Follow Us @ozgurkitaplar

Mayıs 11, 2015

Aşka Var Mısın? - Natasha Boyd || Kitap Yorumu

Mayıs 11, 2015 2 Comments
Kitap: Aşka Var Mısın?
Özgün Adı: Eversea
Seri: Eversea 1/2
Yazar: Natasha Boyd
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 362
Tür: Genç Yetişkin, Romantik
Goodreads Puanı: 4,16
Benim Puanım: 4/5
Satın Almak İçin: D&R - Kitapyurdu - Okuoku.com













Tanıtım

“Eğer geleceğimde olacağını bilseydim, tamamen farklı bir yaşam seçerdim.” ?
...kokusunu derin derin içime çektim. Sonra ağzımı kulağına yaklaştırdım. 

“Eğer farklı bir yaşam seçseydin, beni hiçbir zaman bulamazdın.”


Sorumlulukları ve kendine olan güvensizliğiyle boğuşan, güneyli bir genç kız...
Her şeyini kaybedebileceği son skandalından kaçan, Hollywood’un en gözde megastarı...
Onları sonsuza dek değiştirecek, tesadüfi bir karşılaşma, imkânsız bir birliktelik ve masalsı bir aşk hikâyesi...



Benim Yorumum

Çok tatlı bir kitap daha bitti :D Kitabı çok beğendim ve çok akıcıydı. Eğer keyif almak istiyorsanız alın okuyun derim çünkü romantik ve sıcak bir kitap. Bu arada seksi ve yakışıklı karakterimiz olan Jack'e bayılmamak elde değil :D

Kısaca konuya değinirsem; Ünlü bir oyuncu olan Jack Eversea özel hayatında yaşadığı sorunlar yüzünden ortadan kaybolmaya karar verir. Herkesin merak konusu olan Jack'in, nereye gittigi ve ne yaptığı herkes tarafından merak edilir çünkü eski sevgiliside ünlü bir oyuncudur ve Jack'i aldatmıştır. Jack ortalıkta görünmemek için ve peşindeki magazin ordusundan kurtulmak için küçük bir kasaba olan Butler Cove’a gelir ve işte tam burada yolu Keri Ann ile kesişir.
Keri Ann, Butler Cove, Güney Carolina’da yaşıyor. Anne ve babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra babaannesini de kaybeder. Ağabeyi Joey bir tıp öğrencisi olduğu için aile yadigarı evin tüm sorumluluğu Keri Ann'a kalır. Joey’nin okulu bitince Keri Ann'de kasabadan ayrılarak hayatını yaşamaya başlayacaktır. Fakat işler hiç ummadığı şekilde gelişir çünkü yaşadığı küçük kasabaya aynı zamanda çalıştığı yere gelip yemek siparişi veren kişi çok ünlü bir oyuncu ve en yakın arkadaşının bayıldığı, hayran olduğu Jack Eversea'dir.


Onların yolu böyle kesişiyor işte. Ben bu iki karakteri sevdim. Her ne kadar kitapta az görmüş olsakta Jazz ve Joey de sempatik karakterler arasına girdi bile :D Kitap keyif kitabı gibi çok hoşuma gitti ve çok akıcı. Sonu tuhaf bitti ama ikinci kitabı alıp okumayı istiyorum. Böyle keyifli ve günübirlik biticek bir kitap. Keyifli vakit geçirmek için alın okuyun derim ve akıcı olduğu içinde sıkıntı olmuyor.


Kitap Alıntıları



"Sana hiç kendini beğenmiş olduğunu söyleyen oldu mu?Kendini beğenmiş değil. Kendinden emin. Arada fark var.”

"Birini önemsediğinde , onun acı çektiğini görmek ya da duymak istemezsin. Özellikle de elinden gelen bir şey yoksa."


"Sanırım hayatın boyunca çok fazla kendi başına kalmak zorunda kalmadın ?"
"Gerçek şu ki etrafın her dakika insanlarla çevriliyken de yapayalnız kalabiliyorsun."




Mayıs 08, 2015

Boğulan Kız - Caitlin R. Kiernan || Kitap Yorumu

Mayıs 08, 2015 0 Comments

Kitap: Boğulan Kız
Orjinal Adı: The Drowning Girl
Yazar: Caitlin R. Kiernan
Tür: Fantezi, Korku, Paranormal
Yayınevi: Optimum Kitap
Sayfa Sayısı: 344
Goodreads Puanı: 3,77
Benim Puanım: 3/5
Satın Almak İçin: Kitapyurdu - D&R - Okuoku.com














Arka Kapak
Indiana Morgan Phelps -akadaşları ona kısaca Imp der- bir şizofreniktir. Artık kendi aklına güvenemez çünkü hatıralarının ona bir şekilde ihanet ettiğine ve onu kendi kimliğini sorgulamaya ittiğine ikna olmuştur. Imp, gerçeklik algısıyla mücadele ederek kötü niyetli bir sirenle, ona yabani bir kız görünümünde gelen, yardıma muhtaç bir kurtla ya da çok ama çok daha tuhaf bir şeyle karşılaşmasına dair doğruları su yüzüne çıkarmalıdır.
Benim Yorumum

Kitabı bitirmem baya sürdü ama inat ettim ve bitirdim :D Kitabı okuyacaklara söylemek istediğim tek şey elinizde fazla tutmayın hemen okuyun çünkü kitap elde ne kadar kalırsa kitaptan o kadar fazla sıkılma oluyor. Bu arada kitabın orjinal kapağı çok hoşuma gitti bence kitaba daha uygun ama bizim kapakta fena sayılmaz güzel ve görsel bir kapak.

Kitabın konusuna gelirsek; Indiana Morgen Phelps arkadaşları ona Imp der bir şizofreni hastası. Tıpkı annesi, anneannesi gibi. Ayrıca Imp bir ressam her ne kadar inkar etse de aynı zamanda yazar. Şizofreni hastalığı nedeniyle unutkandır ve kendi aklına güvenemez, gerçek ile hayali birbirinden ayıramaz.

Imp kendi hayalet hikâyesini daktiloya yazarak anlatıyor ki bu benim hoşuma gitti. Kitapta onun düşünce ve duygularını, ikilem içinde olmasını ve neyin gerçek olup olmadığını sorgulamasını görüyoruz. Kitapta bir çok tarih ve tablo adı var burda yazarın ne kadar araştırmacı olduğu belli. 

Ben kitapta bazı yerlerde sıkıldım bazı yerlerde hoşuma giden şeyler oldu. Mesela başları ilginç ve kitabın sonuda baya ilginç. Ama ortaları biraz sıkıcı geldi. Bir şeyler fazla uzatılmış gibi. Mesela bir şeyi açıklarken çok fazla ayrıntıya girilmesi insanı bayıyor en azından beni. 
Herşeyin çözüme ulaştığı yer kitabın sonu. Kitaba başlamadan önce sonunun değişik olduğunu biliyordum ama böyle bişi beklemedim. Güzel bir son oldu. 

Kitap bir çok kitabın aksine kolay okunan bir kitap değil. Kitabı okurken sabırlı olunmalı. Kafa karıştıran cümleler, ilginç paragraflar yüzünden bir kaç cümleyi tekrar okuduğum doğru. Kitabın ortaları biraz durgun geçiyor ama başları ve sonu da bir o kadar akıcı. Bu tür sevenlere öneririm ama bu tür ilk defa okuyacaksınız sabırlı olmalısınız. Ben ilk defa bu tür okudum ve bana nasıl geldiğini tahmin edersiniz ama kitabın işlenilişi güzel ve şaşırtıcı noktaların olduğu yerler var. Dediğim gibi bu türü severek okuyanlara öneririm. 


Kitap Alıntıları

"Genellikle, sadece gerçek olmasını dilediğim şeyleri söylerim, sanki sesli söylersem gerçekleşebilirmiş gibi. Hüsnükuruntu. Büyülü düşünme, hasta zihnimin olmazsa olmazı. Gerçek olmayan şeyler söylüyorum çünkü gerçek olmalarına ihtiyacım var. "

"Anıları yakalayıp tutmayı becerebilseydim, o günü gül goncası ya da dört yapraklı yoncaymışçasına sayfaların arasına koyardım."

"Elimden geldiği kadar gülüyorum. Kurda kuşa yem olmamak için gülüyorum."

"Günün birinde hatırlamak isteyebilirsin. Bizi çok etkileyen bir şey olduğunda, onu unutmamak için elimizden geleni yapmalıyız. Bu yüzden not almak iyi bir fikir."

Kitaptaki boğulma sahnesi çok benziyor idi 

Nisan 30, 2015

Yemin Bozdum Yolunda - Müjde Aklanoğlu || Kitap Yorumu

Nisan 30, 2015 0 Comments
Adı: Yemin Bozdum Yolunda (1)
Yazar: Müjde Aklanoğlu
Seri: Bana sevmeyi Anlat #2
Yayınevi: Parola Yayınları
Sayfa Sayısı: 704
Goodreads Puanı: 3.89
Benim Puanım: 3/5

















Arka Kapak


ONLARIN AŞKI MUTLU MU BİTECEK?

Her şey bir yanlış anlaşılmayla başladı! Derin yeşil gözleri, beyaz, tazecik tenine düşen gece karası saçları ve dolgun kırmızı dudaklarıyla yakıcı bir güzellik: Peri!
Hayal dünyalarında yaşayan, peri kızlarından değil o! Onun hayatı, masal dünyalarındaki gibi hiç olmadı. Zaten masalların, ucuz aşk romanlarına inanmayı bırakalı çok olmuştu. Ta ki; gece yarısı uyku sersemi yaptığı bir hataya kadar!
Sınırsız serveti, baştan çıkarıcı cazibesi ve pervasız yakışıklılığıyla Eymen'in baştan çıkarıp elde edemeyeceği bir kadın yoktu. Öyle sanıyordu! Oysa Eymen, evliliğin erkekleri itaatkâr bir köleye çevirdiğini ve aşk acısının azap verici bir yıkımla, ehlileştirici etkisini düşünerek evlenmeyi kesinlikle istemiyordu. Geçmişte yaşadığı acı tecrübesi yüzünden, kapılar aşka kapanmış, yüreği sırlarla örtünmüştü... Artık aşka yeminliydi! Bir gece zorda kalıp bir otele uğradı ve uyandığında hayatının en büyük yanlış anlaşılmasıyla karşılaştı.

Böylece peri masalı başladı!

Tüm kadınlar kendisininken, o; sadece asi ve şartları olan bu kızı arzuluyor -Karısını!- ona sahip olabilmek için her yolu deniyordu. Peri isyan ettikçe cezbediyor, çekim alanından çıkmıyordu.
Bu iki inatçı âşıktan acaba hangisi galip gelecek? Önce hangisi pes edecek? Eymen dokunursa yanacak, bir ömür evli kalacak! Peri ise verdiği yemini bozmayıp arkasında kalmaya çalışacak...

İki Yemin, bir aşk.. Acaba hangisi kazanacak?..


Benim Yorumum

Yine bir kitap yorumuyla karşınızdayım heheh Bu sefer daha önce Bana Sevmeyi Anlat kitabını okuduğum -ki süper bir kitap ama rüzgar aşk ya hihiih :D- ve şimdi de Yemin Bozdum Yolunda kitabını okuduyup bayıldığım yazarlardan birisi Müjde Aklanoğlu. 
Gerçekten kalemi süper ve kitapları çok akıcı. Karakterler, kurgu, anlatım tarzı, kitabın duygusu bence çok iyi. İkinci kitap için gün sayıyorum keşke bir an önce çıksa. Kitabın 700 sayfalık bir roman olduğuna bakmayın hemencecik bitiyor. Yarım bırakmak gelmiyor insanın içinden ve eline alınca hemen kitaba kendini kaptırıyorsun. Ben elime aldığımda bir gecede 240 sayfa bitirdim resmen :D 

Eymen, Peri, Ecem ve azda olsa gördüğümüz Cem kitabın sevdiğim karakterlerinden. Diyalogları, atışmaları, kavgaları güzel ve eğlenceliydi.
Kitap süper, bazen güldüğünüz bazen üzüldüğünüz bazen de küfür edip dövmek isteğiniz bir sürü kısmı olan eğlenceli bir kitap. 

Kısaca konuya deginirsem; Peri ailesini kaybetmiş ve amcasıyla yaşayan bir kız. Yengesinin eziyetleri yetmiyormuş gibi bir de sapık bir kuzenle başı belada. Yengesinin verdiği işlerin yorgunluğuyla hemen dinlenip uyumak için odasına gider ve o gece çektikleri yetmezmiş gibi hayatı daha fazla altüst olur. 
Eymen ise yakışıklı, zengin bir iş adamı. Geçmişte yaptığı hatalar yüzünden yaralı bir adam. Bir arkadaşının düğünü için gittiği şehirde yaptığı bir gecelik hata hayatını sekteye uğratıp tamamen değiştirir.
İkisininde yaşadığı bazı şeyler var ve ettikleri yeminler var. Her ne kadar hayatlarını çıkmaza sürüklesede vazgeçemeyecek kadar bağlılar yeminlerine. 
Umarım bir an önce ikincisi çıkar çünkü çok merak ediyorum. Son bölümde olan olaylar yüzünden daha bir merak ediyorum. Bence sizde bu kitaptan keyif alıcaksınız bu yüzden okuyun ve ikinci kitap için gün sayın :D 


Kitaptan Alıntılar

"Sadece sevsen olmaz mı Eymen? Birazcık sevsen."

"Canım doktorculuk oynamak çekti. Yaramaz bir hasta doktordan korkunca, ben de kendim olayım dedim." diye dalga geçti. "Ufakken kızları böyle soyuyordum."

“Senden değişmeni istemiyorum! Senden hiçbir şey istemiyorum! Ben sadece sevilmek istiyorum. Babamın, annemi sevdiği gibi sevilmek. Onların yuvası gibi sevgi dolu bir yuva. Sen bunu bana verebilir misin?”

Nisan 27, 2015

Kuşatma ve Fırtına - Leigh Bardugo || Kitap Yorumu

Nisan 27, 2015 0 Comments
Kitap: Kuşatma ve Fırtına
Orjinal Adı: Siege and Storm
Yazar: Leigh Bardugo
Seri: The Grisha 2/3
Sayfa Sayısı: 448
Yayınevi: Martı Yayınları
Goodreads Puanı: 4.15
Benim Puanım: 4/5



















Tanıtım

Her zaman böyle olmayacak. Özgür kaldığın günlerin sayısı arttıkça hayatın kolaylaşacak… 


En güçlü Grishalardan biri olan Güneşin Elçisi Alina Starkov, Karanlıklar Diyarı'nda yaşanan faciadan kaçıp arkadaşı Malyen'le birlikte, arkasında bıraktığı dünyanın karmaşasından uzak kalacağını düşündüğü bambaşka topraklara doğru yola çıkar.

Ancak kaderinden ve geçmişinden kaçmak sandığı kadar kolay olmayacaktır. Karanlıklar Efendisi yenilediği gücü ve ölümcül planlarıyla yeniden karşısına çıkmaya hazırlanmaktadır. Alina'nın Karanlıklar Efendisi'ni yenmek ve terk etmek zorunda kaldığı Ravka'yı özgürlüğüne kavuşturmak adına gereken güce ulaşması için uzun ve tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkması gerekecektir.Kuşatma ve Fırtına'nın karanlık dünyasında Alina'yla birlikte kaybolacak ve oradan asla dönmek istemeyeceksiniz.

"Eşsiz ve büyüleyici tasvirlerin her sayfasında kendini hissettirdiği Kuşatma ve Fırtına'nın kendine özgü dünyası onu benzersiz kılan etkenlerden sadece biri."
-Booklist-

"Mükemmel bir kurgu ve aksiyonla harmanlanmış bu sürükleyici roman okurların hayal gücünü harekete geçirmekte oldukça başarılı."
-The Los Angeles Times-

"Bardugo yine fantastik edebiyatın nasıl yazılması gerektiğini ispatlar nitelikte bir romana imza atmış."
-The New York Times-

Kuşatma ve Fırtına'yı bitirdikten sonra onun daha önce okuduğunuz hiçbir kitaba benzemediğini anlayacaksınız."
-Publishers Weekly-


Benim Yorumum

Karanlıklar Efendisinden kaçmayı başaran Güneşin Elçisi Alina Starkov, Büyük Deniz'den geçer ve Cofton adında bir kasabada kalır. Hayatını kaçak yaşamak zorunda kalan Alina'nın yanında sadece Malyen vardır. Ancak kaderinden kaçmak sandığı kadar kolay değildir. Çünkü Karanlıklar Efendisi onları tekrar bulur ve esir alır.

İlk kitabı daha çok sevdim ama bu kitapta fena değildi pek içime sinmedi ama.. Kitabın başları sıkıcı ve insan bir yerden sonra tıkanıyor okuyası gelmiyor ama son bölümlerde biraz daha iyi oldu.

Karakterlere gelirsek ben Alina karakterini daha iyi bulmayı isterdim çünkü bazı şeyleri beni sinir ediyor. İlk kitapta da ikinci kitapta da fazla sevemedim. Kitaba yeni giren bir karakter var Sturmhond. Sturmhond Kitaba denizci olarak giriyor fakat okuyunca daha farklı şeyler olduğunu anlıyorsunuz. Sturmhond en sevdiğim karakter arasına girdi :D Eğlenceli ve komik bir yapısı var ve bu çok hoş. Umarım üçüncü kitapta da Sturmhond karakterini görürüz. Ayrıca yan karakterlerden olan Tolya ve Tamar'da güzel karakterlerden.

Kitapta ilk kitapta da olduğu gibi yine çeviri hataları ve tuhaf kelimeler var. Buna biraz daha dikkat edilse daha iyi olur aslında. Biraz ara verdikten sonra 3. kitabı da okuyacağım.

Kitabın Ön Okuması İçin tıklayın.




Alıntılar

"Zayıflık iyi bir kılıktır. Senin insan olduğunu bilmeleri gerektiğinde öyle davran ama asla öyle hissetme."

"İster prens olsun ister fakir biri, her insanın bir bedeli vardır."

“Ben bir korsanım, Alina,” dedi sakince. “Ben alabileceğim her şeyi alırım.”

“Kahramanların ve azizlerin sorunu ne biliyor musun, Nikolai?” diye sordum, atlasın kapağını kapatıp kapıya doğru giderken. “Genellikle sonunda hep ölüyorlar.”


Nisan 19, 2015

Kimliksiz - Selvi Atıcı || Kitap Yorumu

Nisan 19, 2015 0 Comments
Kitap: Kimliksiz
Yazar: Selvi Atıcı
Seri: Kayıp Şehir #1
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı: 592
Goodreads Puanı: 4.25
Benim Puanım: 4/5

















   Arka Kapak 
"Seni sevmekten nasıl vazgeçebilirim ki? Ben geçsem bile kalbim vazgeçmez..."

Deryal Yiğit, nam-ı diğer Kimliksiz... Kirli geçmişiyle, acımasızlığıyla, kadınlara değer vermeyişiyle bilinen karanlık bir adam... Garip takıntıları ve sadece kendine sakladığı sırlarıyla kendi çöplüğünden yarattığı krallığında hükümdarlığını süren Deryal'in hayatına Burcu bomba gibi düşmüştü.

Burcu, Deryal'in yeni takıntısı mı, yoksa hayatının yörüngesini tamamen değiştirebilecek olan tek kadın mıydı? Sırları ve çözemediği sorunlarıyla Deryal'in hayatına girmek zorunda kalan Burcu, omuzlarına binen tonlarca yükün arasında aşkı kaldırabilecek miydi?





Benim Yorumum

Kitap çok çabuk bitti ve cidden akıcı bir kitaptı. Yazarın kalemi gayet iyidi kitabı sevdim. Her kitapta olduğu gibi bunda da sevmediğim bir kaç yer oldu ama kitabın geneline bakılırsa güzel ilerleyen bir kitaptı. 

Deryal, kayıp şehir kulübünün sahibi ve acımasız, kirli geçmişe sahip bir karakter. Hayatı kötü geçmiş, ailesini kaybetmiş, bir çok kez hapse girmiş bir insan. Sokaklarda büyümüş ve ıslah evine girmiş lakabı kimliksiz olan biri. Bir gün kulüpte Burcu ile karşılaşır, onun zor durumda olduğunu ve yaşının küçük olduğunu düşündüğü için onu korumaya çalışır fakat neye bulaştığından bir haberdir. 
Adem, Deryal'in en yakın arkadaşı - ademe bayıldığımı söyleyebilirim eheheh- ve sağ koludur. Adem'e göre Burcu, Deryal için sadece bir takıntıdan ibarettir. 
Burcu ise ailesini kaybetmiş, sadece kardeşi ve bir amcaya sahip bir karakterdir. Sırları olan ve hayatı zor geçen bir kızdır. 
Şirin Deryal'in kulübünde çalışan ve adı gibi şirin bir kızdır. Ben Adem ve Şirin'in atışmalarını, sürekli didişmelerini ve diyaloglarını çok sevdim. Kitabın en sevdiğim yanlarından birisi bu çiftti. 

Karakterleri çok sevdim ve kitaba hemen ısındım. Zaten kitaba başladığınız an sizi içine çeken bir kurgusu var. Deryal ve Burcu bir yana Adem ve Şirin karakterlerini de çok sevdim. Bana çok sempatik geldiler.  

Deryal'in Burcu'ya duyduğu aşk ve sahiplenme, kötü geçen hayatı, yaşanılan olaylar güzeldi. Ben sadece kitabın sonlarına doğru yaşanan bir olayı çok sevdiğimi söyleyemem ama kitap yinede güzel bir yazım tarzına, kurguya ve sempatik karakterlere sahip. Okuyucuyu içine çeken sıcak bir anlatımı var. Gelelim kitaptan alıntılara :)


Alıntılar

"Nesin sen? Ahlak zabıtası mı?" "Aslında Süpermen, ama giysilerimi giyecek ve pelerinimi  takacak zamanım yoktu." 

"Sen ne işe yarayacaksın peki?" diye sordu dişlerinin arasından. "Seni çalıştırıyorum ya. Yetmez mi?""Sen...""Evet." Adem dev gibi boyuyla genç kızın üzerine eğildi. "Ben?" diye sordu. "Sen çok..." Genç kızın yanakları sinirle kızarmıştı."Çok yakışıklıyım, değil mi? Biliyorum canım, nutkun tutuldu. Ben anladım, sen üzülme."

"Seninle birlikte olmak, uçaktan paraşütsüz atlamak kadar güvenli.""Abartma lütfen." dedi Deryal ciddi bir tonla. "O daha güvenli" 


"Hayatta üç önceliğim var," dedi.
"Üçüncüsü; arabalarım, İkincisi; Adem..." ardından duraksayıp genç kızın gözlerine baktı. Burcu fısıltıyla,
"Birincisi?" diye sordu.
Ama Deryal, bu sorunun içinde Burcu'nın kendi beyninde oluşturduğu cevabı görmüştü. Onun yanılacağını tahmin etmişti.
"Onun gözlerinin içine bakıyorum."

Nisan 16, 2015

Kurtlara Söyle Eve Döndüm - Carol Rifka Brunt || Kitap Yorumu

Nisan 16, 2015 2 Comments
Kitap: Kurtlara Söyle Eve Döndüm
Orjinal Adı: Tell the Wolves I'm Home
Yazar Adı: Carol Rifka Brunt
Sayfa Sayısı: 512
Yayınevi: Martı Yayınları
Çevirmen: Bahar Çelik
Goodreads Puanı: 4.03
Benim Puanım: 5/5













Tanıtım


Aşk insanı büyütür; önce hissettirdiği tarifsiz mutluluk sonra kaybetmenin verdiği derin acıyla...

Günün birinde kimselere bahsedemeyeceğiniz türde bir sevgiye kapılırsanız?

En derine gömmeniz gereken ve ne kadar uğraşsanız da bir türlü peşinizi bırakmayan. Yok olup gideceğine zamanla daha da büyüyerek varlığınızı kaplayan ve sonunda ta kendiniz olup size dönüşen bir sevgiye?

Her bitişin yeni başlangıçlara açılan bir kapı olduğunu hatırlatan Kurtlara Söyle Eve Döndüm, önyargıların yalnızca gerçek sevgiye boyun eğdiğinin de güzel bir kanıtı...




Benim Yorumum

Kitabı şimdi bitirdim ve bekletmeden yorumumu atayım dedim :) Biraz fazla elimde kaldı ama kitabı okumaya vakit ayıramadım elime alsam bir şey oluyordu ve bende bırakmak zorunda kalıyordum. Ama bugün elime alıp bugün bu kitabı bitireceğim abi dedim :D 

Öncelikle kitap güzeldi. Ben kitaba duyguların çok iyi yansıtıldığını düşünüyorum zaten son sayfalarda arada bir durup göz yaşlarımı siliyordum. June mükemmel bir karakter ki zaten kitabı June'nun dilinden okuyoruz. Tam bir ortaçağ hayranı. Ormana gizlice gidip kendisini ortaçağda hayal ediyor. Bu hikayeyi güzel kılan özelliklerden birisi. 

Finn, June'nun vaftiz babası aynı zamanda dayısı. June'nun annesi ve finn arasında geçmişten gelen kırgınlıklar var. Bu yüzden arada bir soğukluk oluyor ama bu June ve Greta'nin dayılarıyla görüşmesine engel değil. 

June ve Greta iki kız kardeş ve birbirlerinin en iyi arkadaşları. Fakat finn ortaya çıkınca iki kardeşin arasına ister istemez bir soğukluk giriyor çünkü june ilgisini neredeyse tamamen  Finn'e yöneltiyor. Fakat Finn AIDS. Bulaşıcı bir hastalık, kanser. Finn, kanserden ölünce Greta, June ile yine eskisi gibi olacağını zanneder fakat araya Toby girer. Toby, Finn'in arkadaşı yani sevgilisi. Anlaşılacağı üzere ikiside gay.

Finn çok iyi bir ressam. Bir çok resmi var ve Greta ile June'nun da bir portresini çiziyor. Portredeki gizli detaydan - bunu sadece june biliyor- kitabın adının aslında bu portreden geldiğini anlıyoruz. 

Kitabın kurgusu çok iyi. Akıcı ve merak uyandıran bir kitap. Herkesin okumasını istediğim türden güzel bir kitap. 



Alıntılar


''Belki de tek istediğim Toby'nin kalbimdeki karanlık ormanda yaşayan kurtların ulumalarını duymasıydı. Belki de o, bu anlama geliyordu. Kurtlara Söyle Eve Döndüm.''

"Senin için dileğim bu." demişti. "Senin, dünyanın en iyi insanlarını tanımanı istiyorum yalnızca."

"Her yer öyle sessizdi ki. Keşke hayatta bir tek şeyi düzeltebilsem diye düşündüm. Tek bir şeyi ve bunu bile yapamadım. Birkaç tane siyah düğme çizmeyi bile başaramadım."