Follow Us @ozgurkitaplar

Mayıs 25, 2015

Başka Dilde Aşk - Mia Sheridan // Kitap Yorumu

Mayıs 25, 2015 0 Comments
Kitap: Başka Dilde Aşk
Orjinal Adı: Archer's Voice
Yazar: Mia Sheridan
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Romantizm, New Adult, Adult
Sayfa Sayısı: 388
Goodreads Puanı: 4,53
Benim Puanım: 5/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu, D&R, Okuokucom









Arka Kapak

New York Times, USA Today ve Wall Street Journal Çoksatan Romanı 


Başka Dilde Aşk, korkunç bir gecenin hatıralarına zincirlenmiş bir kadının ve sevgisiyle o zincirleri kırabilecek adamın hikâyesi.

Geçmişin acı yüklü izlerini taşıyan sessiz bir adamın ve sesini bulmasına yardım edebilecek kadının hikâyesi.

Acının, kaderin ve aşkın iyileştirici gücünün hikâyesi…



Benim Yorumum

Ba-yıl-dım :D Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve ben yazara ısındım hatta çok iyidi kitap, çok sevdim. İlk defa böyle değişik bir aşk kitabı okudum. Yani daha önce okuduğum bir sürü aşk kitabı oldu ama bu daha değişik ve bana göre alışılmış bir aşk kitabı değildi. Ben bu kitabı çok sevdim karakterler olsun kurgu ya da kitabın işleyişi, yazım tarzı süperdi. Büyüleyici bir aşk hikâyesiydi gerçekten de. Duygu yoğunluğu yüksek ve kesinlikle farklı bir kitap. Okuyun ve çok güzel bir ikili olan Archer ve Bree ile tanışın..


Kısaca konuya gelirsem, Archer geçmişte yaşadığı bir kaza sonucu bir çok şeyle baş etmek zorunda kalmış ve kendini toplumdan soyutlamış biri. Yalnız büyümüş birisi ve yaşadıkları yüzünden bazı şeyleri haketmediğini düşünüyor.

Gelelim Bree'ye. Ben bu kadın karakterini sevdim. Genelde kadın karekterler pek iyi olmaz ama bence Bree çok iyidi. Bree'de geçmişte kötü şeyler yaşayan bir kadın. Yaşadığı kötü şeyler yüzünden yaşadığı yerden ayrılıp pelion kasabasına yerleşir.

Kitap böyle gidiyor ve çok akıcı. Hemen okunulabilcek bir kitap. Ben Archer'a bayıldım. Süper bir adam. Hiç bu tür bir aşk hikayesi okumamıştım ama kitaba hemen ısındım. Karakterler mükemmeldi. Bence sizlerde okuyun. Eminim kitaptan keyif alıcaksınızdır. Dediğim gibi ben Archer'a aşık oldum bence sizde aşık olucaksınız :D

Alıntılar

"Burada ne yapıyorsun?" diye sordum. 
"Fırtınalardan hoşlanmıyorsun," diye cevapladı.
"Fırtınalardan hoşlanmadığım için mi iki kilometreyi yağmurda yürüdün?"
"Evet"






Mayıs 20, 2015

Beynimdeki Yangın - Susannah Cahalan // Kitap Yorumu

Mayıs 20, 2015 4 Comments
Kitap: Beynimdeki Yangın
Orjinal Adı: Brain on Fire: My Month of Madness
Yazar: Susannah Cahalan
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Türü: Biyografi, Psikoloji
Sayfa Sayısı: 369
Goodreads Puanı: 3,94
Benim Puanım: 5/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu, D&R, okuoku.com










Arka Kapak

"Unutmanın varlığı asla kanıtlanmamıştır. Tek bildiğimiz, bazı şeylerin istediğimiz zaman aklımıza gelmediğidir." 

- Friedrich Nietzsche

Dünyada nadir görülen ve tanı koymanın çok zor olduğu bir hastalıkla savaşan gazeteci Susannah Cahalan, Beynimdeki Yangın'da kendi öyküsünü kaleme alıyor.
Delirmenin ve unutmanın yaşamında boşluklar oluşturduğu Cahalan, bu boşluğu doldurmak için okurlarla birlikte geçmişinin peşine düşüyor. 


"Başlangıçta yalnızca karanlık ve sessizlik vardı.
"Gözlerim açık mı? Merhaba?'

Ağzımı mı oynatıyorum ya da bu soruyu yöneltecek biri mi var, emin olamıyorum. Hiçbir şey göremeyeceğim kadar karanlık. Gözlerimi kırpıyorum, bir kez daha kırpıyorum ve bir kez daha. Karın boşluğumda kötü bir şey olacağına dair bir his var. Biliyorum."


Benim Yorumum

Kitabı bitirdim. Hala kendi kendime 'cidden bitti mi' diyorum. Ama bitti ve ben durmuş kitabın kapağına bakıyorum. Öncelikle kitap kurgu falan değil gerçek. Yaşanmış bir olay ve kitabı da zaten birinci elden yani bunları yaşayan kişiden, Susannah Cahalan'dan okuyoruz. Ben kitaba bayıldım. Zaten yaşanmış olayları okumaya ayrı sempatim var.
Kitap son derece tatmin edici ve anlaşılır. Yani bilmediğiniz kelimeler varsa bile sizi sıkmadan merak uyandırıcı bir şekilde açıklıyor. Kitapta Susannah'ın yaşadığı duygular o kadar güzel yansıtılmış ki resmen yaşadıklarını okuyucuda hissediyor. Ki zaten kitabı Susannah'ın ele aldığı yani kitabı birinci şahıstan, Susannah'ın dilinden okuduğumuz için hissetmememiz imkansız.

Kısaca kitabın konusuna gelirsem, Kitapta Susannah bir hastalığa yakalanıyor. Susannah, New York Post gazetesinde muhabir olarak çalışır. Çok güzel giden hayatı bir anda neredeyse hiç bilinmeyen bir hastalığa yakalanınca değişiyor. En iyi doktorların bile bulamadığı, hastalığa bir isim veremediği ve tespit edilmesi hayli zor olan bu hastalığın tedavisini bulmak uzun zaman alıyor. Hastalığın belirtileri önce tahtakurusu korkusu, baş dönmesi, paranoyak düşünceler ve sol tarafında uyuşma ile kendini gösteriyor. Arkadaşlarının da önerisiyle doktara gidip test yaptırıyor ve emar sonuçlarından monoya yakalandığını düşünüyorlar. Daha sonra iyice kötüye giden Susannah, delirmeye, insanların kendi hakkında kötü şeyler söylediğini ve izlendiğini  düşünmeye başlıyor. Konuşmasının gittikçe kötüleşmesi ve yazmakta zorlanmaya başlaması ile birlikte boş boş bakan bir kıza dönüşüyor. Doktorların yaptığı tetkiklerin yani kan testleri, EEG, emar sonuçlarında durumu anlamakta yetersiz kalıyor. Ailesinin, sevgilisinin ve karşısına çıkan doktorların sayesinde ve onların desteği ile bu hastalıktan kurtulmasını anlatıyor. 

Susannah kitabın başında yaşadıklarının çoğunu anımsayamadığını, hatırlamadığını okuruna açıklıyor. Kitapta hastalıktan kurtulup iyileştiğinde tamamen kendisi olamadığını, hâlâ bazen 'deliriyor muyum' diye düşündüğünü okuruna ifade ediyor. 

Kitabın neredeyse en sevdiğim kısmı olan iyileştikten bir süre sonra kendi öyküsünü yazdığı yer. Bu öykü bu hastalığa yakalanan insanlara yardımcı oluyor. Onunla iletişime geçen insanların ona akıl danışması, dertleşmeleri çok güzel. Ama en iyisi öyküsünün tıpkı onun gibi hastalığa yakalanan bir çocuğa yardımcı olması onun iyileşmesine yardımı dokunması. 

Dediğim gibi kitap çok güzel ve okunmasını tavsiye ettiğim bir kitap. Bu tür seven herkese kesinlikle ve kesinlikle okumasını önerdiğim bir kitap. Ama bu türü herkes okuyup sevebilir bence.






Kitaptan Alıntılar


“Ben yalnızca. Yalnızca. Hiç kendin değilmişsin gibi hissettiğin oldu mu?”
Güldü. “Kendim gibi hissettiğim olmuyor ki!”


“Sonuçta bizler parçalarımızın toplamıyız ve beden çöktüğünde değer verdiğimiz tüm erdemler de onunla birlikte yok olup gidiyor.”


“Yoldaşlarım sağlamdı. Aristoteles, ‘Hiçbir görkemli zihin deliliğin dokunuşu olmadan var olmamıştır,’ demiş.”


“Ağlamamın nedeni bu muydu? Adamı tanımıyordum bile. Kendim için mi ağlıyordum? Sıradaki kişinin ben olabileceğini düşündüğüm için mi ağlıyorum?”


“Yoksa sorun şu baba kız ilişkisi miydi? Babam sevgisini göstermekten çok uzak bir adamdı, ‘seni seviyorum’ gibi sözleri çocuklarına bile sarf etmezdi."


"Kel olacağım" dedim gülümseyerek ve ağzıma bir Paskalya şekerlemesi attım.
"Ne demek istiyorsun? Kafanı mı kazıdılar?"
"Kel"
"Belki de kellik ilacına ihtiyacın var." İkimiz de katıla katıla güldük.


"Nasılsın? diye durmadan soruyordu insanlar. Nasılım? Artık "ben"in kim olduğunu bile bilmiyordum ki!  


"Kimi zaman, tam da ihtiyaç duyduğumuzda yaşam bize metaforlar hediye eder. Her şeyin yittiğini düşündüğünde, en çok ihtiyaç duydukların beklenmedik şekilde geri döner." 


Gözyaşlarıyla boğuşan babam yanıma diz çöktü.
"Sana ne söylediğimi unutma. Stratejimiz nedir?"
"Adım adım."
"Doğrunun eğimi nedir?" 
"Pozitif." 


"Neden benimle kaldığını ona defalarca sordum, her zaman aynı yanıtı verdi; Çünkü seni seviyorum, kalmak istedim, senin orada bir yerde olduğunu biliyordum."


“Zihin, Noel ağacını süsleyen bir lamba devresine benzer. Beyin iyi çalıştığında lambalar pırıl pırıl yanıp söner ve yeterince uyarlanabilir bir yapıdadır, öyle ki ampullerden biri sönse bile sıklıkla geri kalanlar parlamaya devam eder. Ama hasarın yerine bağlı olarak kimi zaman patlamış bir ampul hepsinin kararmasına yol açabilir.”


Bu da tatlı yazarımız


Mayıs 17, 2015

Kitap Çekilişine Var Mısın? #1 || Çekiliş Kazananı

Mayıs 17, 2015 31 Comments


Selamlar herkese :D
Uzun zamandır bir kitap çekilişi yapmayı planlıyorum ama yapamadım. Hazır Kocaeli Kitap Fuarı da yakınken yapayım dedim. Çekiliş 16 Mayıs 2015 tarihinde bitiyor ve kazanana kitabı kargo benden tabiki gönderiyorum. İsteyenler instagramdan isteyenler de buradan katılabilir.














Kurallar çok basit;

  • Yorum kısmına katıldığınızı belirterek size ulaşabileceğim bir adres linki yazmalısınız.


Zorunlu kurallar yukarıdaki gibi. Eğer adınızın iki kere yazılmasını istiyorsanız -böylece kazanma şansınız artıvan tabiki- aşağıdakileri yapmanız gerekiyor.



  • Beni instagramdan takip ederseniz adınız listeye bir kere daha yazılacak. Takip ettiğiniz adresi yorumda belirtmelisiniz.


İnstagram hesabım için @ozgurkitaplar yazısına tıklayabilirsiniz. 

 İşte çekilişe katılmak için tüm gerekenler bu kadar. Hepinize bol şans canlar. Unutmayın son katılım 16 Mayıs 2015 :)






Ve çekiliş bitti.. Katılan herkese çok teşekkür ederim :* 
Kazanan @darkapollyon oldu, tebrik ederim..
Geç açıkladığım için hepinizden özür dilerim ama annem tutturdu temizlik yapalım diye bende yardım ettim telefonu elime anca alabildim. Çekilişe katılan herkese teşekkürler. Daha başka çekilişlerde görüşmek üzere..

Mayıs 11, 2015

Aşka Var Mısın? - Natasha Boyd || Kitap Yorumu

Mayıs 11, 2015 2 Comments
Kitap: Aşka Var Mısın?
Özgün Adı: Eversea
Seri: Eversea 1/2
Yazar: Natasha Boyd
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 362
Tür: Genç Yetişkin, Romantik
Goodreads Puanı: 4,16
Benim Puanım: 4/5
Satın Almak İçin: D&R - Kitapyurdu - Okuoku.com













Tanıtım

“Eğer geleceğimde olacağını bilseydim, tamamen farklı bir yaşam seçerdim.” ?
...kokusunu derin derin içime çektim. Sonra ağzımı kulağına yaklaştırdım. 

“Eğer farklı bir yaşam seçseydin, beni hiçbir zaman bulamazdın.”


Sorumlulukları ve kendine olan güvensizliğiyle boğuşan, güneyli bir genç kız...
Her şeyini kaybedebileceği son skandalından kaçan, Hollywood’un en gözde megastarı...
Onları sonsuza dek değiştirecek, tesadüfi bir karşılaşma, imkânsız bir birliktelik ve masalsı bir aşk hikâyesi...



Benim Yorumum

Çok tatlı bir kitap daha bitti :D Kitabı çok beğendim ve çok akıcıydı. Eğer keyif almak istiyorsanız alın okuyun derim çünkü romantik ve sıcak bir kitap. Bu arada seksi ve yakışıklı karakterimiz olan Jack'e bayılmamak elde değil :D

Kısaca konuya değinirsem; Ünlü bir oyuncu olan Jack Eversea özel hayatında yaşadığı sorunlar yüzünden ortadan kaybolmaya karar verir. Herkesin merak konusu olan Jack'in, nereye gittigi ve ne yaptığı herkes tarafından merak edilir çünkü eski sevgiliside ünlü bir oyuncudur ve Jack'i aldatmıştır. Jack ortalıkta görünmemek için ve peşindeki magazin ordusundan kurtulmak için küçük bir kasaba olan Butler Cove’a gelir ve işte tam burada yolu Keri Ann ile kesişir.
Keri Ann, Butler Cove, Güney Carolina’da yaşıyor. Anne ve babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra babaannesini de kaybeder. Ağabeyi Joey bir tıp öğrencisi olduğu için aile yadigarı evin tüm sorumluluğu Keri Ann'a kalır. Joey’nin okulu bitince Keri Ann'de kasabadan ayrılarak hayatını yaşamaya başlayacaktır. Fakat işler hiç ummadığı şekilde gelişir çünkü yaşadığı küçük kasabaya aynı zamanda çalıştığı yere gelip yemek siparişi veren kişi çok ünlü bir oyuncu ve en yakın arkadaşının bayıldığı, hayran olduğu Jack Eversea'dir.


Onların yolu böyle kesişiyor işte. Ben bu iki karakteri sevdim. Her ne kadar kitapta az görmüş olsakta Jazz ve Joey de sempatik karakterler arasına girdi bile :D Kitap keyif kitabı gibi çok hoşuma gitti ve çok akıcı. Sonu tuhaf bitti ama ikinci kitabı alıp okumayı istiyorum. Böyle keyifli ve günübirlik biticek bir kitap. Keyifli vakit geçirmek için alın okuyun derim ve akıcı olduğu içinde sıkıntı olmuyor.


Kitap Alıntıları



"Sana hiç kendini beğenmiş olduğunu söyleyen oldu mu?Kendini beğenmiş değil. Kendinden emin. Arada fark var.”

"Birini önemsediğinde , onun acı çektiğini görmek ya da duymak istemezsin. Özellikle de elinden gelen bir şey yoksa."


"Sanırım hayatın boyunca çok fazla kendi başına kalmak zorunda kalmadın ?"
"Gerçek şu ki etrafın her dakika insanlarla çevriliyken de yapayalnız kalabiliyorsun."




Mayıs 08, 2015

Boğulan Kız - Caitlin R. Kiernan || Kitap Yorumu

Mayıs 08, 2015 0 Comments

Kitap: Boğulan Kız
Orjinal Adı: The Drowning Girl
Yazar: Caitlin R. Kiernan
Tür: Fantezi, Korku, Paranormal
Yayınevi: Optimum Kitap
Sayfa Sayısı: 344
Goodreads Puanı: 3,77
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu - D&R - Okuoku.com














Arka Kapak
Indiana Morgan Phelps -akadaşları ona kısaca Imp der- bir şizofreniktir. Artık kendi aklına güvenemez çünkü hatıralarının ona bir şekilde ihanet ettiğine ve onu kendi kimliğini sorgulamaya ittiğine ikna olmuştur. Imp, gerçeklik algısıyla mücadele ederek kötü niyetli bir sirenle, ona yabani bir kız görünümünde gelen, yardıma muhtaç bir kurtla ya da çok ama çok daha tuhaf bir şeyle karşılaşmasına dair doğruları su yüzüne çıkarmalıdır.
Benim Yorumum

Kitabı bitirmem baya sürdü ama inat ettim ve bitirdim :D Kitabı okuyacaklara söylemek istediğim tek şey elinizde fazla tutmayın hemen okuyun çünkü kitap elde ne kadar kalırsa kitaptan o kadar fazla sıkılma oluyor. Bu arada kitabın orjinal kapağı çok hoşuma gitti bence kitaba daha uygun ama bizim kapakta fena sayılmaz güzel ve görsel bir kapak.

Kitabın konusuna gelirsek; Indiana Morgen Phelps arkadaşları ona Imp der bir şizofreni hastası. Tıpkı annesi, anneannesi gibi. Ayrıca Imp bir ressam her ne kadar inkar etse de aynı zamanda yazar. Şizofreni hastalığı nedeniyle unutkandır ve kendi aklına güvenemez, gerçek ile hayali birbirinden ayıramaz.

Imp kendi hayalet hikâyesini daktiloya yazarak anlatıyor ki bu benim hoşuma gitti. Kitapta onun düşünce ve duygularını, ikilem içinde olmasını ve neyin gerçek olup olmadığını sorgulamasını görüyoruz. Kitapta bir çok tarih ve tablo adı var burda yazarın ne kadar araştırmacı olduğu belli. 

Ben kitapta bazı yerlerde sıkıldım bazı yerlerde hoşuma giden şeyler oldu. Mesela başları ilginç ve kitabın sonuda baya ilginç. Ama ortaları biraz sıkıcı geldi. Bir şeyler fazla uzatılmış gibi. Mesela bir şeyi açıklarken çok fazla ayrıntıya girilmesi insanı bayıyor en azından beni. 
Herşeyin çözüme ulaştığı yer kitabın sonu. Kitaba başlamadan önce sonunun değişik olduğunu biliyordum ama böyle bişi beklemedim. Güzel bir son oldu. 

Kitap bir çok kitabın aksine kolay okunan bir kitap değil. Kitabı okurken sabırlı olunmalı. Kafa karıştıran cümleler, ilginç paragraflar yüzünden bir kaç cümleyi tekrar okuduğum doğru. Kitabın ortaları biraz durgun geçiyor ama başları ve sonu da bir o kadar akıcı. Bu tür sevenlere öneririm ama bu tür ilk defa okuyacaksınız sabırlı olmalısınız. Ben ilk defa bu tür okudum ve bana nasıl geldiğini tahmin edersiniz ama kitabın işlenilişi güzel ve şaşırtıcı noktaların olduğu yerler var. Dediğim gibi bu türü severek okuyanlara öneririm. 


Kitap Alıntıları

"Genellikle, sadece gerçek olmasını dilediğim şeyleri söylerim, sanki sesli söylersem gerçekleşebilirmiş gibi. Hüsnükuruntu. Büyülü düşünme, hasta zihnimin olmazsa olmazı. Gerçek olmayan şeyler söylüyorum çünkü gerçek olmalarına ihtiyacım var. "

"Anıları yakalayıp tutmayı becerebilseydim, o günü gül goncası ya da dört yapraklı yoncaymışçasına sayfaların arasına koyardım."

"Elimden geldiği kadar gülüyorum. Kurda kuşa yem olmamak için gülüyorum."

"Günün birinde hatırlamak isteyebilirsin. Bizi çok etkileyen bir şey olduğunda, onu unutmamak için elimizden geleni yapmalıyız. Bu yüzden not almak iyi bir fikir."

Kitaptaki boğulma sahnesi çok benziyor idi 

Nisan 30, 2015

Yemin Bozdum Yolunda - Müjde Aklanoğlu || Kitap Yorumu

Nisan 30, 2015 0 Comments
Adı: Yemin Bozdum Yolunda (1)
Yazar: Müjde Aklanoğlu
Seri: Bana sevmeyi Anlat #2
Yayınevi: Parola Yayınları
Sayfa Sayısı: 704
Goodreads Puanı: 3.89
Benim Puanım: 3/5

















Arka Kapak


ONLARIN AŞKI MUTLU MU BİTECEK?

Her şey bir yanlış anlaşılmayla başladı! Derin yeşil gözleri, beyaz, tazecik tenine düşen gece karası saçları ve dolgun kırmızı dudaklarıyla yakıcı bir güzellik: Peri!
Hayal dünyalarında yaşayan, peri kızlarından değil o! Onun hayatı, masal dünyalarındaki gibi hiç olmadı. Zaten masalların, ucuz aşk romanlarına inanmayı bırakalı çok olmuştu. Ta ki; gece yarısı uyku sersemi yaptığı bir hataya kadar!
Sınırsız serveti, baştan çıkarıcı cazibesi ve pervasız yakışıklılığıyla Eymen'in baştan çıkarıp elde edemeyeceği bir kadın yoktu. Öyle sanıyordu! Oysa Eymen, evliliğin erkekleri itaatkâr bir köleye çevirdiğini ve aşk acısının azap verici bir yıkımla, ehlileştirici etkisini düşünerek evlenmeyi kesinlikle istemiyordu. Geçmişte yaşadığı acı tecrübesi yüzünden, kapılar aşka kapanmış, yüreği sırlarla örtünmüştü... Artık aşka yeminliydi! Bir gece zorda kalıp bir otele uğradı ve uyandığında hayatının en büyük yanlış anlaşılmasıyla karşılaştı.

Böylece peri masalı başladı!

Tüm kadınlar kendisininken, o; sadece asi ve şartları olan bu kızı arzuluyor -Karısını!- ona sahip olabilmek için her yolu deniyordu. Peri isyan ettikçe cezbediyor, çekim alanından çıkmıyordu.
Bu iki inatçı âşıktan acaba hangisi galip gelecek? Önce hangisi pes edecek? Eymen dokunursa yanacak, bir ömür evli kalacak! Peri ise verdiği yemini bozmayıp arkasında kalmaya çalışacak...

İki Yemin, bir aşk.. Acaba hangisi kazanacak?..


Benim Yorumum

Yine bir kitap yorumuyla karşınızdayım heheh Bu sefer daha önce Bana Sevmeyi Anlat kitabını okuduğum -ki süper bir kitap ama rüzgar aşk ya hihiih :D- ve şimdi de Yemin Bozdum Yolunda kitabını okuduyup bayıldığım yazarlardan birisi Müjde Aklanoğlu. 
Gerçekten kalemi süper ve kitapları çok akıcı. Karakterler, kurgu, anlatım tarzı, kitabın duygusu bence çok iyi. İkinci kitap için gün sayıyorum keşke bir an önce çıksa. Kitabın 700 sayfalık bir roman olduğuna bakmayın hemencecik bitiyor. Yarım bırakmak gelmiyor insanın içinden ve eline alınca hemen kitaba kendini kaptırıyorsun. Ben elime aldığımda bir gecede 240 sayfa bitirdim resmen :D 

Eymen, Peri, Ecem ve azda olsa gördüğümüz Cem kitabın sevdiğim karakterlerinden. Diyalogları, atışmaları, kavgaları güzel ve eğlenceliydi.
Kitap süper, bazen güldüğünüz bazen üzüldüğünüz bazen de küfür edip dövmek isteğiniz bir sürü kısmı olan eğlenceli bir kitap. 

Kısaca konuya deginirsem; Peri ailesini kaybetmiş ve amcasıyla yaşayan bir kız. Yengesinin eziyetleri yetmiyormuş gibi bir de sapık bir kuzenle başı belada. Yengesinin verdiği işlerin yorgunluğuyla hemen dinlenip uyumak için odasına gider ve o gece çektikleri yetmezmiş gibi hayatı daha fazla altüst olur. 
Eymen ise yakışıklı, zengin bir iş adamı. Geçmişte yaptığı hatalar yüzünden yaralı bir adam. Bir arkadaşının düğünü için gittiği şehirde yaptığı bir gecelik hata hayatını sekteye uğratıp tamamen değiştirir.
İkisininde yaşadığı bazı şeyler var ve ettikleri yeminler var. Her ne kadar hayatlarını çıkmaza sürüklesede vazgeçemeyecek kadar bağlılar yeminlerine. 
Umarım bir an önce ikincisi çıkar çünkü çok merak ediyorum. Son bölümde olan olaylar yüzünden daha bir merak ediyorum. Bence sizde bu kitaptan keyif alıcaksınız bu yüzden okuyun ve ikinci kitap için gün sayın :D 


Kitaptan Alıntılar

"Sadece sevsen olmaz mı Eymen? Birazcık sevsen."

"Canım doktorculuk oynamak çekti. Yaramaz bir hasta doktordan korkunca, ben de kendim olayım dedim." diye dalga geçti. "Ufakken kızları böyle soyuyordum."

“Senden değişmeni istemiyorum! Senden hiçbir şey istemiyorum! Ben sadece sevilmek istiyorum. Babamın, annemi sevdiği gibi sevilmek. Onların yuvası gibi sevgi dolu bir yuva. Sen bunu bana verebilir misin?”

Nisan 27, 2015

Kuşatma ve Fırtına - Leigh Bardugo || Kitap Yorumu

Nisan 27, 2015 0 Comments
Kitap: Kuşatma ve Fırtına
Orjinal Adı: Siege and Storm
Yazar: Leigh Bardugo
Seri: The Grisha 2/3
Sayfa Sayısı: 448
Yayınevi: Martı Yayınları
Goodreads Puanı: 4.15
Benim Puanım: 4/5



















Tanıtım

Her zaman böyle olmayacak. Özgür kaldığın günlerin sayısı arttıkça hayatın kolaylaşacak… 


En güçlü Grishalardan biri olan Güneşin Elçisi Alina Starkov, Karanlıklar Diyarı'nda yaşanan faciadan kaçıp arkadaşı Malyen'le birlikte, arkasında bıraktığı dünyanın karmaşasından uzak kalacağını düşündüğü bambaşka topraklara doğru yola çıkar.

Ancak kaderinden ve geçmişinden kaçmak sandığı kadar kolay olmayacaktır. Karanlıklar Efendisi yenilediği gücü ve ölümcül planlarıyla yeniden karşısına çıkmaya hazırlanmaktadır. Alina'nın Karanlıklar Efendisi'ni yenmek ve terk etmek zorunda kaldığı Ravka'yı özgürlüğüne kavuşturmak adına gereken güce ulaşması için uzun ve tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkması gerekecektir.Kuşatma ve Fırtına'nın karanlık dünyasında Alina'yla birlikte kaybolacak ve oradan asla dönmek istemeyeceksiniz.

"Eşsiz ve büyüleyici tasvirlerin her sayfasında kendini hissettirdiği Kuşatma ve Fırtına'nın kendine özgü dünyası onu benzersiz kılan etkenlerden sadece biri."
-Booklist-

"Mükemmel bir kurgu ve aksiyonla harmanlanmış bu sürükleyici roman okurların hayal gücünü harekete geçirmekte oldukça başarılı."
-The Los Angeles Times-

"Bardugo yine fantastik edebiyatın nasıl yazılması gerektiğini ispatlar nitelikte bir romana imza atmış."
-The New York Times-

Kuşatma ve Fırtına'yı bitirdikten sonra onun daha önce okuduğunuz hiçbir kitaba benzemediğini anlayacaksınız."
-Publishers Weekly-


Benim Yorumum

Karanlıklar Efendisinden kaçmayı başaran Güneşin Elçisi Alina Starkov, Büyük Deniz'den geçer ve Cofton adında bir kasabada kalır. Hayatını kaçak yaşamak zorunda kalan Alina'nın yanında sadece Malyen vardır. Ancak kaderinden kaçmak sandığı kadar kolay değildir. Çünkü Karanlıklar Efendisi onları tekrar bulur ve esir alır.

İlk kitabı daha çok sevdim ama bu kitapta fena değildi pek içime sinmedi ama.. Kitabın başları sıkıcı ve insan bir yerden sonra tıkanıyor okuyası gelmiyor ama son bölümlerde biraz daha iyi oldu.

Karakterlere gelirsek ben Alina karakterini daha iyi bulmayı isterdim çünkü bazı şeyleri beni sinir ediyor. İlk kitapta da ikinci kitapta da fazla sevemedim. Kitaba yeni giren bir karakter var Sturmhond. Sturmhond Kitaba denizci olarak giriyor fakat okuyunca daha farklı şeyler olduğunu anlıyorsunuz. Sturmhond en sevdiğim karakter arasına girdi :D Eğlenceli ve komik bir yapısı var ve bu çok hoş. Umarım üçüncü kitapta da Sturmhond karakterini görürüz. Ayrıca yan karakterlerden olan Tolya ve Tamar'da güzel karakterlerden.

Kitapta ilk kitapta da olduğu gibi yine çeviri hataları ve tuhaf kelimeler var. Buna biraz daha dikkat edilse daha iyi olur aslında. Biraz ara verdikten sonra 3. kitabı da okuyacağım.

Kitabın Ön Okuması İçin tıklayın.




Alıntılar

"Zayıflık iyi bir kılıktır. Senin insan olduğunu bilmeleri gerektiğinde öyle davran ama asla öyle hissetme."

"İster prens olsun ister fakir biri, her insanın bir bedeli vardır."

“Ben bir korsanım, Alina,” dedi sakince. “Ben alabileceğim her şeyi alırım.”

“Kahramanların ve azizlerin sorunu ne biliyor musun, Nikolai?” diye sordum, atlasın kapağını kapatıp kapıya doğru giderken. “Genellikle sonunda hep ölüyorlar.”