işte tam burada yolu Keri Ann ile kesişir.
Keri Ann, Butler Cove, Güney Carolina’da yaşıyor. Anne ve babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra babaannesini de kaybeder. Ağabeyi Joey bir tıp öğrencisi olduğu için aile yadigarı evin tüm sorumluluğu Keri Ann'a kalır. Joey’nin okulu bitince Keri Ann'de kasabadan ayrılarak hayatını yaşamaya başlayacaktır. Fakat işler hiç ummadığı şekilde gelişir çünkü yaşadığı küçük kasabaya aynı zamanda çalıştığı yere gelip yemek siparişi veren kişi çok ünlü bir oyuncu ve en yakın arkadaşının bayıldığı, hayran olduğu Jack Eversea'dir.


Onların yolu böyle kesişiyor işte. Ben bu iki karakteri sevdim. Her ne kadar kitapta az görmüş olsakta Jazz ve Joey de sempatik karakterler arasına girdi bile :D Kitap keyif kitabı gibi çok hoşuma gitti ve çok akıcı. Sonu tuhaf bitti ama ikinci kitabı alıp okumayı istiyorum. Böyle keyifli ve günübirlik biticek bir kitap. Keyifli vakit geçirmek için alın okuyun derim ve akıcı olduğu içinde sıkıntı olmuyor.


Kitap Alıntıları



"Sana hiç kendini beğenmiş olduğunu söyleyen oldu mu?Kendini beğenmiş değil. Kendinden emin. Arada fark var.”

"Birini önemsediğinde , onun acı çektiğini görmek ya da duymak istemezsin. Özellikle de elinden gelen bir şey yoksa."


"Sanırım hayatın boyunca çok fazla kendi başına kalmak zorunda kalmadın ?"
"Gerçek şu ki etrafın her dakika insanlarla çevriliyken de yapayalnız kalabiliyorsun."




Mayıs 08, 2015

Boğulan Kız - Caitlin R. Kiernan || Kitap Yorumu

Mayıs 08, 2015 0 Comments

Kitap: Boğulan Kız
Orjinal Adı: The Drowning Girl
Yazar: Caitlin R. Kiernan
Tür: Fantezi, Korku, Paranormal
Yayınevi: Optimum Kitap
Sayfa Sayısı: 344
Goodreads Puanı: 3,77
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu - D&R - Okuoku.com














Arka Kapak
Indiana Morgan Phelps -akadaşları ona kısaca Imp der- bir şizofreniktir. Artık kendi aklına güvenemez çünkü hatıralarının ona bir şekilde ihanet ettiğine ve onu kendi kimliğini sorgulamaya ittiğine ikna olmuştur. Imp, gerçeklik algısıyla mücadele ederek kötü niyetli bir sirenle, ona yabani bir kız görünümünde gelen, yardıma muhtaç bir kurtla ya da çok ama çok daha tuhaf bir şeyle karşılaşmasına dair doğruları su yüzüne çıkarmalıdır.
Benim Yorumum

Kitabı bitirmem baya sürdü ama inat ettim ve bitirdim :D Kitabı okuyacaklara söylemek istediğim tek şey elinizde fazla tutmayın hemen okuyun çünkü kitap elde ne kadar kalırsa kitaptan o kadar fazla sıkılma oluyor. Bu arada kitabın orjinal kapağı çok hoşuma gitti bence kitaba daha uygun ama bizim kapakta fena sayılmaz güzel ve görsel bir kapak.

Kitabın konusuna gelirsek; Indiana Morgen Phelps arkadaşları ona Imp der bir şizofreni hastası. Tıpkı annesi, anneannesi gibi. Ayrıca Imp bir ressam her ne kadar inkar etse de aynı zamanda yazar. Şizofreni hastalığı nedeniyle unutkandır ve kendi aklına güvenemez, gerçek ile hayali birbirinden ayıramaz.

Imp kendi hayalet hikâyesini daktiloya yazarak anlatıyor ki bu benim hoşuma gitti. Kitapta onun düşünce ve duygularını, ikilem içinde olmasını ve neyin gerçek olup olmadığını sorgulamasını görüyoruz. Kitapta bir çok tarih ve tablo adı var burda yazarın ne kadar araştırmacı olduğu belli. 

Ben kitapta bazı yerlerde sıkıldım bazı yerlerde hoşuma giden şeyler oldu. Mesela başları ilginç ve kitabın sonuda baya ilginç. Ama ortaları biraz sıkıcı geldi. Bir şeyler fazla uzatılmış gibi. Mesela bir şeyi açıklarken çok fazla ayrıntıya girilmesi insanı bayıyor en azından beni. 
Herşeyin çözüme ulaştığı yer kitabın sonu. Kitaba başlamadan önce sonunun değişik olduğunu biliyordum ama böyle bişi beklemedim. Güzel bir son oldu. 

Kitap bir çok kitabın aksine kolay okunan bir kitap değil. Kitabı okurken sabırlı olunmalı. Kafa karıştıran cümleler, ilginç paragraflar yüzünden bir kaç cümleyi tekrar okuduğum doğru. Kitabın ortaları biraz durgun geçiyor ama başları ve sonu da bir o kadar akıcı. Bu tür sevenlere öneririm ama bu tür ilk defa okuyacaksınız sabırlı olmalısınız. Ben ilk defa bu tür okudum ve bana nasıl geldiğini tahmin edersiniz ama kitabın işlenilişi güzel ve şaşırtıcı noktaların olduğu yerler var. Dediğim gibi bu türü severek okuyanlara öneririm. 


Kitap Alıntıları

"Genellikle, sadece gerçek olmasını dilediğim şeyleri söylerim, sanki sesli söylersem gerçekleşebilirmiş gibi. Hüsnükuruntu. Büyülü düşünme, hasta zihnimin olmazsa olmazı. Gerçek olmayan şeyler söylüyorum çünkü gerçek olmalarına ihtiyacım var. "

"Anıları yakalayıp tutmayı becerebilseydim, o günü gül goncası ya da dört yapraklı yoncaymışçasına sayfaların arasına koyardım."

"Elimden geldiği kadar gülüyorum. Kurda kuşa yem olmamak için gülüyorum."

"Günün birinde hatırlamak isteyebilirsin. Bizi çok etkileyen bir şey olduğunda, onu unutmamak için elimizden geleni yapmalıyız. Bu yüzden not almak iyi bir fikir."

Kitaptaki boğulma sahnesi çok benziyor idi